Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Köşe Taşı

 
Prof Dr. Ali Osman Özcan

Ayrıştırıcı strateji


Ayrıştırıcılık birlik, bütünlük, beraberlik, benzerlik ve ortaklıkların bozulmasıyla ilgili nitelikleri vurgulayan bir sözcüktür. Bunların ayrışmasına ve bozulmasına yönelik her türlü eylem ve etkinlikleri kapsar. Ayrıştırıcı strateji birlik, bütünlük, ortaklık ve benzerlik niteliklerinden uzaklaşmayı, ayrışmayı körükleyici bir stratejidir.

Bu strateji Osmanlı tarihinin duraklama devrinden günümüze kadar ibretlik uygulamalarla milletimiz ve devletimiz üzerinde sürekli uygulanmıştır ve uygulanmasına da devam edilecektir. Atalarımız “Sürüden ayrılanı kurt kapar” atasözüyle, ayrıştırıcı strateji uygulamalarına yönelenlerin halini çok iyi betimlemişlerdir.
Avrupa ve Okyanus ötesi mega şirketlerinin yayınevlerinde basılan, sosyal bilimler alanında okutulan kitaplarda yer alan çok kültürlülük, farklılık, kimlik, kişilik vb. sözcüklerin içeriğine bakmadan pek çok sözcüğün üzerinden yanlış politikalar yapıldığı halde, bunlara bilimsel bilgi diye ses çıkarılmadığı görülmektedir. Bilimsel bilgi kitaplarını pazarladığını iddia eden; fakat bu yolla bilim pazarlamacısı olan şirketlerin üniversitelerimizde bilim kitabı diye kitaplarının okunmasına aracı olanlara söylenecek çok söz vardır. Hele sahte ve içeriksiz bilgilerle milleti ve devleti yönlendirmeye kalkmak çok büyük bir hatadır. Yeteneksiz cahil ve bilgisiz bilgelerin insanlarımızı kandırıp zihinleri işgal edici, yönlendirici tutumlarından fazla bir şey beklenmemelidir. Örneğin kimlikle ilgili olarak etnik, kültürel, cinsiyet, dini, hukuki, ahlaki, geleneksel vb. kimliklerden söz edilebilir. O zaman kimlikle ilgili haklar sorunu da gündeme insan hakları adı altında gelecek ve haklar savunulurken görev ve sorumluluklar üstlenilmeyecektir. Bu durum etnik, kültürel, coğrafi vb. hangi tür ayrımcı hareket olursa olsun hepsi için geçerlidir.
Avrupa ve Okyanus ötesindeki güçler, iyi insan veya kötü insan kimliği dağıtmaya kalktıklarında sorunlar ortaya çıkmaktadır. İyi insanları kötü insanların elinden kurtarma perdesi altında sömürgeciliğin kötü niyeti gizlenmeye çalışılmaktadır. Örneğin Balkan ülkeleri, kötü olan Osmanlı insanından iyi olan Balkanlıları kurtarma yalanıyla özgürlüklerine kavuşturuşlardır. Aynı strateji Osmanlı ülkesinde, diğer sömürgeleştirilmek istenen milletlere de uygulanmıştır. Sıra ülkemize gelmiş, sömürgecilerin iyi insan diye bazı grupları örgütlemeye çalıştıkları, devletimize ve milletimize karşı anarşi ve terör hareketlerini kışkırttıkları da gözlenmektedir. Dağılan Yugoslavya devleti örneği bize ders olmalıdır. Çok kültürlü Yugoslavya altı küçük devlete ayrıldığı gibi Osmanlı İmparatorluğu’ndan da kırkın üzerinde devletçik ortaya çıktığı neden göz önünde tutulmaz? Sömürgeciler, yetenekli çıkarcılarla utanıp sıkılmadan yalan söyleyen hainlerle iş birliği yöntemini seçmektedirler. Çünkü bunlar rüzgârın esişine göre davranma stratejisi uygulayabilen insanlardır. Sömürgecilerin ahlak dışı bir siyasi kültür geleneğinden geldikleri de bir gerçektir. Atalarımız “Huylu huyundan vazgeçmez” derken sömürgecilerin ve büyük şirketlerin para kazanmada ahlaki davranmayacaklarına işaret etmişlerdir. Onlar çıkar alanı ve çıkarcılık bağlamında düşünmeye alışmışlardır.
