Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



Zekice

 
Zeki Hacı ibrahimoğlu

Başbuğ Alpaslan Türkeş’i anlayabilmek


“Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” şuuruna sahip, Türk Milletinin kalkınmasını ülkü haline getirmiş, şahsiyetli, çalışkan, hür bir nesil yetiştirmek eğitimin temel hedeflerindendir. Üretici nesiller yetiştirmek için teknik eğitime ağırlık vermek gerekir. Diplomalı işsiz olmamalıdır. Sadece bilgi yükü ile yüklenmiş ve bencillik, menfaat ihtirasıyla dolu insanlar yetiştirilmemelidir.

Başbuğ Türkeş hayatını Türk Milletine adamış büyük mücadele adamı ve Türk Milliyetçisiydi.
Başbuğumuzun avukatlığını yaptığım için onu yakinen tanıma imkânım oldu.
Başbuğ Türkeş 1980 darbesi ile tutuklanmış ve Ankara Sıkıyönetim Mahkemelerinde yargılanmaya başlanmıştır.
Sıkıyönetim Mahkemesi Mamak kışlasında kurulmuş ve haftada iki gün duruşma yapmaktadır. Bu duruşmalara devamlı olarak katılan avukatlardan birisiyim.
Başbuğ Türkeş Türk Milletine verdiği hizmetlerin bedelini çok ağır ödemiş, 220 Türk Milliyetçisinin idamı istenen davada 5 sene tutuklu olarak yargılanmıştır.
Rahmetli Başbuğumuz tutuklu bulunduğu Dil Okulunda hastalanmış Ankara Mevki Hastanesi’ne kaldırılmıştır.
Hastaneye devamlı olarak ziyaretine gidiyordum.
Daha önce hazırlamış olduğum tahliye dilekçemi yanıma alarak ziyaretine gittim ve okuması, görüşünü bildirmesi için kendisine verdim. Dilekçemi çok beğendi ve inşallah bu sefer netice alınır diye dua etti.
Sohbetimize devam ederken bana 1944 hadiseleri ile ilgili olarak bir anısını anlattı.
Başbuğ Türkeş 1944 tarihinde Türkçülük yaptığı iddiasıyla Tophane’de tutukludur. Duruşmalar devam ederken hastalanır ve Haydarpaşa Gata Askeri Hastanesine kaldırılır. Hastanede muayene için sırasını beklerken Tabip Profesör Tuğgeneral kendisini görür ve “Senin derdin nedir? Suçun nedir?” diye sorar. Başbuğ da “Komutanım ben Türkçülük yaptığım için buradayım” der. Komutan Başbuğumuzu hemen bir odaya alır. “Bak oğlum senin çocuklarına bırakacağın en önemli miras budur. Bununla gurur duy” der ve arkasından da “Seni bir daha cezaevine göndermeyeceğim, burada kalacaksın, duruşmalara buradan gideceksin” der.
Başbuğumuzun cevabı; “Komutanım benim tedavim olsun ve hemen cezaevine arkadaşlarımın yanına dönmek istiyorum, ben burada kalırsam onlara ihanet etmiş olurum. Onlar da Türkeş bizi sattı düşüncesine kapılırlar. Beni lütfen cezaevine geri gönderin” der. İşte Başbuğun insani yönü.
Başbuğumuzu daha iyi anlayabilmek için onun önemli konulardaki görüşlerine bir göz atmakta fayda var.

DIŞ POLİTİKA GÖRÜŞLERİ;
Türkiye Batı ile dost ve müttefikidir. Rusya da dahil olmak üzere komşularıyla, bölge ülkeleriyle ve bütün ülkelerle karşılıklı güven, eşitlik, içişlerine karışmama, egemenlik haklarına saygı duymak, komşu ülkelerle dostane münasebetler kurmak ve geliştirmek arzusundadır. Türkiye barış politikasını milli görev haline getirmelidir.
Bize göre devletler arası ilişkilerde sömürmek ve sömürülmek duygusu ve fikri yerine karşılıklı menfaat dengesi kurmak fikri ve duygusu hakim kılınmalıdır.
Türk Milletinin birliğini bozucu, vatanın birliğini parçalayıcı her hareket dışarı ile ilgilidir. Dış devletlerin fesat ve kötü niyetli hareketleri, emsalleriyle ilgilidir. Dış politika ile iç politika birbiriyle bağlantılıdır. Türkiye’yi içerden ve dışardan tehdit eden tehlikelerin başında Amerika’nın vahşi kapitalizmi gelir.
Yurdumuzun ve bölge ülkelerin güvenliği ancak güçlü bir Türkiye ile sağlanabilir.

