Kasım 2008

Ö T E S İ

 

14.12.2019 



Zekice

 
Zeki Hacı ibrahimoğlu

Yargıya sıkılan kurşun


Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşundan bu yana böyle vahşi bir saldırı ile karşı karşıya kalmamıştır. İş bu noktaya neden gelmiştir? Bu olayın arkasında kimler vardır? Ve neden yargı seçilmiştir? Anayasamıza göre güya kuvvetler ayrılığı var, yani yasama, yürütme ve yargı erki ayrıdır ve birbirlerine müdahale hakları yoktur. Ama Anayasadaki bu ayrılık sadece sözde kalmaktadır.

Yürütmenin yargı üzerindeki baskısı her gün biraz daha artmakta ve yargı bağımsızlığına gölge düşmektedir. Yargı bağımsızlığına kimler gölge düşürmektedir? Böyle bir yetkileri var mıdır? Başbakan, Bakanlar, Milletvekilleri yargıdan lehlerine bir karar çıktığında yargının çok güzel bir iş yaptığını beyan ediyorlar ancak az da olsa aleyhlerine bir karar çıktığında yargıya açıkça saldırmaktan geri kalmıyorlar.
Hâlbuki yargıya saldıracakları yerde hukukun üstünlüğüne inanıp yasal yollara başvurmayı deneseler çok daha iyi neticeler alacaklarına inanıyorum çünkü hukuk herkese lazımdır.
Danıştay’da bir karar verildi; başörtüsü konusuyla ilgili bunun içeriği araştırılmadan Danıştay’a yapılan sözlü saldırılar arkasından silahlı saldırıyı getirdi. Önce Vakit gazetesi diye bir gazete kararı eleştirmekle kalmadı kararı veren dairenin hâkimlerinin renkli fotoğraflarını basarak işte o hâkimler diye hedef gösterdi.
O zaman kimse bu gazetenin yetkililerine sormadı, “siz niye bu fotoğrafları bastınız.” diye. Daha sonra kararı eleştiren ve yargı bağımsızlığını ayaklar altına alan kişilere hiç kimse bir söz söylemedi. Ne zaman ki bu çirkin iğrenç olay meydana geldi, herkes siyasi rant peşinde koşmaya başladı. Gazeteler olayı bir yerlere yamayabilmek için adeta yarışa girdiler. İşi o kadar ileri götürdüler ki millî kahraman KKTC’nin kurucusu ve 1. Cumhurbaşkanının ismini de karanlık güçlerle beraber gösterme gafletine ve talihsizliğine düştüler. Burada yapılması gereken siyasî bir rant düşünmeden, iktidarı, muhalefeti, sivil toplum kuruluşları, basın mensupları bu olayın üzerine gitmeli arkasından kimin çıkacağı endişesi taşınmamalı kim çıkarsa çıksın cesaretini göstermeliyiz.
Türkiye de yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve bu seçimin milletvekili seçimlerinden önce yapılacak olması bazı çevreleri telaşa düşürmüş olabilir. Sayın başbakanın da ısrarla erken seçim yapılmayacağını her defasında açıklaması bu telaşı artırabilir. Ayrıca ABD’nin büyük orta doğu projesinde istikrarlı bir Türkiye işlerine gelmeyeceğinden işler bu duruma gelmiş olabilir.
Çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi Ortadoğu’da da Amerikalılar artık yalnız değiller. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın çıkarları Ortadoğu da çakışmaktadır. Ortak emperyalist politikalar dünyanın her yerinde olduğu gibi Ortadoğu’da da ABD tarafından planlanır. Askeri operasyonları Amerika icra eder. İstihbarat çalışmalarını İngiltere, kültürel faaliyetleri Fransa yürütür. Amaca ulaşmak için çeşitli dolapların çevrilmesi ve ortalığın karışması gerekir. Bunu tezgâhlayan da Almanya’dır.
Böyle uluslararası bir tezgâh içerisinde olan Türkiye Cumhuriyetinin yöneticileri akıllı davranmak zorundadır. Cumhuriyetin akıllı dostlara ihtiyacı vardır.
Bu olayı rant kavgasına dönüştürüp oradan elde edecekleri siyasî faydadan daha çok iktidar, muhalefet ve bütün sivil kuruluşlar beraber hareket edip bu olayın üzerine gitseler, bütün ayrıntılarına kadar olayın perde arkasını çözmek için gayret sarf etseler kazanacak olan Türkiye Cumhuriyeti ve kendileri olacaktır.
Failler ortadadır. Sadece bunun bağlantılarını kurmak, bulmak ve ucu nereye kadar gidiyorsa cesaretle oraya kadar gidebilmektir


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002