Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



-

 
Kurthan Reyizoğlu

“Yan gelip yatmamak” için çürük raporu aldı


Her gün bölücü teröristlerin saldırılarında kurban verdiğimiz şehitlerimize ağlıyoruz. Yan gelip yatmadılar, hainlerin kahpe kurşunlarıyla şahadet şerbeti içtiler. 2.3 milyon dolara gemi sahibi olan Başbakan Erdoğan’ın tacir oğlu Ahmet Burak, “Yan gelip yatmamak” için 2000’de çürük (askerliğe elverişli değil) raporu almış… Ahmet Burak’ın yapacak çok işi olmalı!

Türkiye seçim atmosferine girdi. Her şey seçime odaklandı. Atılan her adım seçim yatırımı olarak görülüyor. Komplo teorileri ve seçim senaryoları bitmek bilmiyor.
Seçimle o kadar haşir neşir olduk ki, her gün kalkan şehit cenazeleri bile ders olmuyor. Acılı babaların, yürekleri yanan anaların, bacıların gözyaşları bile seçimi unutturmuyor… Şehit cenazeleri seçimin gölgesinde kaldı. Belki de birileri tarafından şehit cenazeleri halktan gizlenmek isteniyor…
Malum gazete ve televizyonlar iktidarı ürkütmemek için her yolu deniyor. Bırakın iktidarı eleştirmeyi, iktidarın hoşuna gitmeyecek hiçbir haber yayımlanmıyor… Ülke güllük gülistanlık gösteriliyor…
Teröre kurban verdiğimiz körpecik evlatlarımız unutturulmak isteniyor… Halktan gizlenmek için her yol deneniyor…
Uzun zamandır Başbakan zaten şehit cenazelerine katılmıyordu. Son katıldığı şehit cenazesinde de yuhalandı, istifası istendi… Başbakan’ın yuhalanması ve istifa sesleri o kadar yüksek çıkmıştı ki, yalaka medya bile bunu görmezden gelemedi…
Türkiye yine terör ortamına çekiliyor… 1980 ve 1990’lı yıllardaki terör günlerine geri döndük… Türk Milletinin bağrı yanıyor, ancak iktidarı elinde bulunduranlar teröre karşı sert tedbirler almakta gecikiyor…

Kalbimize bomba

Terör, bölücü hainlerin kurdukları mayın tuzakları veya pusularla sınırlı kalmıyor. Sivil insanlar da hedef alınıyor… Ankara’nın göbeğinde patlayan bomba yüreklerimizi dağladı… 6 masum insan hain terör saldırısına kurban gitti, onlarca insan da yaralandı…
Ardından Adana’da bir canlı bomba daha yakalandı. Adana ucuz kurtulmuştu.
Asıl şaşırtan ise bazı yayın organlarında çıkan haberler ile kimi örümcek kafaların yorumları oldu… En ihanet dolu olanı; “Derin devlet mi, PKK mı” haberi oldu… İnsanın tüyleri diken diken oluyor… Terör örgütünün bu kanlı eylemlerini bile devlete mal edenlere, ardında derin devlet var diyerek terör örgütünü masum gösterenlere ne demeli?
İhanet demek az bile…
Kanlı terör örgütü bile onları yalanladı… Bölücü terör örgütü saldırıda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın hedef alındığını açıkladı… Derin devleti suçlayanlar acaba utandılar mı? Hiç sanmıyorum, bu onların ilk yüzsüzlüğü değil, öyle görünüyor ki son da olmayacak…


Koordinatör de gitti

Emekli Orgeneral Edip Başer, AKP iktidarı tarafından Terörle Mücadele Koordinatörlüğü’ne atanmıştı… Ancak aradan geçen zamanda Başer, koordinatörlüğün bir sonuç alamadığını görmüş, bu şekilde bu sorunun çözülemeyeceğini nazik bir dille açıklamış ve görevi bırakacağını duyurmuştu… Bu açıklamaların gazetelerde yer almasının hemen ardından AKP iktidarı apar topar Başer’i Terörle Mücadele Koordinatörlüğü’nden azletti…
Birkaç zaman evvel Barzani ve Talabani AKP iktidarını desteklediklerini açıklamışlardı… O sırada Ankara’nın göbeğinde bomba patladı…
Bombanın patlamasının ardından Barzani aklınca Türkiye’ye tehditlerini artırdı. Barzani’nin ikinci adamı, “Türk ordusu Kerkük’e girerse tanklarla karşı koyarız” diyerek ucuz kabadayılık yapmaya kalktı…
Hatırlanacağı üzere Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, geçen ay düzenlediği basın toplantısında Türkiye’ye karşı büyük bir oyun tezgâhlandığını duyurmuştu…
Bombalar da Yaşar Paşa’yı hedef aldığına göre şer odaklarının büyük oyun için harekete geçtikleri anlaşılıyor…

