Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



.

 
Yard. Doç. Dr. Erdoğan Altınkaynak

Giresun’da bir özel müze


Zaman zaman Türkiye’nin değişik yerlerinden dikkatimizi çeken unsurlar hakkında da yazıyoruz. Bu yazımızı da Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesinden seçtik. Giresun’dan bir insan manzarası… Giresun’un Batlama Deresi içinde küçük sanayi sitesi vardır. Bu sanayi sitesinin en önemli özelliği, kanaatimize göre ürettiği ürünler değil, Giresun’un, belki de bütün Doğu Karadeniz Bölgesi’nin en zengin özel etnografya müzesinin bulunmasıdır.

Sadullah Deniz, 1959 doğumlu, Tirebolu’nun Ortacami köyünden. Ortaokul mezunu. İki kızı var hayatta ve bir de topladığı malzemeleri sergilediği işletmesi var.
İstanbul’da çalışıp bir meslek sahibi olmuş plastik ve alüminyum doğrama üzerine. İstanbul’da iken memleket hasretiyle yanıp tutuşan bir insan… Bu özlemini çocukluğundan itibaren özel ilgi beslediği etnografik malzemeleri 1993 yılından itibaren toplamaya başlayarak gidermeye çalışmış. Bir nevi, sıla özleminin hobi haline dönüşmesi diyebiliriz.
Çalışma yerinin ikinci katı ki yaklaşık 450 metrekaredir, topladığı malzemelere ayırmış. Bu da yetmemiş, küçük işletmesinin yanındaki fındık bahçesini satın alıp buraya 170 adet meyve ağacı dikmiş ve orayı tipik bir Giresun köy evi haline getirmiş.
Bu müzeyi bundan 4 yıl önce Tirebolu ilçesinden öğretim görevlisi Ali Bayrak’tan duymuş ve ziyaret etmiştim. O dönemki Türkoloji bölümü öğrencilerini de organize ederek götürüp gezdirmiştim. Daha sonra çeşitli nedenlerden Giresun’dan ayrı kaldığım için pek de üzerine düşememiştim. Geçenlerde bir yerde karşılaştık Sadullah Deniz ile. Müzesinden bahsetti. Giresun’da ilk kez özel televizyon kuran, şimdilerde mum imalatı ile uğraşan Yaşar Küçük ve Giresun Mimarlar Odası eski başkanı Güray Yüksel, bir pazar günü yeniden gittik. Dört yıl önce gittiğimiz müzeyi oldukça zenginleşmiş ve farklılaşmış bulduk. Neler yok ki müzede sergilenen, dokumalar, yontmalar, ahşap eşyalar, cam eşyalar, metal eşyalar, örmeler, dökmeler, basmalar… Bir kısım malzeme de yurt dışından getirilmiş. Bir yerde akordeon, bir yerde tar, bir başka yerde çakmaklı tüfek, bir tarafta Çerkez kaması... Dikkatimi çeken en eski parça da 120.000 yıllık meşe ağacı fosili…
İki tane köy ocağı yapmış kullanım amaçlı, bir döven getirmiş yukarı köylerden, bir mısır ayırma tahtası koymuş, bir balık kapanı örmesi, yan taraflarda bir gramofon bütün güzelliğiyle duruyor, bir tarafta kandiller, idare lambaları, diğer tarafta hayvanlar için koşum ve süs takıları…
Nasıl topladın diye sorduk. 15 yıldır bütün kazancımı bunları toplamaya harcadım dedi. Bir yerde eski bir ürünün varlığını duyuyoruz. Yanına gidip sahibinden istiyoruz. O zamana kadar hiçbir değeri olmadan bir kenarda çürümeye, yok olmaya terkedilmiş malzeme, gidip istediğimizde bulunmaz bir meta oluyor ve astronomik rakamlar istiyorlar dedi. Ancak bazılarını da eş – dost hibe etmiş.
İşletmesinin yanındaki fındık bahçesinin Giresun köy evi haline dönüştürülmesi hikayesini anlattı bize. 120 ton renkli taşı nasıl oldukça dik yamaçtan sırtıyla yukarıya çıkartmış. Bu taşları Tirebolu’da denize dökülen Harşit Çayı’nın yatağından teker teker elleriyle toplamış. Bahçeye bir çeşme yaptırmış, çeşmenin yanına eyvan kurmuş, mısır çöteni yerleştirmiş, güllüklerle çeşmeyi süslemiş. Bizden de ricası, müzesindeki malzemeleri kataloglama ve tanıtım fişlerini hazırlamada yardım. Bu olaydan bir gün sonra Giresun Üniversitesi Fen – Edebiyat Fakültesi’nden arkadaşları topladık yeniden ziyarete gittik. Mustafa Aça, Nazmi Bük, öğrencimiz Abanoz Küçük, kimyager dostumuz Halil İbrahim Uğraş… Fotoğraflarını çektik, bize sunulan sıcacık çaylarımızı içerek. Mustafa Aça ile kendi fakültemizde bir etnografya müzesi yapmayı planlıyorduk. Sadullah Deniz’in bu özel ve güzel müzesini de görünce iyice bir iştahlandık. Bizim, çalışma grubumuzdan olan 20 öğrencimizle burayı kataloglamaya ve tanıtım kartlarını yazmaya karar verdik.
Diyeceğimiz o ki: Sadullah Deniz’i kurduğu müzeden dolayı kutluyoruz. Maddi kültür ürünlerimizi toplamakla kalmamış, kendi ticaret hanesinden daha fazla yeri bu malzemelerin sergilenmesinde kullanmış. Böyle insanlar ancak alkışlanmalı. Ellerinde veya çevrelerinde artık işe yaramıyor diye bir kenara atılan malzemeleri olan insanların da bu tür kişilere yardımcı olmaları bir kültür borcudur. Bu müzeye Giresun’daki okulların öğrencilerini getirip gezdirmeleri fevkalade güzel bir davranış olacaktır. Sizin de eğer yolunuz düşerse bir uğrayıp, hem bir çay içmenizi ve hem de bu müzeyi gezmenizi bekleriz. Unutmayın. Giriş ücretsizdir.


erdelel@yahoo.com

Bu yazı toplam 4849 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002