Kasım 2008

Ö T E S İ

 

10.12.2019 



.

 
Yard. Doç. Dr. Erdoğan Altınkaynak

Kırım’ın son kahramanları


Kırım’a ilk gidişimde, gıyabında cenaze namazı kıldığımız Mustafa Cemiloğlu ile karşılaşacağımı, bir bayram sabahında bayramlaşacağımızı hiç düşünmüyordum. Ve bayramlaşmaya giderken de karşımda, dağ gibi bir adam duracağını zannediyordum. İkametgâhında, Türkiye ve dünyada hakkında yazılan yazılardan oluşan bir sergi yapılmış. Çatı katını süsleyen bu serginin tasnifi gerekmekte.

Bugüne kadar Kırım hakkında pek çok yazı yazmakla birlikte Kırım Türkleri hakkında pek yazı yazmadık. Sebebine gelince, Türkiye’de yaşayan Kırım Türkleri konu ile ilgili yeterince yazıyorlardı. Sonra Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Celal İçten ile yararlı bir görüşme yaptık. Arkasından Kırım Milli Meclisi Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay ile görüştük. Neticede bizim de Kırım ve Kırım Türkleri ile ilgili yazı yazmamız gerektiği kanaati hasıl oldu. En azından 2 yıllık çalışmamız ve sonrasında kısa süreli seyahatlerimizi siz okurlarımla paylaşmak istedim. Bu arada dostlarımıza karşı da bir borcu yerine getirmiş olacağız.
Kırım’a ilk gidişimde, gıyabında cenaze namazı kıldığımız Mustafa Cemiloğlu ile karşılaşacağımı, bir bayram sabahında bayramlaşacağımızı hiç düşünmüyordum. Ve bayramlaşmaya giderken de karşımda, dağ gibi bir adam duracağını zannediyordum. Mustafa Cemiloğlu, öyle devasa bir fiziğe sahip değil… Fizik olarak ufak tefek bir insan. Eşleri hanımefendi ise uzun boylu, dalyan gibi bir hanım. İkametgâhında, Türkiye ve dünyada hakkında yazılan yazılardan oluşan bir sergi yapılmış. Çatı katını süsleyen bu serginin tasnifi gerekmekte.
Kırım Türklüğü ile ilgili son dönemlerde adsız pek çok kahraman var. Bu insanları Türkiye ve diğer Türk dünyası pek tanımaz. Ben de bazılarını tanıyorum. Biraz onlardan bahsedelim.
Safiye Nezzetli Hanım’ın hayatı baştan sona macera. Kırım’dan Almanlarla birlikte kaçtıktan sonra, önce Almanya ve sonra da Brezilya’da ikamet etmiş, hayatı boyunca bir Türk pasaportu alabilmek için mücadele etmiş, adeta ayaklı lügat. Pek çok dil biliyormuş. Onun en belirgin vasfı bence paraşütle atlayan ilk Kırım Tatar Türkü oluşu. Geri dönüş başladıktan sonra Kırım’a gelip yerleşen ve ilk ev alanlardan birisi. (Kırım’da ilk ev alan kişi de, kendi beyanatlarına göre İsmet Yüksel… Kırım’da, Kırım Tatar Türkü olmadığı halde, ilk ev alan Türk ise, onun da mekânı cennet olsun, genç yaşta kaybettiğimiz Akif Albayrak) Evini Kırım Tatar Türklerine açmış ve organizasyonlar ile eylemlerde merkez üs olarak kullandırmış bir dişi aslan. Kendisi öldükten sonra, Emel Türk Kültür Araştırma ve Tanıtma Vakfı’na bağışladığı o evi, önceleri TİKA projesi içinde gelen Türk öğretmenlere tahsis edilmiş, daha sonra, tamiratı yapılarak TİKA Kırım Koordinatörlüğüne kiralanmış, şimdilerde de Kırım Haber Ajansı’na ofislik yapıyor. Akmescit’in (Simferopol) merkezinde bir yerde bu ev, Safiye Hanımefendi’nin emelleri doğrultusunda faaliyetlerini yürütüyor.
