Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Ölçü

 
Cem Sökmen

Nobel koalisyonu ve sınırlar arasında


Aralık ayının son günlerinde Nobel ödülünü ve İsveç’i konu edinen “Sınırlar Arasında” programı hakkında yoğun tartışmalar yaşandı. Bu tartışmalar değişen dünyanın dönüşen insanları tarafından nasıl koalisyonlar ve çıkar birliktelikleri kurulabileceğini de gözler önüne serdi. Küreselleşmenin bu kadar net ifadelerle sorgulanması birilerini fena halde rahatsız etti ve eteğindeki taşları dökmek için hazırkıta bekleyenleri harekete geçirdi.

Peki, Banu Avar bu programda ne yaptı? İsveç’in çelişkilerini ve gerçek yüzünü ortaya koydu. Orhan Pamuk’u ödül aldıktan sonra ilk kutlayanların Ermenistan ve Fransa olduğunun altını çizdi. Medyadaki oryantalist-kapitalist yazarların bize örnek gösterdiği İsveç’in hem alkolizmin hem de ruh hastalıklarının büyük boyutlarda yaşandığı bir ülke olduğunu anlattı. Nedense hep bize olumlu anlatılan, örnek gösterilen ülkelerden birinde ırkçılığın en önemli sıkıntılardan biri olduğunu ifade etti. Banu Avar konunun siyasi boyutunu bilerek veya bilmeyerek göz ardı edip salt edebiyat hadisesi olduğunu zannedenlere şu sözlerle sesleniyordu: “Benim ilgi alanımda Türkiye’yi eleştiren ve seven ülkeler var. Ben bunların arkalarındaki amaçlarla ilgileniyorum. Bu çerçevede verilen ödüllere, övgülere bakıyorum. Orhan Pamuk da bu bakımdan sadece bir ayrıntıdır. O kadar. Türkiye’ye kriter dayatan Avrupa ülkelerindeki uygulamalara ışık tutuyorum. Kendi ülkelerindeki durumu yerinde inceleyip, bize kriter dayatanların içinde bulunduğu gerçeği Türk halkına gösteriyorum. İsveç’le ilgili yaptığımız program da bu kapsamda hazırlanmıştır.” Program içinde gerçekleştirilen röportajlarda İsveç’te yaşayan Türkler, İsveç’te her şeyin yazılıp haber yapılamayacağını, gazetecilerin otosansür uyguladıklarını söylüyorlardı. Bizdeki İsveçsever gazeteciler neden işin bu boyutlarıyla ilgilenmezler? Neden bunun yerine “Banu Avar 216’dan yargılansın” derler?
KRİTERLER ve ÇELİŞKİLER
Küresel hegemonyanın hoparlörlüğünü yapan, ona şirin görünmeyi şiar edinmiş olan kalemşorlar Banu Avar’ın tespit ve tenkitleriyle çılgına döndüler. Hâlbuki burada düşünce ve sorgulama vardı. Normal şartlarda bundan rahatsız olmanın gereği yoktu. Düşünce özgürlüğü diye yıllardan beri ortalığı ayağa kaldıran, Türk milletinin bütün mukaddeslerine saldıran, kültürünü hor gören ve hiçe sayan, bu topraklara aidiyet hissetmeyen bu güruh arkadaşları hakkındaki farklı bir düşünceye tahammül edemediler. Çünkü onlar tekelci bir dünya tasavvurunun askerleri oldukları için özgürlüğün sadece kendi hakları olduğunu düşünürler. Onlar sahip oldukları bütün imkânları kendileri gibi düşünmeyenleri tasfiye etmek için kullanırlar. Onlar, “hariç”ten gazel okurlar sadece. Onlar her türlü şekle girebilirler, dün ak dediklerine bugün kara diyebilirler. Dün teröristle kol kola girip bugün irtica geliyor diyebilirler. Bazen sosyalist geçmişlerini hatırlarlar, bazen de gerçekleri görmekten ve kapitalizmin faydalarından bahsederler. Ama oryantalizmi hiç terk etmezler. Çelişki, kendileri için asla değil yalnız ötekileştirdikleri için akıllarına gelebilecek bir kelimedir. Bu yüzden dinamiti bulan, dünya silah sektörünün en önemli isimlerinden olan Alfred Nobel adına “Barış ödülü” verilebilir.
BU KOALİSYON NEREYE GİDER?
Alev Alatlı’nın “Schrödinger’in Kedisi” romanındaki ifadeleriyle “Dünya vatandaşları için tek bir hedef vardır. Bu hedef, ekonomik aklın görkemli koalisyonuna kabul edilmek, tekte erimektir. Tüm insanlık için düşünüldüğünde, KOALİSYON’la bütünleşme, bugün henüz bir ütopya olmakla beraber, insanlığın nihai hedefidir.” Alev Alatlı’nın bahsettiği koalisyon, bizdeki Nobel koalisyonunun yana yakıla dahil olmak istediği yerdir. Nobel koalisyonu geçmişte ve bugün ne olduklarını iddia ederlerse etsinler artık küresel hegemonyaya biat etmekte buluşanların adresidir. Nobel koalisyonu Tarık Buğra’nın Firavun İmanı”, Kemal Tahir’in de “Yol Ayrımı” romanlarıyla anlatmaya çalıştıkları fırsatçılık düzeneğinin günümüzdeki versiyonudur. Nobel koalisyonu devletin sunduğu imkânları devleti aşındırmak için kullanmanın adıdır. Nobel koalisyonu özel çabalarla yüzeyselleştirilen bir kamuoyunu istismar etmenin, nerede yerli duruş görse onu marjinal ilan etmenin diğer adıdır. Nobel koalisyonu samimiyet ve idealizmin köküne kibrit suyu dökülen zemindir. Nobel koalisyonu, ayakları bu topraklara basmayan, iddiasını taşıdıkları muhafazakarlığı hiç uygulamayan bazılarının dahil olmaya kalktıkları yerdir. Nobel koalisyonu bu boyutlarda iken Türkiye’deki medyanın dilini, yazılanları ve söylenenleri çözümleyecek, aslında ne söylediklerini ve kimlerle nelerin pazarlığını yaptıklarını ortaya çıkaracak bir bilgilenme hareketine ihtiyacımız var. Değişimleri, dönüşümleri, belirsizleşmeleri, omurgasızlaşmaları, anlam kaymalarını doğru tespit etmeye ve yorumlamaya ihtiyacımız var.
İşte bu bilgilenme/bilgilendirme/yorumlama gerçekleşirse Nobel koalisyonunun karşısında yerliler ve yerlilik olacaktır. Dönüşürken gözleri dönenlere de Kemal Tahir’in sözlerini hatırlatmak istiyoruz: “Yerli olunmadan hiç bir sey olunmaz, adam bile olunmaz. Çünkü yerli olunmadan gerçekten namuslu olunamaz.”


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 2874 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002