Kasım 2008

Ö T E S İ

 

26.03.2019 



Pusula

 
Bayram Akcan

Muhalefet ve ötesi


Bizim kızgınlığımız muhalefetliğe değil, çözüm üretmeyen, başkalarının yanlışından şahsi ikbal kollayan, niyeti bağcıyı dövmek olan anlayışadır. Zira biz biliyoruz ki; çözüm üretmeyen her eleştiri fitnedir. Ve yine biliyoruz ki; “Dava adamları, o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşamazlarsa, o davayı bir adım ileri

Ben gelmedim kavga için
Benim işim sevi işi
Dostum evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim

Bazı tipler vardır her şeye muhalif olmakla nam salmışlardır. Hatta bu tiplere “tipitip” desek hakaret etmiş de sayılmayız. Bu tipitiplerin en belirgin meziyetleri “muhalefet” olmaktır. Muhalefet ki, kendi nefsinden gayrı her şeye muhalefet… Ne bir şeyi beğenirler, ne çözüm üretirler. Onlara ağzınızla kuş tutsanız bile yaranamazsınız! Orada burada, sağda solda, ulu ortalıkta konuşurlar da konuşurlar, çözüm üretmeden eleştirirler de eleştirirler. Bir de bakarsınız ki, muhalefet hırsı yüzünden kendi inancına, davasına muhalefet eder hale gelmiştir.
Hakkaniyet ölçüsünde, “inandığı ve yaşadığı” değerler adına muhalefet yapmak, eleştirmek suç mu diyecek olursanız, elbette değildir. Hatta biz inanıyoruz ki, eleştiri bir fikrin yahut sistemin gelişmesinde itici bir rol oynar, lakin eleştiriler mantıklı, şahsi ikbal arzusundan uzak ve çözüm üretiyorsa güzeldir. Biz, muhalifliğin ticaretini yaparak, semirmeye, sömürmeye çalışan, hasım bellediği kişilerin en küçük hatasından kendisine büyük fayda uman tıyniyetsizleri kast ediyoruz.

NEFS MUHASEBESİ YAPMALI
Bu tipler af edersiniz tipitipler için muhalif olmak, muhalefet olmak sadece ticari bir kazanç değildir aynı zamanda bir hobidir. Halkımız arasında “dul karı dırdırı” diye tabir edilen bir haldir onların hali. Niyetleri üzüm yemek midir, bağcıyı dövmek midir? diye anlamakta zorlanırsınız ama ne demişler “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” O yüzden bu tipitiplerin bülbül gibi şakımalarına bakmamak lazım, yaptıkları işe, ortaya koydukları hizmete bakmak yeterlidir niyetlerini anlamak için. Lafla peynir gemisi yürümez, lafla bir dava yaşanılmaz ve lafla geleceğe ümit beslenmez!
Şahsiyetini hatta ve hatta davasını “muhalefetlik” üzerine kuranların, hangi ulvi organizasyon içinde olduklarına, geleceğin güçlü Türkiye’sini kuracak olan genç nesillere ne derece ihtimam gösterdiklerine, gençlere sahip çıkıp onlara kol-kanat gerip germediklerine bakmak gerekir. Geçmişte yaptığı hizmeti, bugünün yegâne sermayesi olarak gören zihniyet “dumura uğramış, makam-mevki hırsına kapılmış” hastalıklı zihniyettir. Onlara hatırlatırız ki: “ne varsa düne dair; dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni bir gün”

DAVAMIZIN NERESİNDEYİZ?
Aynanın karşısında geçip nefs muhasebesini gerçekleştirmeden, sırf muhaliflik olsun, sırf gıcıklık olsun diye yapılan muhalefet şeytani bir muhalefettir. İşte bu muhalifler bir süre sonra “akıl tutulmasına” müptela olurlar ve eleştirdikleri durumdan daha kötü bir hale yani hakiki düşmanlarının safına geçerler ki, iş işten o zaman geçmiş olur. Ve onlar için “af edersiniz, siz hangi fikre mensupsunuz?” sorusuna muhatap olmaktan daha acı ne olabilir ki? Yine ne hazindir ki; bir müddet sonra kendileri bile güttükleri davanın neresinde olduklarının cevabını veremezler.
Bizim kızgınlığımız muhalefetliğe değil, çözüm üretmeyen, başkalarının yanlışından şahsi ikbal kollayan, niyeti bağcıyı dövmek olan anlayışadır. Zira biz biliyoruz ki; çözüm üretmeyen her eleştiri fitnedir. Ve yine biliyoruz ki; “Dava adamları, o davanın şartlarını ve gereklerini kendi kişiliklerinde yaşamazlarsa, o davayı bir adım ileri götüremezler.”
Hülasa biz eleştiri yapanları, muhalefet olanları eleştirmiyoruz. Biz hangi fikirde, hangi siyasi görüşte olursa olsun eleştiri hududunu aşarak, kendi durumlarını gözden geçirmeyip, kendi gözündeki merteğe bakmadan elin gözündeki çöpleri gösterme gayretinde olanları eleştiriyoruz. Son olarak onlara diyoruz ki; birlikte rahmet vardır diyen rahmet Peygamberine uymalı, Yunus gibi “ben gelmedim kavga için, benim işim sevi işi, dostum evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim” anlayışını yaşamalıyız. Eleştiriniz fakat birlikten ayrılmadan, eleştiriniz gönülleri yıkmadan, eleştiriniz inancınızdan ayrılmadan…
Sözümüz ortaya… Alınanlar diyeceğimiz yok onlar hissesini almış bulunuyorlar. Gökten 3 elma düştü, onlarda üzerine alınanların başına…


bayramakcan@mynet.com

Bu yazı toplam 2477 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
           
       
 
   

Karahan 2002