Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Köşe Taşı

 
Prof Dr. Ali Osman Özcan

Bugünün Bugünlüğü


Bugün, günlerden bir gün. Bugün, düne bakarak güven tazelediği veya ümitsizliğe düştüğü bir gün. Bugünün bugünden itibaren evren oluşunun kutlandığı ve derinliğine işlendiği bir gün. Bugünün bugünkü serüvenlerinin dile getirildiği bir gün. Bugünün bugün üzerine düşen gölgesinde gölgelenebildiği bir gün.

Bugünü inkâr edip bugüne bugün “sil baştan” bugün diyenlerin bugününe süreklilik sağlayan bir gün. Bugünün bu günü beş vakit olarak bugünün anındalığında ve dembedemliğinde zamansal deneyim ve yaşantılar olarak yaşayanların bugünü. Soyutlanmış, yalıtık anlar silsilesinin bugünü, dünya yıllarından bir gündür. Bu yazıyı okurken ki bu gününüz, sizin bu gününüzdür. Bugün, bugün olalı, böyle bir gün yaşamadı.
Bugünün bugünlüğünün gündemindeki güncellikler, bugünü bugün yapar. Bugünün ebediliğini gerçeğe dönüştüren bu yazıda, geçmişini kendisinde gören, geleceğini şimdisinde düşünen bugünü bulacaksınız. Bugünün, bu dünyanın gününü yalayıp yutmasını, fani gururunu, kibrini sürekli sanmasını, bugünün sarmal merdiveninden boşluğa yuvarlanan bugünü, bugünde göreceksiniz. Bugünün bu günlüğünde, bugünün delillerinin nasıl cafcaflı söylemlerle deliliğe dönüştürüldüğünü, bugünün yadırgandığını göreceksiniz. Bugünü yarına zorla, ite ite, sürükleyerek taşımaya çalışanlarla gizemlileştirmeye çalışanların durumlarını anlamlandırıcı söylemleri okuyacaksınız. Bugünün vicdanının rahatlık bakımından sallantıda olduğunu, bugün denilen yün yumağının ipiyle tıpkı kedi yavrusu gibi oynayanların huzur içinde olmadıklarını görüp şaşıracaksınız.
Bugünün kurduğu bugün mahkemesindeki celsede, geçmişi ve geleceği yargılayıp bugünü suçlu veya kahraman görenlerin bugünü, bugüne gülen bir gündür. Dün, bugün, yarın diyerek bugünü düzenleme ve düzene koyma iradesi, günlük yaşam tokmağıyla dövülmektedir. Bugünü bugünle alay ettirenlerin, bugüne saygıları yoktur. Bugünün bugüne karşı inadının sorumlusu, bugün değildir. Bugünü çocuksulaştıranlar, gençleştirenler, ihtiyarlatanlar, bugünün olumlu veya olumsuz, özgün ve derin anlarındaki anlamı kavrayamazlar. Bugünün hayal gücünün gözleri, yarının ufuklarını göremez. Bugünü bahar, yaz veya kışa dönüştürenlerin bugüne bugün içindeki yaklaşımları farklıdır.
“Dün dündür, bugün bugündür.” diyenlerin çıkarımına karşılık; “O halde, yarın da yarındır.” şeklinde yanıt verilebilir. Bu yanıt, bugünün yanıtıdır. Bugünün gözündeki gözde, gönülsüz hacılar sürüsü geçit resmi yapmaktadır. Bugünün mutluluk çardaklarında yatma hırsıyla sarhoş olan bugünün geleceğe yatırımının da faydası yoktur; çünkü “Bugün gelecek için ne yaptın?” sorusu, bugünün albenileri içinde değersiz kılınmıştır.
Bugünün sönük düşünce içeriklerindeki yozlaşmayı kavrayamayacak bir düşünce kuruluğu, bugünün neyine, niçin, nasıl inanılacağına da karar veremez. Bugünün güncelliğini gündeme getirerek değişimlerdeki kalıcılıkları göremeyenler, bugün geçmişin devamı mı, yoksa geleceğin başlangıcı mı olduğunu bir türlü anlayamazlar. Kırık mekiklerle hayat ipliğinin kaderini dokumaya çalışanlar, bütün zamanların bugünle ilişkili bugün olduğunu bilemezler. Bugünün yansıması ve yanılsamaları içinde “Gerçekte bugün nasıl görünür? Sözcük olarak nasıl görünür?” tartışmalarındaki şiddet değişmelerini de ayırt edemezler. Bugünün bugünkü gününe inancı olmasa bugün bilinci de olmaz. Bugün “bugünün ömrü bir gün biter” demekle de bitmez. Bugünü iliği ve kemiğiyle bugün yaşamaya çalışanların bilincinin ağıtları, bugünün özlemini çeker. Gözlerinin önünde bugünün patlayışına bugün seyirci kalanlar, bugünün yarınki ufuklarını feda ettiklerini de bilemezler.
