Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



-

 
Elif Nur Deniz

Çapulcuya söz geçiremedik


Irak ile terörle, özellikle terör örgütü PKK ile mücadele için antlaşma imzalanacaktı. Antlaşmada, Türkiye ısrarla sıcak takip için yetki istiyordu, yani istediği zaman Irak’ın kuzeyine girecek ve terör örgütünün kafasını ezecekti. Çapulcuların elebaşı Mesut Barzani buna karşı çıktı. Masaya yumruğunu vurduğu zaman yeri göğü inletmesi gereken Türkiye, çapulcuya söz geçiremedi ve abuk sabuk bir mutabakat metnine imza attı.

Geçtiğimiz günlerde Irak İçişleri Bakanı Cevad Bolani, Türkiye’ye geldi. Türkiye ile Irak arasında aylar öncesinde görüşmeleri yapılan terörle mücadele antlaşması imzalanacaktı. Iraklı Bakan ile sıkı bir pazarlık başladı. Türkiye, terör örgütü PKK’yı bitirmek için gerekli gördüğünde Irak’a girmek için yetki istiyordu. Saddam Hüseyin zamanında Türkiye bunu defalarca yapmıştı. Şimdi de aynı yetkiyi kullanmak istiyordu. Irak heyeti ise pek gönüllü olmasa da razı olur gibiydi.
Tam o sırada Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, El-Hurra TV’ye bir açıklama yaparak, Irak hükümetinin PKK’nın çıkarılmasına yönelik Türk hükümeti ile herhangi bir antlaşma imzalamadığını söyledi. Zebari, Irak hükümetinin hiçbir zaman “sıcak takip” hakkını vermeyeceğini de belirterek, “Her ne kadar Saddam rejimi döneminde Türkiye’ye 20-30 km.ye kadar içeri girme hakkı verildiyse de yeni hükümet bu izni hiçbir zaman vermez” dedi.
Irak’tan bu açıklama gelince Ankara’daki pazarlık da yattı. Irak heyeti, sıcak takibe izin vermedi ve masadan kalktı. Daha düne kadar kapımızda el aman dileyen Irak, şimdi efelenmiş, bize kafa tutuyordu. Türkiye de bu utanç verici tablo karşısında çaresiz bir konuma sokulmuştu… Hiçbir yetkili çıkıp, Irak’a haddini bildirecek cevabı vermedi…
Sonuçta ne mi oldu? Çapulcuların elebaşı Mesut Barzani ve adamlarının istediği gibi Türkiye sıcak takip hakkından vazgeçti, abuk sabuk bir antlaşma imzalandı.

İpin ucunu Barzani’ye teslim ettik!

Başbakan Tayyip Erdoğan ise "Sıcak takibin yer almamasına takılıp kalmayın. Irak'la yaptığımız anlaşmadaki önemli maddeleri de görün." diyerek antlaşmayı savundu.
Irak'la imzalanan "Terörle Mücadele Antlaşması"ndaki önemli maddelerin neler olduğunu kısaca hatırlatalım; “Türkiye ile Irak ortak bir izleme komitesi oluşturacak. Bu komite 6 ayda bir koordinasyon toplantısı yapacak. Irak, PKK lider kadrosunu ya Irak'ta yargılayacak ya da Türkiye'ye iade edecek. PKK'ya propaganda, lojistik ve para desteği sağlanması yasaklanacak.”
Deveye sormuşlar, niye sırtın eğri diye… Nerem doğru ki karşılığını vermiş… Bu antlaşma da o hesap…
Terör örgütü PKK’nın elebaşlarının, yargılanması ya da Türkiye'ye iade edilmesi için doğaldır ki önce yakalanması gerekiyor. Antlaşmayı imzaladığımız Irak yönetiminin Irak'ın kuzeyinde kendine bağlı bir güvenlik gücü yok. O zaman bu yakalama işini kim yapacak? Irak’ın kuzeyinde otoriteyi zorla ele geçiren ve PKK’yı terör örgütü olarak görmediğini her fırsatta tekrarlayan çapulcuların başı Mesut Barzani’nin teröristlerin elebaşlarını yakalaması mümkün mü?
Terör örgütü PKK'ya propaganda, lojistik ve para desteği sağlanması yasaklanacakmış… Terör örgütü PKK'ya lojistik desteği sağlayan kim? ABD… Bunun böyle olduğunu sağır sultan bile duydu… Yasağı kim dinleyecek, kim kontrol edecek?
Sonra... Bir izleme komitesi kurulacak ve bu komite 6 ayda bir koordinasyon toplantısı yaparak anlaşmanın işleyip işlemediğini değerlendirecekmiş!
ABD ile de böyle bir komite kurmuştuk. Sonuç fiyasko olmadı mı? Irak'la yapılan antlaşmanın da fiyaskoyla sonuçlanacağını bilmek için kâhin olmaya gerek yok… Ama bu tür abuk sabuk antlaşmalarla milletimizin gözünü boyamaya çalışıyorlar.