Tayyip’in oğlu çürük çıktı

Yalaka medya tarafından fazla itibar edilmese de bir haber çok dikkat çekiciydi… Habere göre Başbakan Erdoğan’ın tacir oğlu Burak Erdoğan çürük çıkmıştı. Burak Erdoğan 2000 yılında Kasımpaşa Deniz Hastanesi’nden aldığı raporla çürüğe ayrılmış ve askerlik yapmaktan, babası Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle, “Yan gelip yatmaktan” kurtulmuştu. Raporda Burak Erdoğan’ın testis kanseri tedavisi gördüğü bilgisi yer alıyordu…
Ancak raporu veren dönemin Baştabibi Tuğamiral A.Vehbi Alpman testis kanseri iddialarını yalanladı. Burak Erdoğan’a “askerliğe elverişsiz” yani çürük raporu verdiğini doğrulayan Alpman, raporu neye dayanarak verdiği konusunda bir açıklama yapmadı…
Bu raporla Başbakan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak; askere gitmekten kurtulmuş. Gerçi Türk Milleti; askere gitmeyeni yarım adam sayar; çürük raporu almayı onuruna yediremez. Sakat ise sakatlığını bile saklar ama bizim aslan gibi delikanlımız Ahmet Burak farklı düşünmüş... Gitmiş; ben sakatım veya hastayım demiş ve raporunu almış.
“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” sözüyle şehit ailelerinin sabrını taşıran, teröristbaşına “sayın”, şehitlerimize de “kelle” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, seçim meydanlarında kendi oğlunun niçin askere gitmediğini ve çürük raporu aldığını açıklayabilecek mi?


2.3 milyon dolara gemi almıştı

Başbakan Erdoğan’ın sevgili oğlu Ahmet Burak, bundan birkaç zaman önce bir arkadaşıyla ortak 2 milyon 300 bin dolara gemi almıştı. Paranın 500 bin doları peşin ödenmişti. Geriye kalanı da 50 bin dolar taksitle 36 ayda ödenecekti.
Tayyip Erdoğan, oğlunun gemi aldığı haberinin ortaya çıkmasına ve bunun gazetelerde yer almasına çok sinirlenmiş; “Ne yani, iş yapmasın da ihale takipçiliği mi yapsın?” diyerek oğlunu savunmuştu…
İki yıl öncesine kadar burslu okuyan Ahmet Burak, babasının açıklamasına göre; peşin olarak verdiği 500 bin doları bankadan kredi almış, taksitleri de kazanıp ödeyecekmiş…
İnsan Ahmet Burak Erdoğan gibi becerikli olunca; bankadan 500 bin dolar kredi de çeker, ayda 50 bin dolar taksit de öder… Hatta hatta 4-5 milyon dolar olduğu iddia edilen gemiyi de taksitle 2 milyon 300 bin dolara kapatır…

Ev almadan olur mu?

Başbakan’ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın çalışmaları ve başarıları saymakla bitmiyor… İş dünyasının önde gelen isimleri tarafından burslu okutulan Ahmet Burak, gemi almakla yetinmemiş…
İddiaya göre, Ahmet Burak, kardeşi Necmeddin Bilal ile ortak İstanbul Üsküdar’da Kısıklı Mahallesi, Avcı Kazım Sokağı, 157 numaralı pafta, 788 numaralı ada ve 3. parselde yer alan; bahçeli kargır ev ve 5020 metrekarelik arsa satın almış…
Alabilir bunda ne var diyeceksiniz…
Ancak arsa ve evin değeri 1.000.000 YTL… Yazıyla 1 milyon Yeni Türk Lirası… Başka bir ifadeyle 1 trilyon Türk Lirası…
Bu haber gazetelerde yer almasa bile tapu fotokopisi internet sitelerinde dolaşıyor…
Bu iddianın doğru olup olmadığını da Başbakan Erdoğan sanırım seçim meydanlarında açıklayacaktır…


