Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Tutanak

 
Hüseyin Özbek

Çevre Emperyalizmi


Çevrecilik okurlarımızın en azından söylem olarak pek de yabancısı olmadıkları bir kavram.Yaşadığımız çevreden tutun da, suya, toprağa, havaya, doğaya, atmosfere kadar yayılan geniş bir anlam yelpazesine sahip ‘’çevre ve çevrecilik’’. İnsan başta olmak üzere, tüm canlıların üzerinde yaşadığı yeryüzünü gelecek kuşaklar açısından da yaşanabilir bir halde bırakılması, korunması her şeyden önce insan olmanın bir gereğidir. İnsanlar, toplumlar, devletler bu bilinçle davrandıkları sürece sorun yok demektir.

Yine yukarıda sayılan doğal çevrenin yanında insanlığın,çeşitli ulusların başlangıçtan günümüze ürettikleri, yarattıkları kültürel değerler, sanat eserleri de ortak kültür mirası olarak korunması, sahip çıkılması gereken değerlerdir.
Tüm bu saydıklarımıza, yani doğal ve kültürel değerlere sahip çıkma, koruma bilinciyle hareket etme ve bu doğrultudaki etkinlikler bahsettiğimiz ÇEVRECİLİK sözcüğü ile tanımlanabilmektedir.

Bedelini milyon fazlasıyla ödediğimiz bu toprakların sonsuza kadar sahipleri biz Türkler de başlangıçtan günümüze kadar bu toprakların kültürel mirasının bekçileriyiz. Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı döneminden günümüze kalanlar, coğrafyanın vatanlaştırılması sürecinin ve Türkün bu topraklardaki serüveninin somut tanıklarıdırlar.Bu nedenle, ata yadigarı bu eşsiz ürünlerin titizlikle korunması borcumuzdur. Ama, bu coğrafyadaki daha önceki dönemlerin kalıntıları da korumamız gereken, artık bizim olan kültürel miras olarak değerlendirilmelidir.
Geçmiş dönemlerin yadigarı, bir yönüyle insanlığın ortak kültür mirası olarak kabullenilmesi gereken eserlerin yanında, doğal çevrenin, havanın, suyun, her türlü canlının hayatını sürdürebilmesi bilinciyle davranmak her Türk yurttaşının duyarlı olması gereken konulardır.
Bu bilinçle harekete geçmek için dış güçlerin, emperyal merkezlerin “Maskeli Çevrecilik” yönlendirmesinde etkilenmeye ihtiyaç duyulmamalıdır. Emperyalist metropol devletlerin “Derin devlet laboratuarında üretilen” BATI PATENTLİ ÇEVRECİLİK oltasına da gelinmemelidir.Türk ve Türkiye eksenli bir çevre bilinci esas alınmalıdır.Uluslararası dayanışma, ortak değerlerin, milliyet farkı gözetilmeksizin tüm insanlık tarafından savunulması başka bir şeydir ve doğrudur. Fakat çevre soslu, göz alıcı, aldatıcı ambalajlı emperyalist yönlendirmelere karşı da duyarlı olunmalıdır.
Nükleer denemelerle, zehirli atıklarıyla, asit akıttıkları nehirleriyle (Tuna Nehri ilginç bir örnektir) atmosferi, denizleri, doğayı kirletenlerin, kedi pisliğini örter gibi geri kalmış ülkelere çevrecilik dersi vermeleri iki yüzlülükten başka bir şey değildir.
Emperyalist merkezlerin çevre oltasına ilk gelenler de, Sovyet sisteminin çöküşüyle hayalleri yıkılan, ulus devletine karşı da bitmez bir kinle dolu bir kısım solcu eskisinin yanında feministinden nihilistine, eşcinselinden anarşistine kadar gökkuşağını andırır bir güruhtur. Türkiye Cumhuriyeti’nin yeminli düşmanı etnik defolu döküntülerden, mordan yeşiline kadar bir alay toplumla barışık olmayan ulusun ortalama değer yargılarının dışındaki süprüntüleri de buna eklemek lazım.Şüphesiz ki; iyi niyetli, gerçekten çevresel ve kültürel bir duyarlılıkla hareket eden kişi ve kuruluşlar bu tanımın dışındadır.
Emperyalistlerin sömürdükleri, geri bıraktıkları, doğal kaynaklarını yağmaladıkları, sefaletlerinden sorumlu oldukları ülkelerin, halkların kurtarıcısı, yol göstericisi pozuna bürünmeleri küreselleşme çağında daha da artmışa benziyor. Geri kalmış ülkelerin sanayileşme, kalkınma, akar sularından enerji üretme ve sulu tarımda yararlanma girişimlerini çevre yaygarasıyla, yönlendirdikleri sömürge aydını yerli devşirmelerle engelleme girişimlerini ibretle seyrediyoruz.
Türkiye’nin nükleer enerjiye yönelmesini dünya çapında kampanyalarla engelleyenlerin, ABD, AB ülkeleri başta olmak üzere niçin elektrik enerjilerinin ortalama %30 larını nükleer enerji santrallerinden elde ettiklerini açıklamaları gerekmez mi? Termik santrallere karşı çıkanların yine ABD nin şu anda elde ettiği enerjinin %51 ni kömürle çalışan santrallerinden elde ettiğini bilmemeleri mümkün mü?
Dicle nehri üzerine kurulacak Ilusu barajına karşı çevre soslu uluslar arası kampanyaların ardındaki gerçeği anlamak için İngiliz parlamentosundaki konuşma metinlerini öncelikle bu çevreci soytarılara okutmak gerek. Okuduklarında asıl amacın çevre, Hasankeyf falan olmadığını açıkça göreceklerdir. Mezopotamya bölgesindeki en az yüz yıllık İngiliz faaliyetlerini, Kürtçü kışkırtmaların ardındaki gerçeğin petrol coğrafyasına sahip olmak olduğunu anlayacaklardır.
2000’li yılların İngiliz politikası 1900’lü yılların politikasından pek farklı değil anlaşılan... 27 Ağustos 1919 tarihli elçilik müsteşarı HOHLER gizli raporunda “Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya ya verdiğimiz önemdendir. Yoksa Kürtlerin ve Ermenilerin durumu bizi hiç ilgilendirmez.” diyordu.

Ne diyelim: Garp cephesinde bu yüzyılda da değişen bir şey yok...

Okurlarımız için not: Çevre Emperyalizmi ve Ilusu Barajı Örneği-Özden Bilen
ASAM YAYINLARI


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002