Bu evin TİKA’ya verilişinden sonra, kira gelirleri, Kırım’da, kendi adına düzenlenen şiir, tiyatro eseri, makale, hikâye gibi Kırım Tatar Türkçesi ile yazılmış eserlere teşvik olsun diye veriliyordu. 04. 11. 2001’de vefat eden Safiye Nezetli Hanım’ın ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Bir başka mekânı cennet olası adsız kahramandan daha bahsedelim. Musa Mahmud’tan. Eğer bir torunum olursa adını koyacağım kişiden. Bütün dünyaya ve fanatik Rus yöneticilerine, ırkçılarına karşı, direnen, defalarca Kırım’a yerleşmek adına girişimde bulunan, yaptığı evi her defasında yıktırılan ve bütün bu olayları, en sonunda kendini yakarak protesto eden bu rahmetli şimdi dünyanın en ilginç Müslüman mezarlığında yatıyor. Kırım Türkçesi adını Leniye Demirci Marlenkızı’ndan (Leniye Hanım bir Kırım Tatar milliyetçisi olup, halen Kırım Devlet Pedagoji ve Mühendislik Üniversitesinde sekreter olarak çalışmaktadır.) öğrendiğim Besterek (Danskoye) Müslüman Mezarlığı’nda… Musa Mahmud bu hareketiyle belki yavrularını babasız, eşini dul bıraktı ama Kırım Tatar Türklerinin anayurtlarına dönmesinde büyük zorluklar çıkaran Rusların tutum ve davranışlarında belirgin bir yumuşamaya da sebep oldu. Vatanlarına dönmek için her şeyi, hatta kendilerini bile yakmayı göze alan bu topluluk karşısında Rusların yapabilecek bir şeyleri kalmamıştı. Rus diyorsak, bu yanlış anlaşılmasın, kastımız Rus yöneticilerdir. Eğer Ruslar bu işleri yumuşatmasaydı, kendini yakmalar, kendini milletine kurban etmeler devam edecekti.
Musa Mahmud’un yattığı Besterek Müslüman mezarlığını, her defasında ziyaret eder, bütün geçmişlerimize bir Fatiha gönderirim. Tavsiyem odur ki, eğer bir gün yolunuz Kırım’a düşerse, Akmescit’ten Sarısubazar-Karasubazar yolu üzerinde, Akmescit Merkez Postanesine 16 kilometre uzaklıktaki bu mezarlığı ziyaret ediniz.
Musa Mahmud’un yattığı mezarlık neden dünyanın en ilginç mezarlığıdır bilir misiniz? Anlatayım…
Mezarlığın hemen bitişiğinde Hıristiyan Mezarlığı var. Dinden uzakta bir eğitim almak zorunda kalan Müslüman Tatarlar, başlangıçta kıbleyi de bilmediklerinden ölülerini gömerken yön belirlemede çok zorlanıyorlar. Mezarlığa ilk gidişim İsmet Yüksel ile beraber olmuştu. Dikkatimi çeken ilk şey mezarların farklı yönlere doğru dizilişi olmuştu. İsmet Yüksel’e sorduğumda ‘Hocam, valla ben de bilmiyorum… Ama bizim Tatarlar inattır bilirsin. Mezarı burada kazdıklarında bakmışlardır, Rus mezarları ne yöne bakıyorsa bizimki onun tersi olduğuna göre tam ters istikamete yapmak gerektir diye düşünmüş ve ona göre yapmışlardır’ dedi. Hakikaten de en eski Müslüman mezarları ki onların da eskiliği en fazla 20 yıl, Rusların mezarlarının tam aksine yöndeydi. Yakın zamanlarda definler kıble yönüne bakıyor. Hülasa bu mezarlıktaki Müslüman mezarlarının yönü dört ayrı yönde. Kırım Tatar Müftülüğü, bu işe el atmalı ve mezarlığı, dini kurallara göre yeniden düzenlemelidir derim. Esasında bu bizim, orada yatanlara yapacağımız son vazifelerden biridir. Mezarlığın ilginçliği de buradan gelmektedir.
