Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



-

 
Yrd. Doç. Gözde Ramazanoğlu

Üniversitelerimizde akademik terfi bilmecesi


Akademisyen olmayan okurlarım için düşündürücü ve ilgi çekici gelebilir. Doktora eğitimini tamamlayan ve görevine Doktor olarak başlayan bir akademisyen, öğretim üyesi olduğu zaman Yardımcı Doçent unvanını alır. Doçentliğe terfisi için faaliyetlerinden puan toplar. Bu faaliyetler: Kitap yazmak, bildiri yayınlamak, makale yayınlamak, konferans vermek, bir kitabın içinde bölüm yazmak vs…

Bunlardan en yüksek puanı bile alsa yetmez… Haa… İllâ ki bir yabancı bilimsel dergide, konusuyla ilgili makale yazacak… Yabancı dergi tabiî ki yabancı dil olacak ve konusuyla ilgili bir araştırma eseri olacak.
Peki, bu kime, kimin bilgisine katkıda bulunacak… Dergi yurt dışında ve yabancı dilde olduğuna göre, Türk öğrenciler, akademisyenler ve Türk insanı bu çalışmadan bilgi alamayacak… Kim alacak? Yabancı… Yani bizim akademisyen bize değil, yabancıya hizmet ediyor olacak. Niçin kendimize değil de yabancıya hizmet edilecek?.. Bu sorunun cevabını bunu icat eden YÖK de veremiyor.
Bir de işin başka bir kötü tarafı var. O da, eğer yazan Türk ile yani Türk tarihi, Türk sanatı, Türk müziği, Türk mimarisi vs. Türk’le ilgili ise, yani meslekî mecburiyetten bunlardan birini yazmışsa, yabancı dergi problem çıkartıyor...
Bir örnek verelim: Külliyeler, İslâm-Türklerin dünyaya armağanı kültür yuvasıdır. Bazen halk okulu, bazen üniversite olarak çok yönlü kullanılır. Bilim ocağıdır. Böyle bir araştırma yazısının makalesini bahse konu Batılı, yani Hıristiyan dergiler, ilgi alanımız değil diye reddeder (elimizdeki belgelerle sabit). Oysa bir Fatih Külliyesi, bir Süleymaniye Külliyesi, dünyanın ilk üniversitelerinden olup incelemeye en lâyık eserlerdir… Ama yabancıda inanılmaz bir Türk ve İslâm antipatisi var, basmaz… Basmayınca yazan akademisyen asla doçent olamaz. YÖK bunu niye böyle yapar belirsiz, niye bu hatayı düzeltmez, o da hepten belirsiz.
Akla şu geliyor: İllâ ki yurdumuzdaki Bizans, Roma, Hıristiyan eserlerinin incelenmesini temine hizmet etmiyor mu? Bence bu bir kültür emperyalizmidir.
Kendi insanımızın bu bilgi çalışmasından mahrum olması, Türk’le ilgili bilim adamı yetişmemesi, Türkiye’miz için zararlı değil mi? Temenni ederim ki YÖK bu sistemi değiştirir.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 3234 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002