Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



Aykırı Rüzgâr

 
Mustafa Can

Yıldız sektör gemi inşası


Butik tersanecilik dediğimiz kimyasal gemi inşaatında Türkiye artık aşılması zor farklar atmıştır. Artık tonajları büyütmenin zamanıdır. Yat inşasında ise dünyanın sayılı yat üreten devletlerin peşinde ama onlardan hızlı koşmaktayız. Bir de bu işin tamir kısmı var. Gemiler de arabalar gibi eskirler ve yine aynı taşıtların trafik kontrolünden geçtiği gibi kontrolden geçerler.

Sayın Bakanımız Kürşat Tüzmen sektörleri önemine göre sınıflandırmış ve otomotiv sektörünü de ‘yıldız’lamıştı! Rakamlarla konuşmak aldatıcıdır. Ben yönlendirmek maksadı ile fikrimi destekleyen rakamları kullanarak bu hataya düşmeyeceğim. Bunu kısacık bir örnekle süslersek örneğin; dış ticaret açığımız yıllık 30 milyar doları geçti. İşte size batma sinyalleri. Gelelim diğer tarafa; evet öyle ama “Bıyıklı Yabancılar” dediğimiz off-shore firma sahiplerinin firmalarına aktardıkları rakam 40 milyarı aşmaktadır. Bu para da piyasadan çıkmamaktadır. Gördünüz mü biri batırıyor biri çıkarıyor.
Otomotiv sektörü artık tamamen otomasyona geçmiştir ve otomotiv firmaları iç piyasada satış yapamazlarsa piyasadan çekilmektedir. Bu demektir ki sermaye-yoğun olan bu sektör piyasaya para aktarırken belki de daha fazlasını geri götürmektedir. Bakınız Opel örneği, kapattılar fabrikalarını.
Tersane sektörü ise bence “Yaldızlı Yıldızlı” sektör olmalıdır. Her şeyden önce yatırımcıların iç piyasadan pay kapma gibi bir beklentisi yoktur. Otomotiv sektörü ile kıyaslandığında emek-yoğun bir sektördür. 5000 tonluk bir geminin yapımı 8-9 ay sürmekte ve bu gemi en az 100 adam/gün istihdam sağlamaktadır. Şu anda tüm tersanelerin 2010 yılına kadar dolu olduğu ve yalnızca Tuzla’da 30’a yakın yeni inşanın devam ettiğini düşünürseniz nasıl bir sektörden bahsettiğim gözünüzde canlanır.
Butik tersanecilik dediğimiz kimyasal gemi inşaatında Türkiye artık aşılması zor farklar atmıştır. Artık tonajları büyütmenin zamanıdır.
Yat inşasında ise dünyanın sayılı yat üreten devletlerin peşinde ama onlardan hızlı koşmaktayız.
Bir de bu işin tamir kısmı var. Gemiler de arabalar gibi eskirler ve yine aynı taşıtların trafik kontrolünden geçtiği gibi kontrolden geçerler. Tabii yaratacağı facialar çok büyük olduğu için tartışmasız olarak çok daha fazla incelenirler. Deniz taşıtları yıllık, 2 yıllık ve 5 yıllık kontrolden geçerler. 5000 tonluk 20 yaşında bir gemi 5 yıllık kontrole eğer tersanelerimizde girerse, bir ay içinde bırakacağı para 300.000 dolar ile 1.000.000 dolar arasıdır. Bu paranın içinde dışarıya giden paranın oranı yüzde 10 bile değildir.
Her ne kadar Avrupalı bizi Asyalı kabul etse de iş yaptıracağı zamanlarda bizim Avrupalıya en yakın doğulu olduğumuzu kabul ederler. Oysa ben onlardan hem seciye olarak hem de üretkenlik olarak çok daha üstün olduğumuzu biliyorum, bırakalım onlar öyle bilsinler. Gemilerinde personel olarak çalıştırdığında ise tamamen Avrupalı kabul ederler. Yani bizim Uzak Doğu ile rekabetteki en büyük avantajlarımızdan birisi hem coğrafi hem de düşünce açısından sermayeye yakın olmamızdır.
Böyle yaldızlı yıldızlı bir sektörü daha nasıl büyütebiliriz diye düşünmeli ve sırayla; 1. Yer tahsis etmeliyiz, 2. Alt yapısını hazırlamalıyız, 3. Eğitilmiş alt kademe ve orta kademe adam yetiştirmeliyiz, 4. Tersane işletmelerine ucuz hatta hibe şeklinde kredi tahsis etmeliyiz. Bunları dünya gemi inşa sektörünün büyümesini de gözönüne alarak önümüzdeki 10 yıllık – 20 yıllık ve 50 yıllık planlarla yapmalıyız.
Yine Denizcilik Müsteşarlığı’na iş düşüyor, bunları yapması gereken ve yapabilecek tek kurum. Sanırım bunları yapmak çok zor değildir. Sadece ufkun ötesini bakabilsek!!!
Yaşam yelkeniniz rüzgârla dolsun.


cerencigil@yahoo.com

Bu yazı toplam 4500 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002