Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Geniş Açı

 
Ali Arif Esatgil

Deniz bitti…


Ben ekonomiden anlamam… İlle de tüyo istiyorsanız, bulup, buluşturun birer 'şerif yıldızı' edinin… Türkiye'de yemlenip, Amerika'da yumurtlamak en cari eylem… Dolayısıyla Teksas'ın şirin bir kasabasında, malikânenize kurulup, mutlu günler geçirebilirsiniz…Helvanın dibi tuttu, deniz bitti…

'Plaza' kalemşorları hatırlar mı bilmem, vakt-i zamanında sık sık 'kuru pilav' haberleri yer alırdı gazetelerde. Bu güruh şehir dışına sürülüp, derdest edildikten sonra, ilavelerdeki yemek çeşitleri hayli değişti. İtalyan usulü makarnalar, Fransız usulü deniz ürünleri falan… Zevk meselesi elbette, milletin yediğine, içtiğine karışacak halimiz yok…
Hoş herkes bilir ki, 'kuru pilav' sadece ve sadece 'Ayşe Teyze'nin mutfağına düşen yangını ifade için bir vesileydi. Yoksa yaz başlarında sebze meyve fiyatları da aynı işi görüyordu. Eylülle birlikte odun kömür telaşı, okulların açılması, kışa hazırlık da bir ölçüydü, ekonominin gidişatını 'halkın ifadesiyle' sunmak için. Kimsenin öyle bir derdi kalmadı artık…
Ölçü değişti belli ki… Şimdi yazacaksın, söyleyeceksin, peşinden de yazıp söylediklerinin ne anlama geldiğini bir uzmana (!) saatlerce yorumlatacaksın… Beyimiz teke sakalını sıvazlayacak, boğazını temizleyecek gerine gerine 'makro dengelerden' söz edecek… Azıcık muhalifse, araya bir 'cari açık' lafı atacak, peşine biraz 'dış borç' lafı takacak… Çık işin içinden çıkabilirsen!
Kuru pilav devri kapandı… Şimdi gelen yabancı sermaye, giden 'özel girişimci' satılan kamu malları, mezarda emeklilik revaçta… Benim hatırladıklarım bunlar, peşine sizler de birkaç kalem ekleyebilirsiniz.
Hocalarımız ya da büyüklerimiz anlattıkça, ağzımız açık dinlerdik çocukken… "Ne memleketmiş yahu” derdik. Yok, yok. Tarımdan söz açılırdı öyle, yeraltı zenginlikleri deseniz hakeza… Üç etrafı denizlerle çevrili… Sabah akşam balık yesek, yine yeter diye düşünürdük. Dört mevsimi birden yaşayan kaç ülke var şunun şurasında?
Derken gün geldi ve 'deniz bitti…' Yok, öbür Deniz'den (Gezmiş) söz etmiyorum… (O yarı bir yazı konusu olur. Birileri nedense fena kafaya taktı onu… 40 yıl sonra akıllarına Gezmiş ve arkadaşlarının yaman birer tam bağımsızlıkçı oldukları geldi. Hayırdır inşallah, yine bir yerlerde bir şeyler hazırlanıyor bakalım sonu nereye varacak?..)
Dönemlim mevzuya… Eskiler yine ballandıra ballandıra anlatır, sonra da boyun bükerlerdi: "Yağ var, un var, şeker var; helva yapamıyoruz…" Çocuk aklımızla hak verirdik… Yıllar geçtikçe gördük ki, yağ, un, yumurta, mısır vs… hepsi birer birer sırra kadem basıyor… Hadi onlar yerine konulabilecek şeylerdi, fazla aldırmadık… Lakin sonu gelmedi ki… İşin ucu limanlara, demir-çelik tesislerine, orman arazilerine uzandı… Sat kurtul (!)
Bugün artık -hayli geç olsa da- anlamış bulunmaktayız. Dedemizin dönemindeki ekonomi anlayışı son bulmuş… Yani yağ, un, şeker diye lafa girmenin anlamı yok… Devlet malı deniz… diye başlayan o özdeyiş de tarih oldu… Devletin bırakınız deniz gibi malı olmayı küçük bir 'gemicik' yüzdürecek göleti bile kalmayacak gibi görünüyor…
Şimdi içimizden bazıları çıkıp yine işgüzarlık edebilir, "Borç batağındayız… İşsizlik çığ gibi… Emeklilik hayal…" İşte onlar ekonomiye Ayşe Teyze'nin mutfağından bakanlardır, aldırmayın (!) "Pirinç karaborsaya düşünce, fasulye el yakınca, depolar dünyanın en pahalı yakıtıyla doldurulunca…" diye söze başlayanlardan uzak durun… Onlar ekonomi bilmez, ekonomiyi bilenler Allah için, bildiklerini zaten giyim, kuşam, hayat tarzları ile gösteriyorlar…
Türkiye'de iki devir kapandı… Helva muhabbeti bir, devlet malı deniz iki…
Yeni bir döneme doludizgin gidiyoruz… Hepimize hayırlı olsun… 'Doludizgin' dedim diye sakın ola at nalı toplamaya kalkışmasın kimse… Ben ekonomiden anlamam… İlle de tüyo istiyorsanız, bulup, buluşturun birer 'şerif yıldızı' edinin… Türkiye'de yemlenip, Amerika'da yumurtlamak en cari eylem… Dolayısıyla Teksas'ın şirin bir kasabasında, malikânenize kurulup, mutlu günler geçirebilirsiniz…
Helvanın dibi tuttu, deniz bitti…


aliarifesatgil@hotmail.com

Bu yazı toplam 3201 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002