Gül, Doğan’la uçtu

Aydın Doğan’ın başı birkaç zaman öncesine kadar POAŞ sebebiyle hayli dertteydi… İddiaya göre POAŞ’ın 3 milyar YTL’yi (Eskiye göre 3 katrilyon) bulan vergi borcu vardı… Kimilerine göre bu borç 1 milyar YTL (1 katrilyon) civarındaydı…
Geçtiğimiz günlerde Aydın Doğan Maliye Bakanlığı ile masaya oturmuş ve sıkı bir pazarlık yapmışlar. Pazarlık sonucu bu borç indi… Nereye kadar mı? 275 milyon YTL’ye (275 trilyona) kadar indi… İddiaya göre 2 milyar YTL’den fazla… En iyi niyetle Aydın Doğan’ın 700 milyon YTL’den fazla (700 trilyon lira) borcu silinmişti…
Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre bu yapılan rutin bir uygulama imiş… Herkese yapıyorlarmış… Biz bakanlığın yalancısıyız…
Tam bu sıralarda Necmettin Erbakan’a yakınlığıyla bilinen Milli Gazete’de bir haber çıktı… Habere göre, bir kısım medya tarafından 11. Cumhurbaşkanı ilan edilen ancak Çankaya’ya çıkamayan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, eşiyle birlikte Aydın Doğan’ın uçağıyla bir açılış için Batum’a gitti ve yine aynı uçakla döndü.
İddia yalanlanmadı… Doğan grubundan yapılan açıklamada, Gül’ün Batum’a kendi uçakları ile uçtuğu kabul edildi. Ancak uçağın bakanlığa kiralandığı ve hiçbir indirim yapılmadığı özellikle belirtildi…
Ancak cevap bekleyen sorular var…
Neden devletin uçağı THY dururken, Aydın Doğan’ın şirketine ait uçak tercih edildi?
Ülkenin seçim atmosferine girdiği bir ortamda, bir medya patronunun uçağını tercih etmek ne anlama geliyor?
Yine Doğan Grubu’na ait POAŞ’ın vergi borcuyla ilgili dedikodular ayyuka çıkmışken, bu tercih ne kadar doğrudur?
Batum’daki açılış organizasyonu’nu ARTER Reklam ve Organizasyon şirketinin yaptığı doğru mu?
Doğru ise ARTER Reklamcılık’ın AKP’nin reklam ve tanıtım işlerini de yapan ve Belediye Başkanlığı’ndan bu yana Erdoğan’ın en yakınında bulunan Erol Olçak’a ait olması bir tesadüf mü?

Zengine kıyak, kiracıya kazık

Aydın Doğan’ın 700 trilyonu aşan vergi borcunu bir kalemde silen Maliye Bakanlığı, kiracılara ve ev sahiplerine hiç acımıyor. Maliye Bakanlığı, menkul kıymet araçlarında olduğu gibi, kira gelirlerinin de stopaj yoluyla vergilendirilmesi üzerinde çalışıyor. Beyanname uygulamasından vazgeçmeye hazırlanan Maliye Bakanlığı, kira gelirinden anında yüzde 15 vergi kesecek…
Düşünülen yeni modele göre, ev ya da işyerini kiraya verecek, önce bankada gayrimenkul için özel hesap açtıracak. Kiracılar da, kiraları her ay bu hesaba yatıracak. Bankalar ise aylık kira gelirinden anında yüzde 15 stopaj (vergi) keserek, bunu Hazine’ye aktaracak. Söz konusu işlem için önce Borçlar Kanunu'nda bir değişiklik yapılacak. Bu değişiklikle, banka kanalıyla ödenmeyen kiralara ilişkin belgeler, ispat vesikası sayılmayacak. Böylece kira ödenmediğini belgeleme, kiracıyı tahliye gibi işlemler için kiranın bankaya ödenmesi zorunlu olacak. Aksi halde kiracıya yönelik hiçbir yaptırımda bulunulamayacak. Çalışma bitince Maliye Bakanı'na sunulacak.
Eğer Maliye Bakanlığı’nın bu uygulaması hayata geçerse ev sahipleri bu vergi yüklerini kiracılara yükleyecek. Kiralar anında yüzde 20 gibi bir oranda artacak… Aydın Doğan’ın borcunu tek kalemde 700 trilyon indiren Maliye Bakanlığı, gariban kiracıların sırtına binmeye hazırlanıyor…

