Kasım 2008

Ö T E S İ

 

09.12.2019 



Çapraz Ateş

 
Kemal Çapraz

Türkiye ateş çemberinde


Kafkaslarda uzun zamandır süren gerginlik sonuçta savaşa dönüştü. Gürcistan’ın Güney Osetya’ya girmesiyle başlayan savaş Rusların anında müdahalesiyle birden bire bölgeye yayıldı. Aslında savaş ne 70 bin nüfuslu küçük bir bölge olan Güney Osetya için çıkmıştı, ne de Abazya için… Güney Osetya bardağı taşıran son damlaydı. Uzun zamandan buyana ABD ile Rusya Federasyonu arasındaki kapışma sonunda Güney Osetya vesilesiyle patladı.

Amerika’nın uyguladığı strateji gereği Turuncu devrimlerle bölgeye hâkim olma mücadelesi sonunda Rusya’nın müdahalesini getirdi. Çünkü Güney Osetya küçük bir bölge olmasına rağmen enerji koridorlarının en önemli merkezi durumunda… Rusya sürekli silahlanan Gürcistan’ın Turuncu devrimle de Amerika’nın güdümüne girmesiyle kuşatılmışlık hissine kapıldı. Bu bir his değil Amerika’nın uzun zamandır uyguladığı politikanın bir gereğiydi. Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan’ın Rus etkisinden kurtulması ve Amerika’nın güdümüne girmesi Rusya’yı ciddi bir kuşatılmışlık hissine sevk etti. Türkiye’nin NATO üyesi olması aynı zamanda Gürcistan’ın silahlandırılmasında ciddi rol alması iplerin kopmasına sebep oldu. Çünkü Gürcistan’ı Rusya Federasyonu’nun kaybetmesi Orta Asya’yı da direkt kaybetmesine sebep olacaktır.
Ayrıca Karadeniz’in bir iç deniz olmasına rağmen Amerika’nın operasyonları sonucu bu bölgede Amerikan gemilerinin de boy göstermeye başlaması bölgedeki yanardağın harekete geçmesine sebep oldu. Çünkü Rusya Federasyonu’nun Karadeniz Donanması’nın bulunduğu iki önemli liman da şu anda Ukrayna’nın hâkimiyeti içinde. Karadeniz Donanması’nın ana üssü Odesa (Türkçesi Hocapaşa) ve Sivastopol (Türkçesi Akyar) bugün Ukrayna’dan kiralanmış durumda… Ukrayna’nın ABD ile yakın ilişkileri Rusya Federasyonu’nun Karadeniz’deki donanmasını da zora sokacak gibi… Amerika’nın bu faaliyetlerini durdurmak isteyen Rusya işe Güney Osetya harekâtı ile başladı. Bu aslında büyük bir savaşın ilk işaretleriydi. Rusya Federasyonu’nun bu harekâtı Türkiye’yi en az savaşın içindeki ülkeler kadar ilgilendiriyor. Türkiye bu bölgedeki gelişmelere asla kayıtsız kalamaz. Kayıtsız kalması durumunda bölgedeki bütün etkinliğini kaybetmekle karşı karşıya kalır. Bu bölgedeki etkinliğini kaybeden Türkiye’yi kendi güvenliğiyle ilgili de ciddi tehlikeler bekler. Bu açıdan çok diplomatik bir şekilde Türkiye bölgedeki gelişmeleri kendi lehine çevirebilecek hamleler yapmalıdır. Bu da usta dış politika uzmanlarıyla ancak başarılabilir. Son yıllarda Türkiye’nin dış politikadaki yetersizliği bu bölgeye de yansırsa Türkiye bir dünya devleti olma özelliğini yitirmekle karşı karşıya kalır.
Türkiye bu bölge ile ilgili gelişmeleri öylesine ustaca yönetmek zorundadır ki, bölgeden Türkiye’ye göç eden önemli bir nüfus kitlesini de dikkate almalıdır. Ruslar 1820’lerde Kafkasya’yı istila edip 1828 tarihli “Türkmençay Andlaşması”yla bölgeyi resmen ilhak edince bu bölgeden yüzbinlerce insan Türkiye’ye göç etmiştir. Bugün savaşın iki tarafında bulunan Gürcü kökenli vatandaşlarımız da, Abhaz kökenli vatandaşlarımız da Türkiye’de bulunmaktadır. Yine bu bölgede yaşayan diğer etnik guruplardan da Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımız vardır.
Türkiye, şimdiye kadar ki, süreçte Gürcistan’a ciddi manada yardımlar yapmıştır. Bu yardımlar özellikle askeri yardımlar Rusya’nın tepkisini çekmiş, çekmeye de devam etmektedir. Türkiye bu aşamada Rusya ile de ilişkilerini düzeltecek bir politikayı geliştirmelidir.
Türkiye’yi yönetenler dış politikada artık ciddi atağa geçmelidirler. Bölgedeki savaş şu anda küçük bir coğrafyada gerçekleşmekte fakat çok kısa zamanda bütün bölgeyi savaş alanına çevirecek bir mahiyet taşımaktadır.
Türkiye ABD’nin güdümündeki politikalarından derhal vazgeçmeli kendi çıkarları doğrultusunda ciddi politikalar üretmelidir. Bölgedeki krizi de tamamen kendi milli menfaatleri doğrultusunda yönetmelidir. Türkiye’nin diplomatik geçmişi bunu yapmaya muktedirdir.
Şu da unutulmamalıdır ki, Rusya’nın etrafı kuşatılırken, Türkiye’nin de etrafı kuşatılmaktadır.
Etrafınıza şöyle bir bakarsanız bu gerçekliği bütün çıplaklığıyla göreceksiniz.


kemalcapraz@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 4187 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002