GENÇLİK GÖRÜŞLERİ;
Milleti için, devleti için, ülküsü için asla almayı düşünmeden daima vermeyi ve her şeyini vermeyi göze alan fazilet savaşçılarını, şöhret, şan duygusuna esir olmadan ve hiç bir şeyden korkmadan feragatle mücadele edecek savaşçıları, Türk Milletini ilmin önderliğinde ileri ufuklara doğru uçurtmak için ayağa kalkan gençleri çağırıyorum.
Vatanı, milleti parçalayıcı tehlikeler karşısında sadece kanuni, zaptiye baskısıyla alınan tedbirler geçici ve aldatıcıdır. Bundan önce Türk aydınına, Türk gençliğine milli ülkü, milli inanç verilmelidir.
Hepiniz birer Türk bayrağısınız, bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin.

MİLLİ EĞİTİM İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ;
Milli eğitim Türkiye’nin maddi manevi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde olmalıdır. Eğitimin bir amacı da ülke bütünlüğüne, insan haklarına, Türk tarihinin şuuruna, Türk töresine, milli ve manevi değerlerimize, insanlık anlayışına sahip araştırıcı ve geliştirici nesiller yetiştirmektir. “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” şuuruna sahip, Türk Milletinin kalkınmasını ülkü haline getirmiş, şahsiyetli, çalışkan, hür bir nesil yetiştirmek eğitimin temel hedeflerindendir. Üretici nesiller yetiştirmek için teknik eğitime ağırlık vermek gerekir. Diplomalı işsiz olmamalıdır. Sadece bilgi yükü ile yüklenmiş ve bencillik, menfaat ihtirasıyla dolu insanlar yetiştirilmemelidir.
Öğretmen, Milli Eğitimin olduğu kadar milletin geleceğini de tayin eder. Milli Eğitimde yapılacak hiçbir ıslahat “Öğretmen” unsurunu dikkate almadan istenen neticeyi elde edemeyiz. Bugüne kadar maarif yetkilerinin idrak edemediği en mühim hakikat budur.

MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK GÖRÜŞLERİ
Buluşma noktamız Türk’ün kafası, Türk’ün kalbi, Türk’ün imanı, Türk’ün cevher-i aslisidir. Bu yer ve noktada milletçe asgari müştereklerde değil azami müştereklerde birleşeceğiz ve mutlaka birleşeceğiz. Dünyanın hiçbir tehdidi veya menfaat, Türkiye’nin bölünmezliği konusunda mutlak hassasiyetimizi etkileyemez. Ancak toprak ve nüfus bütünlüğünü koruyarak, güçlendirerek bağımsızlığını devam ettirebilir.
Arkadaşlar kuvvet birlikten meydana gelir. Milletimizin uğradığı bütün felaketler, birlik içinde yaşayamadığımızdandır. Bencillik millet hizmetinde en büyük tehlikedir. El ele verip çelikten bir kütle gibi hareket etmeliyiz.

MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLER İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ
Türk töresi büyüklere saygı, itaat, küçüklere sevgi, şefkat, disiplin, büyüğün hakkına hürmettir.
Türk Milletinin gücü Türk töresinden gelmiştir. Türk töresi sarsıldığı, yıkıldığı için Türk Milleti felakete uğramıştır. Türk töresinde verilen söz önemlidir. Türk töresinin bir şartı da vazife duygusudur. Millete hizmet yolu da şahsi menfaatlerden, şahsi zevklerden feragattir. Ahlakçılık anlayışımız Türk Ahlakı ve Müslümanlık inancından meydana gelmiştir.
Türk Milleti şartlar ne olursa olsun şerefli tarihine ve vakarına yaraşan davranışlarla her sahada daima hakkın ve hakikatin temsilcisi olmuştur.
Türk insanı tevazu felsefesi içinde yetişmiş bir varlıktır. Alçak gönüllüdür, fakat aşağılık duygusu içinde değildir.
Medeniyetler para ile değil ilimle, irfanla, inançla, ahlakla kurulur. Medeniyetler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler.
Tarihte batan devletler fakirlikten, parasızlıktan, yoksulluktan değil sadece ve sadece manevi buhrandan, ahlak buhranından çökmüşlerdir.

