Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Kuşbakışı

 
Şahin Zenginal

Kapatmayı kapattık


Bir başbakanı, bakanı veya milletvekilini yargılayamıyorsunuz ama onların tümünün üye olduğu partiyi toptan kapatma yetkiniz var. Partiyi kapatmakla kalmıyor, onların milletvekilliğini, bakanlığını, hatta başbakanlığını bitirme yetkiniz de var. Böyle çarpıklık olmaz… Ben bazı demokrat görünümlü kişiler gibi “Partiler kapatılmasın, demokrasilerde parti kapatma olmaz” gibi kuru sözlere itibar etmiyorum.

2008 yılını AKP’yi kapatma davası ve Ergenekon soruşturmasıyla geçirdik. Çok şükür kapatma davası bitti. AKP’yi kapatmadan davayı kapattık… Ergenekon davası Ekim ayına sarktığı için muhtemelen bir süre daha konuşacağız.
AKP’nin kapatılmaması iyi olmuştur veya kötü olmuştur tartışmalarına girmek istemiyorum. Benim üzerinde durduğum başka bir husus var.
Öncelikle AKP’nin kapatılmaması bir acı gerçeği ortaya koydu. Anayasa Mahkemesi hangi kararı verirse versin kimseyi memnun edemeyecekti. Bunun en bariz örneği, AKP kapatılmamasına rağmen kimi AKP’lilerin yine hoşnut olmamalarıdır.
Bazı AKP’liler, “Mahkeme partiyi kapatsa, kurulacak yeni parti daha çok oy alacaktı. O sebeple partiyi kapatmaktan korktular” diye bir sonuç çıkardı ki, bu yoruma gülmeli mi ağlamalı mı ben de bilmiyorum.
AKP kapatılsa suç, kapatılmadı yine suç… Bunun başka yolu var mı?
Şu an ki mevcut sistemde yok ama ben bunun olması gerektiğini düşünüyorum.
AKP’lilerin bu yorumuna katıldığım için söylemiyorum, özellikle devlet kurumlarının daha fazla yıpratılmaması gerektiğini düşündüğüm için söylüyorum.
Türkiye’de gerçek olan bir durum var ki, kişiler devlet ve devlet kurumlarından daha çok kollanıyor, korunuyor. Tabii ki kişi hak ve özgürlüğü, kişilerin hukuku her şeyden önemlidir ve korunmalıdır. Bunun aksini savunmak da mümkün değildir. Savunanlara da şüphe ile bakmalı.
Benim üzerinde durduğum husus çok daha farklı bir konu…
Sokaktaki masum vatandaşı, gücü olmayan, hakkını arayacak mecali bulunmayan vatandaşı koruma noktasında çok cimriyiz. Bırakın asıl sahip çıkmamız gereken o garibanı korumayı, kimi zaman onlara karşı celallenir, güç kullanırız…
Ancak kimi hatırlı kişiler olunca iş değişir…
Memur devlet gücünü kullanıyor, dokunulmazlığı var. Ama memurun hizmet ettiği sıradan vatandaşın asla dokunulmazlığı yoktur.
Sendika başkanlarının temsil ettikleri grup sebebiyle dokunulmazlıkları var, ama temsil ettikleri işçiler tamamen korumasız…
Siyasilerin dokunulmazlıkları var ama oy aldıkları vatandaşın hiçbir güveni ve koruması yok. Hatta çoğu zaman oy verip başına getirdikleri siyasilerden fırça bile yerler.
Ne gariptir ki siyasilerin dokunulmazlıkları olmasına rağmen temsil ettikleri partilerinin dokunulmazlığı yok.
Bir başbakanı, bakanı veya milletvekilini yargılayamıyorsunuz ama onların tümünün üye olduğu partiyi toptan kapatma yetkiniz var. Partiyi kapatmakla kalmıyor, onların milletvekilliğini, bakanlığını, hatta başbakanlığını bitirme yetkiniz de var.
Böyle çarpıklık olmaz…
Ben bazı demokrat görünümlü kişiler gibi “Partiler kapatılmasın, demokrasilerde parti kapatma olmaz” gibi kuru sözlere itibar etmiyorum.
Gerekirse partiler de kapatılmalı…
Ancak parti kapatma işini bir düzene sokmalıyız. Hangi şartlar oluştuğunda parti kapatılması gerektiğini ayrıntılı olarak düzenlemeli, o şartlar oluşunca parti kapatma mekanizması işletilmelidir. Durup dururken parti kapatma davaları açılmamalı. Bunun ölçüsü çok net olarak ortaya konmalıdır.
Parti kapatıldığında da en azından halkın büyük çoğunluğu “Hak ettiler de kapatıldı” diyebilmelidir.
Ancak parti kapatmayı zorlaştıralım derken, teröre bulaşmış, uyuşturucu gibi pis işlerin içine giren partiler de korunmamalı. Ölçüyü kaçırmamalıyız.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 2500 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002