Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Hedef

 
Ünal Bolat

Tehlikenin farkında mısınız?


Ama biz, her biri cicili bicili ambalajla marketlerin en göz alıcı reyonlarını süsleyen bu gıdaların, eğer GDO’lu ürün kategorisinde iseler, kendimize ve çocuklarımıza zarar vermeye aday ürünler olduğunu unutmamak gerektiğini hatırlatmak isteriz. Nedir mi GDO? "Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar"

Evinize bir gizli kamera yerleştirseydiniz.
Her sabah siz evden çıkarken çocuğunuzu teslim ettiğiniz bakıcınızı takibe alsaydınız.
Onun, çocuğunuza her gün özellikle kanserojen madde içeren gıdalar yedirdiğini görseydiniz.
Ne yapardınız?
O vicdansız bakıcıya cezasını kendi ellerinizle mi verirdiniz?
Yoksa o gıdaları eve kimin getirdiğini mi araştırırdınız?
Ya da ürpererek de olsa, kendinizin de bakıcınız gibi öz çocuğunuza aynı gıdaları yedirdiğinizi itiraf mı ederdiniz?
“İnsan kendi çocuğuna bunu yapar mı?” demeyin.
Yapar… Hem de herkesten daha fazlasını yapar…
Var mısınız bir test yapalım birlikte?
Sonra da vicdansız bakıcıdan (!) ne kadar farkınız olduğuna karar verelim.
Korkmayın, sizi kameraya alan yok. Kendi vicdanınızla baş başa cevap vereceksiniz.
Çocuğunuza bakıcınız gibi hazır mama mı yediriyorsunuz, kendiniz mi hazırlıyorsunuz?
Dişleri çıkmaya başladığı andan itibaren ona bisküvi yediriyor musunuz?
Ya kraker? Kaplamalı çerez… Boyalı şekerleme… Çikolata… Gofret… Puding… Hazır çorba vb…
Bu sorulara “hayır, bunları yedirmiyorum!” diyorsanız, kenara çekilebilirsiniz.
Vicdansız bakıcı (!) gibi bu tür gıdaları yiyenler ve çocuklarına kendi elleriyle yedirenlere gelince…
Kendilerine cezayı yine kendi elleriyle mi verirler? Kabahat kendilerinde olunca vaz mı geçerler, orasını bilemeyiz.
Ama biz, her biri cicili bicili ambalajla marketlerin en göz alıcı reyonlarını süsleyen bu gıdaların, eğer GDO’lu ürün kategorisinde iseler, kendimize ve çocuklarımıza zarar vermeye aday ürünler olduğunu unutmamak gerektiğini hatırlatmak isteriz.
Nedir mi GDO?
"Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar"
Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizma.
Ve bugün GDO’lu ürünlerin istilasıyla karşı karşıyayız. Mısır, patates, domates, pirinç, soya, buğday, kabak, balkabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kolza, papaya vb.
Üretimi sırasında GDO kullanılmış o kadar ürün var ki saymakla bitmiyor.
“Mısır” ve “soya” genleri ile oynanan ürünlerde ilk sırayı alıyor. Dolayısıyla bu bitkilerden üretilen yan ürünlerin GDO’lu olma riski de yüksek.
Yüksek ama mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakaroz, früktoz içeren gıdalar hem de günlük tüketim maddeleri arasında yer alıyor.
Ve…
Özellikle çocuklarımıza kendi ellerimizle yedirdiğimiz kimi bisküvi, kraker, kaplamalı çerezler, pudingler, bebek mamaları, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, bitkisel yağlar, maalesef GDO riski taşıyor.
Sadece mısırdan bu yolla üretilen ve çeşitli gıdalarda bileşen veya katkı maddesi olarak kullanılan yan ürün sayısı 700'ü, soyadan üretilen türevlerinin sayısı ise 900'ü buluyor.
İşin daha vahimi, Türkiye'de GDO’lu tohum yasak olmakla birlikte, bu tip yan ürünlerin ithalatının kontrolü yok ve girişler sadece beyana dayalı. Dolayısıyla ülkemizde GDO içeren ürünlerin satılma riski çok ama çok yüksek.
Şimdi ülkede bunca hararetli konular varken, niçin mi böyle eften püften (!) konularla vaktinizi aldım?
Asıl tehlikenin farkında olalım diye
Lösemili Çocuklar Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üstün Ezer’in şu cümlelerine kulak verelim diye:
“Tüm kanser vakalarında olduğu gibi lösemide de büyük bir artış var. Hastalara her yıl bin 500 yeni hasta ekleniyor.”
“Kanserojen maddelerdeki artış, lösemi vakalarındaki artışın en önemli nedenleri arasında.”
“Özellikle çocuklar tarafından tüketilen besinlerin çoğu kimyasal katkılar içeriyor.
“Çocukların tükettiği besinlerdeki çoğu kimyasal katkılar, kontrolsüz ve ölçüsüz kullanılıyor.”
Korkmayın…
Cumhuriyetimize bir şey olmaz…
Önemli olan cumhuriyeti tehlikelere karşı koruyacak olan çocuklarımızın yok edilmekte olan sağlığı…
Asıl tehlike burada…
Bilmem farkında mısınız!?


unalbolat@netbulmail.com

Bu yazı toplam 2718 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002