ABD’li subaylar Kandil Dağı’nda

Amerikan kaynakları sürekli reddediyor ancak yine Amerikan gazeteleri bu ısrarı sürdürüyor, hem de güçlü bir şekilde. Son iddia İngiliz The Daily Telegraph gazetesinden geldi: ABD’li subaylar, Kandil Dağı’nda PKK ile düzenli toplantılar yapıyor.
İngiliz The Daily Telegraph gazetesi, "ABD askeri helikopterlerinin, subayları Kürt savaşçılarıyla düzenli toplantılara taşımak üzere kullanıldığı belirtiliyor" iddiasına yer verdi. Gazete muhabiri Daimen McElroy, Kandil Dağı’nda bir ABD’li müteahhide ait araçların kolayca göründüğünü de yazdı.
Bu tür haberler batı basınında, hatta ABD basınında da sık sık çıkıyor. İnsan sormadan yapamıyor, ABD’li subaylar orada ne yapıyor? Biz cevabını biliyoruz, yetkililer de umarım biliyordur…

Erdoğan: “PKK’nın elinde ABD’nin tankı topu var”

Geçen ay Amerika’ya giden Başbakan Tayyip Erdoğan, New York'ta yaptığı konuşmada, terör örgütü PKK’nın elinde Amerikan silahları olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, konuyla ilgili şunları söyledi: "Bize gelen istihbaratlara göre, Kuzey Irak'ta PKK kamplarında ağır silahlar var. PKK kamplarında top, tank ve buna benzer Amerika'ya ait maalesef ağır silahlar çıktı. Bunun yanında yakaladığımız PKK terör mensuplarının ellerinde silahlar çıktı, bunu Amerikalı yetkililer sonunda kabul ettiler. 'Evet' dediler. 'Bazıları işte bölgeler terk edilirken, oralarda kaldığı için onlara kaldı' dediler. 'Bazıları korsanlar, silah tüccarları vasıtasıyla bunlara ulaştırıldı' denildi. Bu tabii Türk halkı üzerinde çok olumsuz tesirler meydana getirdi ve bu noktayla ilgili de biz doğrusu hâlâ o beklediğimiz tavrı göremedik, bu konuyu tüm yetkililere ifade ettik. İnşallah kısa bir süre sonra burada Başkan (ABD Başkanı Bush) ile de bir görüşmemiz olacak, daha geniş konuşacağız. Dışişleri Bakanıyla bu konuları görüştük, kendileri bu konuyla ilgili olarak gerekli hassasiyeti göstereceklerini bizlere ifade ettiler.”
ABD’li subaylar, Kandil Dağı’nda PKK’lı teröristlerle haşir neşir… Bunu ABD ve İngiliz gazeteleri yazıyor. Terör örgütü PKK’nın elindeki silahlar, tanklar, toplar Amerikan yapımı… Terör örgütü PKK, Amerikalı subayların desteğiyle, Amerikan silahlarını kullanarak Türk askerlerini şehit ediyor, Türk insanına pusu kuruyor, sivil hedeflere bomba atıyor, masum bebekleri öldürüyor…

