Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



-

 
Dr. Orhan Gedikli

Rodos’ta Türk izleri-1


Rodos diğer adı ile Güneş Adası on iki adaların en büyüğüdür. Kıyılarımızdan 12 km. uzaklıktadır. Türklerden önce ada İstanbul’u fethe gelen İslam Orduları tarafından alınmıştır. 63 yıl Müslümanlarda kalan adada bunu gösteren tek eser dış surlar üzerindeki Arap Kulesi’dir. 1520’de Kanuni Sultan Süleyman tarafından fethedildi. Ancak Trablusgarp Savaşı’ndan sonra 1911’de İtalyanlara terk edildi.

1947’de Türk diplomasi tarihine geçebilecek bir başarısızlık örneği sonucunda 380 yıl Osmanlı’da kalan ada Yunanistan’a bırakıldı.
F. S. Mehmet’in tahta geçen oğlu II. Beyazıt’tan kaçan Şehzade Cem Sultan bu adada 12 yıl sürgün hayatı yaşadı. Daha sonra 1595’de Napoli’de Papa tarafından zehirletilerek şehit edildi.
Evliya Çelebi seyahatnamesinde Rodos Kalesi için “Dünyayı dolaştım böylesini görmedim” demiştir. Adada bulunan Osmanlı eserleri AB baskısı nedeniyle yavaş da olsa restore ediliyor. Ancak tamirat o kadar yavaş gidiyor ki özellikle Yunanistan tarafından engelleniyor denilebilir. Adada 4000 civarından Türk kardeşimizin yaşamasına rağmen Rumlar ancak bir camide namaz kılınmasına izni veriyor. Tabiî ki buna da şükretmek lazım çünkü Yunanistan’ın Gümülcine ve İskeçe dışındaki bölgelerinde bu kadarına bile izin yoktur.
Dr. Haluk Dursun’un yıllar önce kitabında yazdığı “haydın Rodos’a namaza” önerisine uyarak 29 Eylül 2007’de 25 arkadaşla birlikte İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan hareket ettik. Havayolu ile Dalaman’a oradan karayolu ile Marmaris’e geçtik. Çarpık ve yanlış şehirleşmenin her türlü örneğini burada görebilirsiniz. Dağların tepelerine kadar evler yapılmış. Yanı dağlar bile insanımızın zulmünden kurtulamamış. Eski Marmaris’ten eser yok. Şehir içi turundan ve öğle namazından sonra gümrüğe geçerek işlemlerimizi yaptırdık ve bizi Rodos’a götürecek Yunan bandıralı Katamarini beklemeye başladık.
Tabiî ki yer Marmaris olunca Kanuni Sultan Süleyman’dan bahsetmemek olmuyor. Hani heykeli Marmaris’e dikilmek için yapılan ve bir türlü dikilemeyen Osmanlı padişahı. Devlet yetkililerinin Yunanistan’a ve AB ülkelerine karşı hoş olmaz diye izin vermedikleri Rodos’u alan padişahımız. Neden heykeli dikilmedi biliyor musunuz? Eğer heykeli dikilirse Avrupa ve Yunan dostlarımız ‘Türkler yine Rodos’u almaya gelecekler’ gibi bir hisse kapılırlarmış. Böyle bir düşünceye ancak Türkiye’de rastlanılabilir. Çünkü bu kadar tarihine yabancı başka bir millet yoktur. İnşallah Marmaris’e Kanuni’nin heykelini dikecek vatansever bir başkan gelir dilek ve temennileri ile Rodos’a doğru yola çıktık.
Yaklaşık 45–50 dakika sonra ada görünmeye başladı. Gerçekten Evliya Çelebi’nin dediği kadar varmış. Adanın etrafı surlarla çevrili, antik kısmında iki adet minare gökyüzünü deler gibi yükselirken adeta şehre Osmanlı’nın vurduğu İslam mührünü devam ettiriyordu. Bu manzara karşısında duygulanmamak mümkün mü?
Gümrük işlemlerimiz tamamlandıktan hemen sonra iftara yetişmek için hızla otelimize doğru hareket ettik. Yol üzerinde solda minareli küçük bir cami dikkatimizi çekti. Rehberimiz bunun Giritli mahallesindeki Hamidiye Camisi olduğunu söyledi. Bu mahalle Girit’teki Rum katliamından kaçarak buraya yerleşen Türklerin oluşturduğu bir yerleşim birimidir. Diğer adı da Türk mahallesidir.
İftarımızı ötelimizde açtıktan hemen sonra Dr. Haluk Dursun ile birlikte İbrahim Paşa camisine teravih namazına gittik. Rodos Müftüsü İbrahim Çakıroğlu ve diğer kardeşlerimizle tanıştık ve huşu içinde teravih namazımızı kıldık. Teravih namazından sonra Rodos’un gece görüntüleri ile baş başa kaldık. Işıklamanın da etkisiyle manzara çok güzel görünüyordu. Sur içinde bir süre dolaştıktan sonra otelimize döndük. Çünkü gündüz purogramımız erken başlayacaktı.
