Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Aynada Görünen

 
Hüseyin Aynalı

Gelincikler solmasın


Eğitim-öğretim sorunları ekonomik ve sistemik olmak üzere iki boyutludur. Sistem boyutunda, halihazır ezberci eğitim-öğretimden; düşünen, araştıran, sorgulayan ve çözüm bulan eğitim-öğretime geçmek zorundayız.

16 eylül 2002 tarihinde, ülke nüfusunun takriben %20’sine tekabül eden ilköğretim ve lise öğrencileri 2002-2003 eğitim-öğretim dönemine “merhaba” dediler. Üç aylık tatilin ardından bir heyecan, bir koşuşturma, bir maratondur başladı. Aileler ve öğrenciler bu döneme ait kitap, kırtasiye ve okul kıyafetlerini temin için dükkanların önünde uzun kuyruklar oluşturdular. İstanbulluların bazıları kitap almak için Cağaloğlu’ndaki dükkanların yolunu tutarken, bazıları da Beyazıt’a kurulan kullanılmış kitap pazarını adımladılar, karıştırdılar, bulabildiklerini aldılar.
Çocuklarımız; yarının büyükleri, geleceğimiz, her şeyimiz. Onlar; yarının doktorları, , avukatları, öğretmenleri, gazetecileri, iş adamları, başbakanları, cumhurbaşkanları.
Peki millet olarak onları geleceğe “aile, okul ve çevre” üçgeninde hakkıyla hazırlayabiliyor muyuz? Aile, okul ve çevre sorumluluğunun yeterince bilincinde mi? Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesi GSMH’nin % kaçına tekabül ediyor? Bu bütçe ile bizi muasır medeniyet seviyesine yükseltecek eğitim öğretimi çocuklarımıza verebilmek mümkün mü?
Okullardaki müfredat ve programlar, teorik eğitim ve öğretimin yanında uygulama eğitimi de verip, çocuklarımızı hayatın gerçeklerine karşı sosyolojik ve psikolojik olarak hazırlayabiliyor mu?
Bu gün modern dünyanın kabul ettiği bir gerçek vardır. Nerede ve hangi konumda olursanız olun, elinizin altındaki ekonomik, teknolojik ve teorik imkanlar ne düzeyde olursa olsun, neticede en önemli unsur “insan unsuru” olarak karşınıza çıkacaktır. Çünkü; o teoriyi ve teknolojiyi üreten insan olduğu gibi, onu maksimum verimde kullanacak olan, yine (konusuna hakim ve tam yetişmiş) insandır.
Eğitim ve öğretimin okul ayağında en önemli unsur öğretmendir. Mustafa Kemal’de “öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır” diyerek bu hususa parmak basmıştır. Ancak yeni nesli emanet ettiğimiz öğretmenlerimizi, geçtiğimiz 79 yılın her diliminde yeterince yetiştirebildik mi? Mesleki motivasyonlarını önleyen sıkıntılarına yeterince çare olabildik mi?
1982 yılında ÖYS sınavına girerken tercih formu doldurmuştum. Yirmi tercih hakkımız vardı ve hemen hemen herkes 19. ve 20. Sıralara iki yıllık sınıf öğretmenliği yazıyordu. Bu şu demek oluyordu; sınava giren öğrenciler içinden zeka bilgi düzeyi en düşük öğrencileri sınıf öğretmeni yapıyor, sonra da çocuklarımızı onlara teslim ediyorduk. Öğretmenlerimden özür diliyorum, bu durum bir sistem sorunu olarak yıllarca böyle devam etti. Sanırım son yıllarda öğretmenlik mesleği biraz daha itibarlı hale geldi, daha da itibarlı olmalı. Olmalı ki en zeki, en bilgili, en yetenekli öğrencilerimiz öğretmen olsun ve yeni nesli onlara teslim edelim. Nesil onların elinde yoğrulsun, şekil alsın.
Eğitim-öğretim sorunları ekonomik ve sistemik olmak üzere iki boyutludur. Sistem boyutunda, halihazır ezberci eğitim-öğretimden; düşünen, araştıran, sorgulayan ve çözüm bulan eğitim-öğretime geçmek zorundayız.
Bu gerçekleri benim gibi çok vatandaşımızın ve devlet büyüklerimizin gördüğüne eminim. Ancak gerçekleri görmek yetmiyor. Çare bulmak, çare üretmek, yanlışı düzeltmek gerek. Bu bir gerçekse eğer, gerçeğe saygı ışığın, aydınlığın, gelişmişliğin kaynağıdır. Bu nedenle aile, okul, çevre ve çevre içerisindeki medyanın realiteye saygılı bir yaklaşım sergilemesi, çocuklarımızın tam yetişmesi açısından mecburidir. Onun için diyorum ki; gerçeğe saygılı olalım ve ışığa karşı gözlerimizi sonuna kadar açalım. Açalım ki; gelincikler solmasın...


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002