Hâlâ ABD’den medet umuluyor

Biz ne yapıyoruz? Amerika’dan terör örgütü PKK’yı bitirmesi için medet umuyoruz, ricada bulunuyoruz, Amerika’nın kuklası Irak ile terörle mücadele antlaşması imzalıyoruz…
Her şehit cenazesi kaldırıldığında, yetkili ağızlar, “Bu terör örgütünün son çırpınışları” diye nutuk atıyor ve Amerika’yı bu konuda bir kez daha uyardık diye bizi de oyalıyorlar…
Şimdi Cumhurbaşkanımız olan Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanlığı döneminde Amerika’ya bu konuda belki de yüzlerce kez haber salındı… Haber salındı diyorum, çünkü bu konuda Amerika’ya nota bile verilmiyor. Hatırlanacağı üzere, Irak’ın kuzeyinde Amerikalı askerler, askerlerimizin başına çuval geçirdiklerinde bile Amerika’ya bir nota verilmemişti. Nota verildi mi diye soranlara da Başbakan Erdoğan, “Nota dediğiniz şey müzik notası değildir” karşılığını vermişti.
Sınır ötesi operasyon için “Gerekirse, gereken yapılır” açıklaması da onlarca kez yapıldı…
Yine maalesef aynı yerdeyiz… ABD terör örgütü PKK’ya her türlü desteği veriyor, biz de her gün şehit veriyoruz…

Terörist PKK’lılara “kardeşlerimiz” dedi

Gebze Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu sırada milletvekili seçilen DTP'li Sabahat Tuncel, eli kanlı bölücü terör örgütü PKK'lı teröristlere “Kardeşlerimiz” dedi.
Her fırsatta sürekli barıştan dem vuran DTP’liler gerçek yüzlerini göstermeye devam ediyor… Her gün bir DTP’li kinini kusuyor… Batman’da bir törene katılan DTP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, "Kimse bizden kardeşlerimizi terörist ilan etmemizi beklemesin. Hiçbir Kürt bunu demez" diye konuştu.
21 arkadaşıyla Meclis'te temsil edildiklerini belirten Tuncel, şöyle devam etti; "Bize dediler ki, çocuklarınızı terörist ilan edin, sizi farklı görelim. Kimse bunu bizden beklemesin. Hiçbir Kürt ferdi bunu kabul etmez. Kendi farklılıklarımızla bu coğrafyada yaşamak istiyoruz. İlk kez bu kadar Kürtlerin temsil oranı var. Bu şansı iktidar partisinin iyi değerlendirmesi gerekiyor."
DTP’liler milletimizin sabrını zorlamaya devam ediyor. Yaptığı açıklamalarla tepki toplayan sadece Sabahat Tuncel değil. DTP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Demirtaş, PKK'lı teröristleri kastederek, ''10 binlerce askeri 9 gencin üzerine sürüyorlar” diyerek azılı teröristleri masum göstermeye çalıştı. DTP’li Demirtaş, “9 gencin üzerine 10 bin kişilik orduyu Başbakan Erdoğan'ın talimatıyla gönderiyorlar. Şimdi buna kahramanlık mı diyecekler, zafer mi diyecekler? Bundan utanç duymayacak mıyız? Her gün bu acılar yaşanırken biz halen barış diyoruz. Biz direneceğiz” dedi.
Sen azılı teröristleri öveceksin, kan emici vampirler için ağıt yakacaksın, cenaze töreni düzenleyeceksin, elindeki devlet imkânlarını bile bunun için seferber edeceksin sonra da barış nutukları atacaksın…
İnsanda biraz utanma olur ama bunlarda o da yok…

“Başbakan ile Öcalan aynı şeyleri söylüyor”

DTP Grup Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk, Başbakan Tayyip Erdoğan ile bölücü örgütün elebaşı Abdullah Öcalan’ın söylemlerinin birbirine benzediğini iddia etti. Türk, Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Başbakan ABD’deki bir toplantıda, ‘Kürtler azınlık değil. Çoğunluğun parçasıdır. Yeni anayasa çalışmalarında bazı yenilikler gelecek’ diyor. Burada inkâr yok. Bu bizim söylediklerimizden farklı değil. O yurttaşların, Kürtlerin kimliğini, kültürünü güvenceye alacak yasal düzenleme arayışı içindeyiz. Başkaları da, bugün İmralı’da da buna benzer geçmişte bir açıklama vardı. Kültürler ve farklılıklar bir zenginlik olarak kabul edilir ve yasal güvence alınırsa iki ay içinde tamamen PKK’yı silahsızlandıracak bir girişim içinde bulunulur. Sayın Başbakan da bunu söylüyor. Farklıların da kabul edildiğini, zenginlik olduğunu söylüyor. O zaman niçin bu kanın akmasına seyirci kalıyor."
Başbakan Erdoğan’ın terörist başı Abdullah Öcalan ile aynı şeyleri söylediğini biz düşünmek bile istemiyoruz. Bu iddianın yalan olduğunu düşünüyoruz. Umarız bundan sonra Başbakan Erdoğan da bu konuda gereken hassasiyeti gösterir…