Şeyh parayı vermedi

Hatırlanacağı üzere İstanbul Levent’teki İETT arazisi Dubai Şeyhi El Makdum’a ihalesiz 100 milyon dolar bedelle satılmıştı… Kamuoyunda tepkiler yükselince, İstanbul Büyükşehir Belediyesi çark etti ve satışı iptal ederek yeni bir ihale açtı…
İhale sonucunda daha önce 100 milyon dolara verilen arsa yine Dubai Şeyhi El Makdum tarafından KDV dahil toplam 1 milyon 156 milyon dolara satın alındı… Parası da peşin ödenecekti…
İhaleden sonra Şeyh Maktum bizim medya tarafından göklere çıkarıldı… Neredeyse Türk ekonomisinin kurtarıcısı olarak gösterildi…
İki aylık yasal ödeme süresi doldu ancak Maktum İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne parayı ödemedi. Makdum parayı ödememenin gerekçesi olarak da ihalenin iptali için açılan davayı gösterdi ve süre talep etti. İddiaya göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi de Maktum’a süre verdi… Olayların gelişimini bekleyip göreceğiz…
Aynı Maktum nazire yaparcasına gazetelere ilan vererek kültür ve bilgi gelişimine katkı için vakıf kuracağını ve bu vakfa 10 milyar dolar bağışladığını duyurdu…
Kim kimi kandırıyor acaba?

Sağ sol karıştı

Malum seçim dönemindeyiz… Her seçim öncesinde partiler arasında transferler olur. Kimi liste telaşıyla kimi kızgınlıktan partisini değiştiriyor…
Ama bu dönem biraz farklı oldu… Önemli isimler zıt kutupları tercih etti…
Bunlardan biri İlhan Kesici… Demireller’in damadı… Önce 1994 yılında ANAP’tan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı idi. Kazanamadı, ipi göğüsleyen isim Tayyip Erdoğan oldu. Ancak Kesici Demireller’in damadı olmasından mıdır nedir sağda sürekli ön planda kaldı. Her zaman lider adayları arasında sayıldı…
Şimdi Kesici CHP’ye katıldı. CHP’den milletvekili adayı oldu… Sağda lider adaylığından CHP’de milletvekilliği adaylığına…
Tam tersi de oluyor. Eski CHP’liler de AKP’ye yöneldi. CHP’nin eski Genel Sekreteri Ertuğrul Günay, AKP’ye katıldı…
Sağ sol bitti diyorlar… Tabii ki sağcılar da solcular da bu ülkenin insanları… Böyle bir kamplaşmanın olmaması en büyük dileğimiz… Ancak insanların ilkeleri olmalı… Geçmişte yaptıkları, yaşadıkları ve söylediklerini unutmamalı…

Şimdi bir telgraf metnini veriyorum. Noktasına dokunmadan…
“Sayın Erdal İnönü, SHP Genel Başkanı Ankara...
'Bir ülkede namuslu insanlar en az ötekiler kadar cesur olmalıdır', diyen sevgili İsmet Paşa'nın sofrasında büyüyen bir insan olarak size, Sayın Demirel'in cumhurbaşkanlığı konusunda gösterdiğiniz gayretleriniz nedeniyle derin üzüntülerimi bildiriyorum... Ünlü ve onurlu yazar Tevfik Fikret:
'Baban kimseye boyun mu eğerdi?
Yok, kalmadı haşa, sana zillet pederinden.
Dünyada şereftir yaşatan milleti, ferdi
Silkin şu mezellet tozu uçsun üzerinden'
Mısralarını sanki sizin için söylemiş. Ülkemizin son çeyrek yüzyılında özgürlük ve eşitlik düşüncesi uğrunda çile çekenler, demokrasi mücadelesine emek verenler ve tarih sizi bağışlamayacaktır."
Bu telgrafı Ertuğrul Günay, Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığını desteklemesine içerlendiği için Erdal İnönü'ye göndermişti.
Şimdi aynı Ertuğrul Günay AKP saflarında…
Başka söze gerek var mı?


reyiz@hotmail.com

Bu yazı toplam 13485 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002