Kasım 2008

Ö T E S İ

 

27.05.2017 



Gerçek

 
Özdemir Özsoy

Seni unutamayız


Öncü idin, münci (kurtuluşa yönelten) idin. Kendine özgü ve sana çok yakışan öyle bir tevazu içindeydin ki önde gittiğin sezilmezdi. Birçok yeteneğin gibi bunu da gizli tutardın. İşte yine önde gittin, yine öncülük yaptın. Takdir-i ilâhî böyle tecelli etti. Buradaki hikmeti, gönül dostların, arkadaşların zamanla daha iyi yorumlayacaklardır. Bütün dostlar, kederli ailen ve masum, sevimli yavruların gün geçtikçe seni daha iyi anlayacak ve değerlendireceklerdir.

Biz senin vefatınla neyi kaybettiğimizi hâlâ pek anlamış değiliz. Şaşkınlığımızı bir türlü üzerimizden atamıyoruz. Belki de bu böyle sürüp gidecek. İlâhî takdire rıza göstermemek –hâşâ- hiçbirimizin aklından bile geçmez. Ama, diyoruz ya, şaşkınız işte. Çünkü senden beklediğimiz çok şey vardı. İşte böylece bir başka “takdir” tecelli etmiş oluyor. İçinde yaşadığımız topluma böyle bir hizmet nasip olmayacak demek ki… Bunun hikmetini bilemiyoruz.
Şurası bir gerçektir ki seni iyi anlayabilmiş, iyi değerlendirebilmiş değiliz. Hâlâ da öyle… Gerçek değerlerin bozuk para gibi tedavüle sürüldüğü şu ülkede, meslektaşın dediğimiz insanlar arasında hiçbir meziyeti olmayan kimseler nasıl da pazarlanıyor. Hem şöhret oluyorlar hem servet yapıyorlar. Eline su dökemeyecek bu kişiler gibi seni de baş tacı yapacak basın patronları varken bunlara hiç itibar etmedin. Böyle bir şeye hiç ihtiyaç duymadın. Kendi diktiğin fidanı özenle yetiştirmeye çalıştın.
Ondan da vazgeçtik; aynı ülkü uğruna birlikte yola çıktığınız arkadaşların kiminin nefesi yetmeyince, kimisinin de boyu yetmeyince kırılmadın, umudunu yitirmedin. Onlara sitem bile etmedin. İnanıyordun, her şart altında bir şeyler yapabileceğimize inanıyordun. Muhalefetiyle, muvafakatiyle siyasî kurumların kısırlığı seni üzüyordu. Ama bu kısır döngüyü kırabilecek bir yol bulacağımıza inanıyordun.
Birlikte yola çıktığın arkadaşlarının kırk yıllık çilesini sen şu kısa ömrün boyunca çektin. Onların sıkıntılarını omuzlarında taşıdın, yüreğinde yaşadın.
Hatırlar mısın, konuşmuştuk. Bir şeyler yapacaktık. Yapılabileceğine aklımız yatmıştı. Milletin “mâkus talihinin” yeniden kırılması gerekiyordu. Destek gibi görünen zayıf kolonlara güvenmeyecektik. “Yürük at yemini kendi artırır.” demiştik. Önce ıstıfa (ayıklanma) gerekiyordu. Sayıdan çok nitelik ve yetkinlik önemliydi. İnanç ve ülkü olmadan hiçbir şey yapılamayacağını yaşayarak görmüştük. Genleriyle oynanarak yönleri değiştirilenleri bir süre kendi haline bırakmalıydık. Yürekli olanlar nasıl olsa aslına döneceklerdi. Beklenilmesi gereken süre, şimdiye kadar kaybedilen zaman yanında pek fazla sayılmazdı. Yeter ki bilinçli davranılsın, artık aynı oyunlara gelinmesin.
Öncü idin, münci (kurtuluşa yönelten) idin. Kendine özgü ve sana çok yakışan öyle bir tevazu içindeydin ki önde gittiğin sezilmezdi. Birçok yeteneğin gibi bunu da gizli tutardın.
İşte yine önde gittin, yine öncülük yaptın. Takdir-i ilâhî böyle tecelli etti. Buradaki hikmeti, gönül dostların, arkadaşların zamanla daha iyi yorumlayacaklardır. Bütün dostlar, kederli ailen ve masum, sevimli yavruların gün geçtikçe seni daha iyi anlayacak ve değerlendireceklerdir.
Kardeşimiz, arkadaşımız ve çok sevdiğimiz bir evlâdımız idin. Senin sesini dostların hep duydular, şimdi de duyuyorlar.
Genç yaşında adın gibi “olgunluk” timsaliydin. Sana bir gerçeği anlatmak için uzun konuşmaya gerek yoktu. Çünkü gerçekleri gören ve yaşayan bir ülkücü idin.
Bir zamanlar yine bu ülkenin acılarını yaşamış bir şair adaşın da sesini duyurmak için nasıl feryat ediyordu:
Cedvel-i simin kenarından bu âvâzın Kemal
Koptu bir fevvare-i zerrin gibi mâhurdan
Bu dünyaya daha pek çok hizmet verecektin. Ömrün vefa etmedi. Sevgili evlâdımız Kemal!
Biz toplandık, kabrine geldik. Helâllik istediler, yürekten “Helâl olsun!” dedik. Asıl bu dünyada senin hakkın var. Bizim üzerimizde hakkın var. Biz de helâllik istiyoruz sen de bize hakkını helâl et!


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 13347 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
           
       
 
   

Karahan 2002