Bugün sözcüğünün ayırım çizgileri belirsizleşmiş ve varsayımlar içinde gerçek yapısı gizlenmiştir. Bugünü üstün körü yaşama anlayışı, bugün başını alıp gitmiştir. Bugünün körü hem kel hem foduldur. Birbirlerinin dostluğuna kör olan bugünün insanları, bugünün yeni ve körpe heyecanlarıyla bugünün hayal ve rüyalarını da başka görürler. Oysa yarınların büyük yıldızları da bir gün “bugünün köprüsünden” geçeceklerdir. Bugünü kanatlarından yakalayarak bugün denilen nehrin köprüsünü geçmek gerekir. Bugün denilen nehrin öte yakalarından yankılanan seslerin ritmini de anlamını da iyi kavramak, bugünün ebediliğin başlangıcı olduğunu bilmek önemlidir. Bugünkü gündeki başkalaşımları, genişlemeleri, daralmaları, büzüşmeleri, açılımları iyi kavrayıp bugüne serserilik aşısı yapanları ve yarınları zar atarak bekleyenleri ayırt etmek gerekir. Yarınları akılda tutarak bugünü doğru yorumlamak, bugünün mezarını kazanları hayal kırıklığına uğratmaktır. Bugünün karayeline kızan ve öfkelenen bugünün karakayaları, bugünün belirsizliğinin anıtı gibidir. Faydasız güzellikler yumağı ile oynamayı alışkanlık haline getiren çocukların gündüz dünyaları, bugün değildir. Burada bugün, bugün hakkında sanrı fırtınalarına yakalananlardan saçmalık yaftası yemenin bir şeref olduğu gerçeğine saygı duyulmalıdır. Bugünün bugüne “körün aynaya baktığı gibi bakanlar” bugün zamansal şimdilik duygusu olmayanlardır. Çünkü bugüne ancak bugünle bütünleşilerek ulaşılır.
Bilimsel düşüncenin biçimlendiği düzlemdeki söylemler bütünlüğünü bozmaya çalışanlar, bugünün belleğine de zarar verirler. Söylenmiş sözleri tekrar söyleme alışkanlığıyla tekrarı tekrar etme davranışıyla bugünün bilincini de zorlayanlar, bugünün bugünlük düşmanlarıdırlar. Vakti zamanı gelince bugün; oradaki, buradaki, şuradaki bugündür. Bugünün içinde, dışında, sağında, solunda vb. ilişkilerindeki bugün, bir başka boyutta, bugünün öncesi ve sonrası ekseniyle yer değiştirebilir. Bugünün büründüğü şalın renklerini göremeyenler, düşünülmemiş olan alanların içine düşünce ışımalarıyla bugün giremedikleri gibi, hiçbir zaman da giremezler. Bugün kendisi için bir zaman oluşturma çabasına girdiğinde kendini bir gün bugün olacağını düşünerek hayrete düşmüştür.
Uyur uyanık halde, bugünün kendi kendini inkârına çanak tutan ve bugünü bugüne hayal gücüyle girenler, bugünün olgusallığını anlayamazlar. “Ayağa kalk!” emrini verecek belleği olmayanların, bugünün başını ve sonunu görecek gözleri de kördür. Bugünü, bugün değil, dün veya yarın sananlar, bugünün köklerini körlemesine araştıranlardır. Gerçekliği maskeleyici söylemsel dil oyunlarının arkasına saklanarak bugünün görüntü, yansıma ve yanılsamalarıyla yeni tarihsel sürecin ufuklarına doğru bugün yola çıktığını söyleyenler, bugünün cahilleridir. Kendi bugününü teşhis etmeden aciz olanların sözleri kör etmede, üstlerine yoktur. Bugünün söylem eksenindeki körlük anlarının kendi kendini yıkıcılığı, aşınan sözcükler volkanından püsküren lavlar gibidir. Bugünün içinde, gide gele, bugünle bugün karşılaşma, bir yanılgı değildir. Bugün kendisi için bugüne “el veda” dediğinde ayrılığın kederine sığınmak zorundadır. Bugünün eşiğinden girerken kıyamet gününün bugününü bugün olarak anlamak, bugüne bir zarar vermez.
Bugünü eski ve dar çerçevelere sığdırmaya çalışanlar, bugünkü ilişkilerin işlevsel önceliklerini bilmeyenlerdir. Bugünün kayalara çarpan dalgalarının patlamasına benzer bir uğultuyla bugünü kör edici söylemlerin yaydığı hastalığın tedavisi de yoktur. Bugünün hastalığını “deva” diye pazarlayan pazarlamacılar, geleceğin temellerini bugünden yıkmaktadırlar. Bugünün kalkış noktasıyla başlangıç çizgilerinin belirlenmesi altından kolay kalkılamayan sorunlarla doludur. Bugünkü günde bugün bilincinin gafil avlanışından kaynaklanan sorunların güzergâhı da girizgâhı da bugündedir. Bugünde gerçekliğin belirleyici ve örgütleyici ilkeleri, aziz olanla lanetli olanı ayırt edemeyecek kadar yıpranmışlardır.
Ova ve denizlerde dolaşmaktan bıkıp dağlara tırmanmaya karar veren ve belirsizlik ortamında sürüklenen bilinçlerin yükseklere çıkma umuduyla dolu milli benliğe can verme günü, bugündür. Kendini kendi tarihinin kökünden koparmadan gelişen, büyüyen ve kavrayan milli bir düşünce evreninin, bugün geleceği düzenleyici ve örgütleyici, duyarlı ve sabırlı bir dikkati temel aldığı bir gündür. Kümeleşmiş, el ele vermiş, kol kola girmiş yıkıcı unsurların köklerinin sökülmeye başlandığı bir gün de, bugünün bugünlüğü buhranlı anlardaki akıl karışıklığını, söylem hilelerini giderici ve yakalayıcı bir gündür. Bugünün bahçesinde, bugün yazılan kader için dua ederek ummana dalmak ne güzeldir!


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 2863 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002