Biz ekipten ayrı olarak adanın diğer bir antik kenti olan Lindos şehrine gitmek ve oradaki Türk mezarlığını çekmek için sabah hareket ettik. Yol boyunca taksi şoförü ile sohbet ettik. Biraz Türkçe biliyordu. Emniyet radyoyu açarak beraber Türkçe müzik dinledik. Ona Lindos’daki Türk mezarlığını sordum ancak bilmediğini söyledi. Bizi şehir merkezine bıraktı. Bir saat sonra buluşmak için sözlenerek ayrıldık.
Lindos’da taksiden iner inmez bir çeşme gördük. Mimari tarzı ben Osmanlı eseriyim diyordu. Kitabesi de bunu teyit ediyordu. Çeşmenin yanındaki enformasyondan Müslüman mezarlığını sorduk. Az ilerde olduğunu söylediler. Mezarlıkta karşılaştığımız manzara kanımızı dondurdu. Mezarlığın hemen bitişiğinde bir birahane vardı. Birahane ile mezarlık arasında sadece 4 metrelik bir yol bulunuyordu. Gözlerimiz bir kitabe ya da levha aradı ancak bulamadı. Etrafı duvarla çevrilmiş yıkılmış mezarlardan başka bir şey yoktu. O mezarlıkta ve diğer mezarlıklarda yatan ırk ve din kardeşlerimiz için dualar okuduktan sonra içimiz buruk bir şekilde oradan ayrıldık. Buradan Yunanistan Türk Büyükelçisine ve Rodos Türk Konsolosuna çağrıda bulunuyorum. En azından Lindos Türk mezarlığına bir kitabe dikmeyi sağlayalım ki burası yok edilmesin.
Lindos gezisini antik çarşı ve kale ile sürdürdük. Eski şehir içine arabaların girmesi mümkün değil. Çünkü yollar çok dar. Ulaşım yaya ve turistler için eşeklerle sağlanıyor. Bir anlamda ilk kurulduğu dönemlerde olduğu gibi. Sokakların tabanı çakıl taşları ile döşenmiş. Arada ürettiği ürünleri satan köylülere rastladık. Öğleden önce olmasına rağmen sokaklarda turist yoğunluğu nedeniyle yürümek zordu. Oysa bir gün önce Marmaris’te çarşılarda kimse yoktu. Bunun nedeni Türkiye’de özellikle 1940–1960 arasında tarihi kültür mirasımızın büyük çoğunluğunun bilerek ve pilanlı bir şekilde yok edilmesi idi. Böyle olunca turist neyi görmeye gelecek. Bizim çirkin ve hiçbir mimari değeri olmayan çarpık yapılanmamızı mı? Bu cümleler bu yıkımı gerçekleştirenlere ithaf olunur.
Lindos akabinde otele dönüp ekibe katılarak Rodos kale içi gezimize başlamak üzere yola çıktık. Yol üzerinde ilk gördüğümüz eser Giritli Mahallesi (Türk mahallesi) Hamidiye Camisi oldu. Bu minareli güzel bir camimizdir. Buradan doğruca Murat Reis Külliyesi’ne gittik. Külliyenin perişanlığını görüp de ağlamamak mümkün değil. Bu külliye cami, kabristanlık, Murat Reis ve 4 Kırım Han’ının türbesi, bir İran Şah’ının türbesi, pek çok Osmanlı Paşasının kabirleri, son Rodos Müftüsünün harabe halindeki evi ve çeşmesi ile birlikte tam bir tarih kültür hazinesidir. Murat Reis Camisi restore edilmiş ancak ibadete açılmasına Yunanistan tarafından izin verilmeyince işlemeyen demir pas tutar misali yine bozulmalar olmuş.
Murat Reis Külliyesi’nin çeşmesi ve dış duvarları görüntü kirliliğine neden olmaması açısından boyanmış. Bu tamamen Rumların bir göz boyama hadisesidir. Külliyenin iç kısmı ise yürekleri parçalayan bir görünümdedir. T.C. açısından ise yüz kızartıcı bir tablodur. Bu durum Yunanistan’ın her tarafında böyledir. Buna Türk hükümetleri tüm forumlarda itiraz etmeli ve kısasa kısas uygulamalıdır. Yunanistan’a kesin nota verilmelidir. Türkiye’deki her Rum kilisesine karşı Yunanistan’da bir cami ibadete açılmalıdır. Fener Rum Lisesine karşı Yunanistan’da Türk Okulu açılmalıdır. Bunlar pazarlık konusu yapılmalıdır.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 6850 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002