Kasım 2008

Ö T E S İ

 

14.12.2019 



Türk Ekonomisi

 
İ.Orkun Atalay

İSRAİL’İN GELECEK ON YILI


İsrail, bugüne kadar gerek ABD ile SSCB ve bugün ABD ile AB arasındaki stratejik ve ekonomik menfaat çatışmasından yararlanıp bu güçlerin desteğini alarak, gerekse de bölgemizde istikrarsızlık yaratarak varlığını muhafaza etmeyi başarmıştır.

Gelecek on yılı da, son iki üç yıldır bölgemizde cereyan eden gelişmelerle garanti altına almıştır. Türkiye’de hükümetlerin izlediği teslimiyetçi politikalar ve bir tarikatın öncülüğünde ortaya çıkan ve hükümetlerce de benimsenen “hoşgörü” ve “dinler arası diyalog” gibi kulağa ve göze hitap eden namelerle Türkiye pasifleştirilmiş ve İsrail’e Kuzey’den gelebilecek muhtemel bir tehdit bertaraf edilmiştir. En güçlü Arap devleti olan Irak önce ambargolarla pasifleştirilip sonra da işgal edilmek suretiyle ortadan kaldırılarak, İsrail’e Doğu’dan gelebilecek tehdit de bertaraf edilmiştir. Anan Planı’yla Kıbrıs’ın tamamının AB’ye girmesi ihtimali ortadan kaldırılarak, AB tarafından kuşatılma şeklinde, İsrail’e Batı’dan gelebilecek tehdit de bertaraf edilmiştir. Hatırlanacak olursa, basında, Kıbrıs Rum Kesimi’nde Rum polisi tarafından casusluk yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan MOSSAD ajanlarıyla ilgili çok sayıda haber çıkmıştır. İsrail’e Güney’den zaten bir tehdit sözkonusu değildir. Mısır, İsrail karşıtı politikalarını uzun süre önce bırakmıştır. Bunun karşılığında da, ABD’den en çok yardım alan, insan hakları ve demokrasi gibi siyasî konularda hiç eleştirilmeyen, sözde Orta Doğu Barış Süreci’nde arabuluculuk gibi önemli rollere soyundurulan bir devlet olmuştur.

Sözde Orta Doğu Barış Süreci nihai evrimini tamamlamış ve bugün Büyük Orta Doğu Projesine dönüşmüştür. Siyonistler iki bin beş yüz yıl sonra kendi devletlerini kurmuşlardır. İzledikleri politikalara bakılırsa, bir iki bin yıl daha geçse de, Tevrat’ta geçtiği iddia edilen “vaat edilmiş topraklar” olan Nil nehrinden Dicle ırmağına kadar olan coğrafyayı ele geçirip büyük İsrail’i kurma planından vazgeçecek değillerdir. Bu proje önündeki engeller şüphesiz bölge devletleri ve bunların müttefiki olan bölge dışındaki büyük güçlerdir. Siyonist sermayesi ABD’yi bir silah gibi kullanarak, dünya çapında yatırımlarını koruyacak askerî tedbirleri almanın yanısıra, İsrail’in güvenliğini sağlamak için de bir “sopa” olarak kullanmaktadır. Bu güçlerden Rusya zorla bertaraf edilmiştir. Önce Balkanlar’dan sonra da Kafkasya’dan atılmıştır. Kıbrıs Rum Kesimi’nin AB’ye üyeliğiyle, burayla ilişkisi de kesilmiştir. Afganistan’ın ABD tarafından işgali ve Çin’in Asya’da nüfuzunu artırma çabaları karşısında, Rusya’nın hareket sahasını iyice daraltmıştır. AB ise rüşvetle yola getirilmeye çalışılmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Kıta’dan ABD’ye kaçan Siyonist sermayeyi geri döndürebilmek için uygun zemin yaratılmaya çalışılmaktadır. Zira, AB projesi çok pahalı bir projedir ve büyük sermaye gerektirmektedir. Türkiye’nin tam üye olacağı iddia edilen 2015 yılına kadar dağılmadan kalmak için AB’nin büyük bir bütçeye ve büyük bir sermaye piyasasına ihtiyacı vardır. Ancak, 19. yüzyılda Orta Doğu’da nüfuz mücadelesi vermiş olan Avrupa devletlerinin Orta Doğu’dan vazgeçmeye niyeti yoktur. Zira, Orta Doğu aslında dünyanın güç merkezidir. Orta Doğu, üç kıtanın kesiştiği noktadır. Yani, ticaret ve ulaşım yollarının kesiştiği noktadır. Bugün için, bir de enerji hatlarının kesiştiği nokta olma özelliği taşımaktadır. Tüm dünyanın buraya el atmasının sebebi budur. Süveyş kanalının açılmasının, erken kalkanın darbe yaptığı yapay devletlerin bulunmasının, yabancı menşeli silahların ortalıkta dolaşmasının sebebi hep budur.

Türkiye ise ekonomisi çökertilerek bertaraf edilmiştir. Türkiye, özellikle Gümrük Birliği sayesinde AB’nin gayri safi millî hasılasını artıran ve Avrupalılarla ortaklık kuran küçük bir azınlığın da bundan pay aldığı bir sömürge haline gelmiştir. Yoksullaşan halkın millet bilincinin zayıflaması beraberinde etnik kimlik arayışları ve değer yargılarında yozlaşma getirmiştir. Bu ortamdan yararlanarak devletin içinde etnik bir örgütlenmeye gidilerek ve Siyonist sermayenin sözde düşünür adamlarının kışkırtmalarıyla cumhuriyete karşı mikro faşist bir saldırı baş göstermiştir. Yabancıların mülk edinmeleri de Filistin’i hatırlatmaktadır.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002