TÜRKÇÜLÜK, TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ GÖRÜŞLERİ
Türkiye Cumhuriyeti dışındaki dış Türklerle ilgilenmek ve onların iyiliği için, kurtuluş ve selameti için elden geleni yapmaya çalışmak Türk Milliyetçiliğinin kutlu bir vazifesidir. Türkiye dışındaki Türkler için yapılacak yardım ve hizmetlerin Türkiye Cumhuriyetine hiç zarar vermeden yapılması şarttır.
Türk Milliyetçiliği birliği bozucu her çeşit hareketin düşmanı olduğu gibi her türlü azınlık ırkçılığına da karşıdır.
Milli kalkınmamızı gerçekleştirmek her Türk ferdini hür yapabilmek için Türk birliğini yeniden kurmak zorundayız. Bununla beraber, Doğu ve Batı, Türkistan, Kırım, Kerkük, Kıbrıs, Batı Trakya ve diğer dış Türklere kucağımızı açmak onlarla her yönden sımsıkı bağlar kurmak zorundayız.
Tarihin seyri içinde Türk Milletinin kudretli ve muhteşem bir hayatı vardır. Onun bu günkü düşkün durumundan çekip çıkarmak, iyiye doğru hızla yöneltmek gerekir.
Her şey Türk milleti için, Türk’e doğru ve Türk’e göre olmalıdır.

SİYASİ SİSTEMLERLE İLGİLİ GÖRÜŞLER
Sadist Slav Marksizmini kopya etmeye veya Doğu Anglosakson kapitalizmine (Amerikanın vahşi kapitalizmine ) sarılmaya lüzum yoktur. Materyalist sömürücü kapitalizmi yıkarak sosyal adaleti sağlayacak yüzde yüz milli bir doktrin olmalıdır.
Yakın bir gelecekte, insan varlığını tam ve doğru olarak kıymetlendirmeden evvel inşa edilen bütün doktrinler ve tatbikatlar ıslaha muhtaç veya yıkılmaya mahkum olacaktır.
Sovyet Rusya’da rejimin totaliter diktatörlük karakterine bağlı olarak insan haklarıyla bağdaşmayan zabıta tedbirleri alınmıştır. Faşist İtalya’da da totaliter zabıta tedbirleri ile ve keza hürriyetleri kaldırarak büyük şehirlere ve sanayi merkezlerine olan akımı durdurmaya çalışmışlar ama başaramamışlardır. Türkiye’nin böyle totaliter düzenlemelere tahammülü yoktur.
Diğer ülkeleri kendilerinin pazarı haline getirerek kölesi haline sokmayı hedef alan Batı kapitalizmine karşıyız. İnsan haklarına dayalı, hukukun üstünlüğünü koruyan çok partili, hürriyetçi, demokratik rejimi korumalıyız.
Stalin ve Hitler rejimleri işkence üzerine kurulmuştur.
Kapitalizmin zayıf tarafı şudur. Kâr gayesinin yegâne yürütücü kuvvet olması, müteşebbisi gereksiz ihtiyaç maddesi icat etmeye ve bunu ilan, reklâm yoluyla kitleye kabul ettirip israfa sebep olur.
Başbuğ Alpaslan Türkeş bu fikirlerinden dolayı, Türk devletinin yücelmesi, Türk Milletinin dünya milletler ailesi topluluğunda layık olduğu onurlu yerini alması için kendisini Türk Milletine ve onun hizmetine adadığı için emperyalist güçler tarafından yargılanmış ve cezaevlerinde işkenceler çekmiştir. Ancak bazı kişilerin bu haksız ve mesnetsiz eylemlerine karşı milletine, ordusuna küsmemiş ve “Türk Ordusuna bu milletin bekası için sahip çıkmalı ve onun yanında olmalıyız” diye bizleri uyarmıştır.
Yüce Başbuğumuzu bir defa daha rahmetle anıyor, onun manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz. Mekânı cennet olsun diye dua ediyoruz.
Başbuğum rahat uyu, sen öldün ama senin fikirlerin sayesinde Türk Gençliği Türkiye Cumhuriyeti devletini ebediyete kadar yaşatacaktır.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 3928 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002