Bu mezarlık yoldan 40-50 metre içerde olduğundan, yolun kenarına bir tabela koyup da, Kırım Tatar Milli Kahramanlarından Musa Mahmud’un anıt mezarına gider diye yazılması ve Musa Mahmud’un mezarının da anıt haline getirilmesi gerek diye düşünürüm. Eğer böyle bir girişim olursa, çam sakızı çoban armağanı ilk yardımı da ben yapacağım.
Bu hüzünlü olayların üzerine bir de sizi tebessüm ettirecek kahramandan bahsedeyim. Hürmüz Bitay’dan. Hürmüz nene, Rusça öğretmenidir. Kırım’a döndükten sonra, Ruslara inat Rusça konuşmayan, anadiliyle konuşan bir dişi aslan. Çarşıda pazarda, bir şey almak isterse Kırım Tatar Türkçesiyle istiyor. Tabi karşısındaki kişiler bundan bir şey anlamıyor ama o isteklerini yine Türkçe olarak yerine getirtiyor. Etrafındakiler soruyor ki ‘Bita, sen Rusça bilirsin. Neden Rusça istemiyorsun alacağın malı?’ Hürmüz Bitay cevap veriyor: ‘Burası Kırım, onlar Türkçe öğrensin.’
Anadillerini bırakıp da Rusça konuşan Kırım Tatar Türkü gençlerine ithaf ve örnek olur inşallah. 2004’te rahmete kavuşan Kemal Konratlı Hocamızın da ruhu şad olsun, o da Kırım Türkçesi, dili ve edebiyatı için çok çalışmış ve gençlerin anadillerinde konuşmasına azami gayret gösterirdi.
Sıradaki kişi Vecihe Kaşka. Bu satırlar aracılığı ile kendisine selam gönderirken, sizlerin de tanımasını isterim. Ufak tefek bir ana. Kırım Tatar Anası. Saf, eli açık, alçak gönüllü, sevecen, candan bir hanım ana, hanım ağa, dişi aslan. Kırım’da herkes kendini gizlerken, milli hareketin evinde toplanmasına müsaade eden bir aslan. Kiev’deki protesto yürüyüşüne katılıp, üzerlerine gelen panzer ve tankların altına, bir torununu kucağına alarak kendini atan ve bu sayede, bir faciayı engelleyen dişi aslan. Ziyaretine gittiğimizde bizden, seccade ve başörtüsü istemiş ve bize çeşitli ikramlarda bulunmuştu. Bu dişi aslan öyle saf, öyle temiz bir kalbe sahip ki, bakın anlatayım.
İstanbul Derneği’nden bir kişi Kırım’a gelir. Vecihe Abte ile konuşurlar. Vacihe Abte’yi bu kişi İstanbul’a davet eder. Abte de geleceğini söyler. Adam adres vermek ister. Apte, ‘Ben gelir seni bulurum, adrese gerek yok der.’ Bir gün, Vecihe Abte, İstanbul’daki Kırım Türkleri Derneğinden bu kişiyi ziyaret etmek için Akmescit’ten yola çıkar. İstanbul Atatürk havaalanında iner ve rastladığı ilk kişiye soyadını bile bilmediği kişiyi sorar. Koskoca İstanbul ve soyadı, adresi bilinmedik bir adam!!! Şükür ki, sorduğu kişi, Kırım Türkleri Derneği’ni bilmektedir ve Vecihe Kaşka Abteyi, derneğe getirir teslim eder. Aradığı kişi oradadır ve ona şöyle seslenir ‘Bak… Ben sana eğer İstanbul’a gelirsem seni bulurum dememiş miydim!’
Bu yazımız şimdilik bu kadar olsun. Alternatif bakışla Kırım Tatar Türklüğü hakkındaki yazımız bundan sonra da devam edecektir.


erdelel@yahoo.com

Bu yazı toplam 4223 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002