Milletimiz zaferlere ortak olmak için hep beraber çabalamanın, birbirine kenetlenmenin önemini bilmektedir. Ayrıştırma konusundaki sorunları, söylemleri sağduyu süzgecinden de geçirmeyi milli belleğinde muhafaza etmektedir. Atatürk’ün Samsun, Erzurum, Ankara üçgeninde oluşturduğu millet ve devlet idealinin sömürgecilerin işine gelmeyeceği açıktır. Ekonomik ve siyasi alandaki hizipçi ağız dalaşları ayrıştırıcı strateji uygulamak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmektedir. Ayrıştırıcı söylem politikalarındaki zigzaklar, söylem gölgeleriyle gizlenmeye çalışılmaktadır. Çok kültürlülük, kimlik, farklılık, etniklik vb. sözcükleri yeni biçimlere uyarlayarak sunma yöntemleri, bilinçleri çelişkiler denizinde boğmaya yöneliktir. Çok kültürlülük terimi “çoğul bir kültüre mi, kültürel çoğulculuğa mı, kültürel zenginliğe mi vurgu yapmaktadır” bunu ayırt etmek gerçekten zordur. Sözcüğü yorumlayanın niyetine göre içeriği değişen bir sözcüktür. Kültürel haklar diye kültürel ayrımcılığı teşvik edenler için vazgeçilemeyecek bir sözcüktür.
Okyanus ötesi silah şirketlerinin varlık sebebi, silahların satılıp kullanılmasına bağlıdır. Bu şirketler için “Kaç kişi ölmüş, niçin ölmüş, ölmesi gerekir mi gerekmez mi?” soruları hiçbir değer taşımaz. Yeter ki silahlar satılmış olsun. Bu sebeple ulaşım ve iletişim alanındaki hızlı gelişmeyle büyük bir köy haline dönüşen dünyada silah şirketlerinin kötü insan diye damgaladıkları bölgelerdeki insanların ölmesi gerekmektedir. Ayrıştırıcılığın fitne tohumları sebebiyle hiçbir şeyden haberi olmayan; ancak şirketlerin kötü dediği insanların yakınlarında olanlar ölüp gitmektedir. Atılan her kurşunla ölenler belki de niçin öldüklerini bilmeden bu dünyadan göçüp gitmekte; fakat kurşunların parası şirketlerin kasasına aksamadan girmektedir.
Dünyadaki devletler hiyerarşisinde, ilk sıralarda yer alma yerine son sıralarda yer almaya hevesli olanlar yüzünden, insanlık acılar içinde kıvranıp durmaktadır. Atatürk’ün kurduğu devletimizin de ayrıştırıcı strateji uygulanan devletler arasında olması, her vatandaşımızın bu stratejinin hedefi olduğu bilinciyle siyasi, ekonomik ve askeri olayların bu açıdan değerlendirilmesi gerekmektedir. Devlet aydınlarıyla piyasa aydınları ve akademik aydınların herhangi bir düşüncenin veya uygulamanın milletimize neler kazandırıp neler kaybettireceği hesabını yaparak hareket etmesi, içerden ve dışardan yapılacak ayrıştırıcı strateji uygulamalarını başarısız kılacaktır. Ayrıştırıcı strateji uygulayanların medyadaki halkla ilişkiler bölümlerinde üretilen haberlere de kanmamaları, bu haberlerin yalan dolanla dolu olduklarına dair bir kanaatle bakmaları, toplumsal ve coğrafi ayırım isteyenlerin buralarda yuvalanacakları da göz ardı edilmemelidir. Kuzuyu kurda teslim etme hatasına düşülmemelidir.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 3600 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002