Kasım 2008

Ö T E S İ

 

09.12.2019 



TeknoVizyon

 
Nilüfer Yalçın

Üniversite-Sanayi İşbirliği


Üniversite-sanayi işbirliği kavramı üniversitelerin mevcut olanakları ile sanayinin mevcut olanaklarının birleştirilerek bilimsel, teknolojik ve ekonomik yönden güçlenmeleri için ortaklaşa yaptıkları sistemli, belli bir plana dayanan çalışmaların bütünüdür.

Hem üniversiteye, hem sanayiye, hem de topluma fayda sağlamak üzere belli bir sistem dâhilinde birleştirilerek yapılan tüm eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve diğer faaliyetlerin tümü üniversite-sanayi işbirliğinin bir başka tanımı olarak karşımıza çıkmaktadır. Her alanda sürekli değişimin yaşandığı günümüzde gelişmiş ülkeler kendi refah seviyelerini yükseltmek için teknoloji üretebilen ve bilgiye sahip yüksek seviyede eğitilmiş toplumlar oluşturmayı hedeflemişlerdir ve bunu realize etmektedirler. Günümüzde teknoloji geliştirmeyen, innovasyon yapmayan bir ülkenin ekonomik anlamda bağımsız olması neredeyse imkânsızdır. Bilgiye sahip olmak ve bu bilgiyi teknoloji üretimine dönüştürmek, innovasyon yapabilmek için gerek üniversitelere, gerekse sanayiye önemli görevler düşmektedir. Üniversitelerin temel görevi eğitim ve öğretim hizmeti vermektir. Buna ilaveten, üniversitelerin en önemli görevlerinden biri de temel ve uygulamalı alanlarda araştırma yapmaktır. Yapılan temel araştırmalar ile bilgi üretmek ve/veya mevcut bilgilere yenilerinin katılması hedeflenmektedir. Günümüzde ülkelerin rekabet güçleri pazarlanabilir mal ve hizmet üretimlerinin ötesinde, bunların ne ölçüde ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değer taşıdıklarına bağlı hale gelmiştir. Teknolojinin en temel girdisini oluşturan bilginin temelinde ise bilimsel araştırmalar yatmaktadır. Teknolojiye dayalı rekabet gücüne sahip gelişmiş ülkelerin aynı zamanda bilimsel araştırma geleneğine sahip ve evrensel bilime en fazla katkı yapan ülkeler olması bu ilişkinin somut bir göstergesidir. Gelişmiş ülkelerde, ulusal bilim politikalarının oluşturulmasında bilim ve teknoloji kavramları birlikte ele alınmaktadır. Gelişmiş ülkelerde uygulamaya yönelik bilimsel araştırmaların sanayi ile işbirliği çerçevesinde yaygınlaştığı, yapılan temel araştırmaların mevcut ürün veya proseslerde iyileştirme veya yeni ürün/proses geliştirme hedefli olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Ülkelerin kalkınmışlık düzeyini o ülkedeki sanayinin gelişmişlik düzeyi belirlemektedir. Bir ülkedeki sanayi, hangi alanda olursa olsun kendi teknolojisini kendisi üretebiliyorsa rekabet koşullarının giderek arttığı küreselleşen dünyada varlığını sürdürebilme şansı da o ölçüde yüksek olacaktır. Bu da ancak güçlü bir üniversite-sanayi işbirliği ile mümkün olabilir. Bugün ülkemizde üniversitelerin sanayiden, sanayinin de üniversitelerden ileride olduğu birçok alan olmasına rağmen, ülkemizde üniversite-sanayi işbirliğinin olduğundan söz etmek yanlış olur. Üniversitelerimiz teknoloji geliştirecek, innovasyon yapacak bilgi ve insan gücü potansiyeline sahiptir. Bunun en büyük göstergesi ülkemizin bilimsel yayın sıralamasında 12 yılda 44. sıradan 22. sıraya yerleşmesidir. Ancak patent sayımıza baktığımızda, ne yazık ki bilimsel yayın sayısında gösterdiğimiz başarıyı bu alanda gösteremediğimizi görüyoruz. Bir başka deyişle, biz bugün gelişmiş ülkelerle en az eşit düzeyde olan üniversitelerimizdeki bilgi ve insan gücünü gelişmiş ülkelere kullandırıyoruz, onlara çalışıyoruz. Bu nedenle, Türkiye vakit kaybetmeksizin, öncelikle mevcut Ar-Ge kaynaklarının daha etkili ve verimli kullanılmasına yönelik mekanizmaların oluşturulmasından başlayarak, Ar-Ge’ye ayrılan bütçeyi gelişmiş ülkelerin alt seviyesi olan en az yüzde 2’ye çıkartarak, üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde öncelikli alanlarda teknoloji geliştirme ve uygulama konusunda gereken adımları atmalıdır. Kendi teknolojisini geliştirmelidir.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002