Ufuk Uras da saçmaladı

Ufuk Uras’ı belki tanımazsınız… Kendisini sosyalist olarak gösteriyor. Partisi vardı, ama partisi ile Meclis’e giremeyeceğini anlayınca kendisini DTP’lilerin koluna attı. DTP’lilerin desteğiyle İstanbul’da bağımsız milletvekili seçildi. Seçim sonrasında DTP’ye katılmadı, partisine döndü ama saçmalamak konusunda DTP’lilerden hiç de geri durmadı, durmuyor.
Ufuk Uras, Pan Armenian adlı internet sitesi ile bir mülakat yaptı. Haber, "Tarihte ilk kez bir Türk milletvekili Ermeni soykırımının tanınmasından söz etti" başlığıyla verildi.
Tahmin edeceğiniz gibi bu Türk, ÖDP İstanbul Milletvekili Ufuk Uras...
Habere göre Ufuk Uras, diyor ki: “Ermenilere karşı korkunç bir katliam yaptık. Türkiye bunu kabul etmelidir. Bu vahşeti nasıl adlandıracağımız önemli değildir; soykırım, etnik temizlik vs... Önemli olan inkârı mümkün olmayan korkunç bir katliam yapılmış olmasıdır...”
Buna benzer saçmalıkları daha önce Orhan Pamuk da yapmış ve Nobel ödülünü kapmıştı. Şimdi o parayla ABD’de ev satın aldı, öyle ya Türkiye’de yaşayacak yüzü kalmadı ki… Ya da görevini başarıyla tamamlamanın huzuruyla (!) asıl evine taşındı…
Şimdi Ufuk Uras… Üstelik Türkiye’den maaş alıyor, milletvekili unvanını taşıyor… Kalkmış Ermenilere karşı korkunç katliam yaptığımızı iddia ediyor…
Ufuk Uras’a bir çağrım olacak… Saf olduğun belli… Her halinden anlaşılıyor. Madem bu kadar bilgi yoksunusun niye elin adamlarıyla konuşup hem kendini rezil ediyorsun, hem de Türkiye’yi… Eğer gerçekten söylediklerinin doğru olduğunu düşünüyorsan hemen milletvekilliğinden istifa et… Öyle ya, senin gibi birinin böyle katil (Haşa haşa, adamı dinden imandan çıkarır bunlar) bir milletin temsilcisi olması mümkün değil. Milletvekilliğinden istifa et de, devletin parası da boşa gitmesin…
Aslında çok şey söylenmesi lâzım da, biz yine de ağzımızı bozmayalım…

Fransızlar haddini çok aştı

Fransızlar her fırsatta Türkiye ve Türklere karşı kinini kusuyor. Fransızların son terbiyesizliği iyice sabırları zorladı. AKP iktidarının, kapısında kul köle olarak şımarttığı AB, işi Türk milletine hakarete kadar vardırdı. Haberi Yeniçağ gazetesi ortaya çıkardı. Alçak Fransızlar, Türkiye’nin AB hevesini, erkeğin kollarına atılan başörtülü Türk kızıyla tarif etti. Fransa’nın Toulouse kentinde, caddelere asılan afişlerde başörtülü bir Türk kızı, kendini zorla bir erkeğin kollarına atar şekilde gösterildi. Afişin üzerinde, “Viagra ile bile olmaz... Türkiye, ne bir gecelik ne ömür boyu” yazısı yer alıyor...
Türkiye bir yandan AB’ye üye olmak için varını yoğunu ortaya koyuyor. Olmadık tavizler veriyor. Karşılığında da aşağılanıyor, hakir görülüyor. Bu durum daha ne kadar devam edecek? Artık bu teslimiyetçi politikalardan vazgeçilsin… Kim AB’nin bu şımarık tavırlarına gereken cevabı verecek? Türk milleti, bu kadar aşağılanmayı hak etmiyor, iktidarın en kısa zamanda buna cevap vermesini bekliyor.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 2439 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002