Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.11.2019 



TeknoVizyon

 
Nilüfer Yalçın

Yerelden Ulusal Kalkınmaya…


Kalkınma medeni ve ortak ihtiyaçların karşılanabileceği fizikî ortamları oluşturmak, demokratik hak ve özgürlükleri geliştirmek; bireylerin bilgi ve becerilerini artırmak; fırsat eşitliği ve adaleti tesis etmek yoluyla ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimin sağlanması olarak tanımlanabilir. Sürdürülebilir, sağlıklı ve dengeli bir kalkınma sadece ekonomik parametreler üzerine inşa edilemez. Kalkınma planları genel olarak merkezîdir, merkezden planlamaya ve uygulamaya dayanır.

Ekonomiyi mekanik bir sistem olarak algılar, tasarlamayı hedefler, gereken yapıldığında kesin sonucun alınacağını belirtir; gelişmeleri doğrusal algılar. Gelişmiş ülkelerde yerelden ulusala kalkınma modelleri esas alınmaktadır. Ülkemizde ise genel olarak yerel farklılıkları dikkate almayan; merkezden hedef gösterip yerel potansiyelleri ortaya çıkarmayan bir yapı söz konusudur. Bölgelerarası gelir dağılımının iyileştirilmesi Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin büyük önem verdikleri bir kalkınma amacıdır. Rekabet koşullarının gittikçe arttığı günümüzde küreselleşmeye paralel olarak bölgesel kalkınma modellerinin önemi gittikçe artmaktadır. Doğal ve toplumsal kaynakların ülke coğrafyası üzerindeki dağılımı mutlak anlamda eşitlik arz etmediğinden, gelişme de mutlak anlamda dengeli bir süreçten geçmemektedir. Türkiye ekonomisi için sürdürülebilir büyümenin anahtarı “Yerel Kalkınma” sözünde saklıdır. Yerel kalkınma yerli dinamiklerin harekete geçirilerek yerel toplulukların fizikî, ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanlarda sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olarak gelişiminin sağlanmasıdır. Yerel kalkınma modelleri ithal edilebilen modeller değildir. Yerel kalkınma modelleri küresel gelişmelere duyarlı olacak şekilde, ülkenin iç dinamikleri tarafından ve Anadolu’nun rekabet avantajları göz önüne alınarak oluşturulmalıdır. Gelişen dünyada “ulusların karşılaştırmalı üstünlüğü” kavramının yerini “kentlerin ve bölgelerin karşılaştırmalı üstünlüğü” kavramı almıştır.
20. yüzyılın başlarında yok edilmek istenen bir ulusu yeniden örgütleyip ilerleme yoluna sokan Atatürk’ün hayata geçirdiği kalkınma modeli topyekûn değişimi ve dönüşümü içermektedir. Bugün bu model yükselen değer olarak gelişmekte olan ülkelere örnek olmaktadır. Bu kalkınma modelinde yolun başında doğru tercihler yapılmış ve sağlam temeller üzerine oturtulmuştur. Türk toplumunun sosyal yapısı bilime uygun olarak saptanmış ve buna dayalı olarak oluşturulan mücadele stratejisi Atatürk’ün kalkınma modeli olarak uygulanmış ve başarıya ulaşmıştır. Bu kalkınma modelinde Türk toplumunun özgün yapısı göz ardı edilmemiş, başka ülkelerin uygulamaları taklit edilmemiştir. Bu modelin temeli Akılcılık (rasyonalizm) ve Olguculuk (pozitivizm) kavramları üzerine kurulmuştur. Atatürk oluşturduğu kalkınma modeline vizyon olarak çağdaş uygarlığı seçmiştir. Atatürk’ün çağdaşlaşma anlayışında bağımsızlık olmazsa olmaz bir olgu olarak ortaya çıkmıştır. Lojistik olarak yetersiz bölgelerde yerel kalkınma modelleri geliştirilirken Atatürk’ün kalkınma modeli örnek alınabilir. Akılcılık ve olguculuk kavramlarını öne çıkararak; özgün yerel kalkınma modelleri oluşturulmalıdır. Yerel mekanizmalar yerel farklılıkları, sosyoekonomik ve kültürel özellikleri, doğal yapıyı dikkate alarak farklı çözümler üretmeli, farklı kalkınma modelleri oluşturmalıdır. Kaynakların etkin kullanımı için yerel olarak bir sorgulama modeli oluşturulmalıdır. Çözüm oluşturabilmek için toplumsal duyarlılığı, bilinci, sahiplenmeyi artırmak için gerekli önlemler alınmalıdır. Bölge ve kentlerin sorunları, fırsatları, tehditleri belirlenmelidir. Yerel mekanizmalar kendi özdeğerlendirmelerini yapmak zorundadır. Kırsal nüfus ve yapı iyi çözümlenmeli, nüfus içi farklılıklar ortaya konduktan sonra gereken strateji saptanmalıdır. Lojistik olarak yetersiz bölgelerdeki göçü önlemek için, eğitimli ve nitelikli bölge insanlarını geri döndürebilmek için gerekli mekanizmalar harekete geçirilerek yaşam standardı yükseltilmelidir. Yerel katılımcılığın sağlanması yerel kalkınma için en önemli unsurlardan biridir. Ekonomisi daha güçlü bir Türkiye için kafamızı kumdan çıkartarak yerel dinamikleri harekete geçirip bize özel kalkınma modelini oluşturmalıyız.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 3878 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002