Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



Gerçek

 
Özdemir Özsoy

Seçim havası


Halkımızın her seçimden beklediği bir şeyler olmuştur. Tek parti saltanatından kurtulmak gibi. Askerî darbelerden sonra, güdümlü bir demokrasiye geçmek gibi. Ya da, yalnızca kendisinin cumhuriyetin koruyucusu olduğunu sanan ama halk ile hiçbir zaman ilgilenmeyen bir aristokrat sınıfa dersini vermek gibi. Gariptir; bu sefer pek fazla bir şey beklenmiyor.

Yine seçim rüzgârları esiyor. “Yine yapraklar (!) rüzgârın ardı sıra koşup gidecek.” Genellikle hazan mevsimi gelince yapılırdı, bu seçimler. Ne akla hizmettir bilmem; bu yıl en sıcak günlerde yapılacak. Evet artık zorunlu olarak böyle günlerde gideceğiz sandık başına. Ama bu hale getirilmeyebilirdi. Hele bir görelim, bakalım; belki bunda da bir hayır vardır.
Halkımızın her seçimden beklediği bir şeyler olmuştur. Tek parti saltanatından kurtulmak gibi. Askerî darbelerden sonra, güdümlü bir demokrasiye geçmek gibi. Ya da, yalnızca kendisinin cumhuriyetin koruyucusu olduğunu sanan ama halk ile hiçbir zaman ilgilenmeyen bir aristokrat sınıfa dersini vermek gibi.
Gariptir; bu sefer pek fazla bir şey beklenmiyor. Bu, bir bakıma, çok şey beklendiğinin ifadesidir. Ancak, mevcut siyasi partilerin ortaya sağlam bir program koyamadıklarını da gösterir. Zaten programdan bahsetmek de bu aşamada yeterli olmuyor. Birbirinden pek farklı olmadıkları daha da belirgin hale geliyor.
Ne yazıktır ki ortaya belli bir doktrin koyamamış siyasi hareketlerin peşinden yıllarca koşanlar olmuştur. Hâlâ da uslanmayıp bu yolda nefes tüketenler vardır.
Biz bekliyoruz, bir parti çıksın da Asya’daki Türk devletleriyle ilişkilerini nasıl geliştireceğini anlatsın. Türkçe konuşan milletlerin Anadolu lehçesinde birleşme imkânlarını araştırsın. Aynı dili konuşanlar birbirini daha iyi anlar; düşünce birliğine, duygu birliğine daha kolay ulaşır.
Bu konuları kimse dile getirmiyor. Varsa yoksa hep karşıdakinin yanlışları.
İktidarı elde tutanlar, her zaman olduğu gibi yine, şimdiye kadar mağdur ettikleri kesimin de oyunu alabilmek için milletin parasını nasıl dağıtacaklar, nasıl da çiftçinin, köylünün yanında yer aldıklarını ortaya koyacaklar, bugünlerde bir daha göreceksiniz.
Listeler açıklanıp adayların sıraları belli olunca, -daha önceden yerleri belirlenmiş olanların dışında- bir şaşkınlık, kızgınlık ve değer bilmez yöneticilere karşı bir isyan ortaya çıkıyor. Her dönemde görüldüğü gibi küsüp bir kenara çekilenler de var. Ne kadar yanlış bir sıralama yapıldığını ileri sürerek kendi partilerini kötüleyenler de oluyor. Şaşmamak lâzım; politikanın da, politikacının da değişmez görüntüsüdür bu.
“Artık böyle gitmez, bu ülke bu gafleti kaldıramaz. Mutlaka bir değişiklik olacaktır” dersiniz. Bir de bakarsınız ki aynı yerdesiniz. Eski hamam eski tas, değişen bir şey yok.
Onurlu bir dış politika, dürüst ve gerçekçi bir ekonomik doktrin ortaya koymadan, devamlı laf üreterek ve yalnızca hasımlarının yanlışlarını ortaya koyarak bir yere varılamadığı defalarca görülmüştür. Bilinçli bir şekilde oy kullanan vatandaş, zaten ülkenin sorunlarını o adaylardan daha iyi bilen kişidir. Çünkü bizzat o sıkıntıları yaşamaktadır.
Bu arada yine “aman bunlar barajı aşamaz, şuna rey vermezseniz öteki gelir ha!..” gibi korkulu rüya yorumcularına aldanıp da iki partiye şartlananların hiç şikâyet hakları olmadığını bilmeleri lâzım.
Partilerini birleştirip yurt hizmeti için feragat (!) gösterdiklerini söyleyenlerin, kendilerini daha çok oy alacağını sandıkları siyasi partilerin listesinde iyi bir yere yazdırmaktan başka bir niyetleri olmadığı biliniyor. Belki bu yoldan bir yere varılır diye düşünen seçmenlerin iyi niyetleri de böylece sömürülmüş oluyor.
Bizim aday arkadaşlarımızdan bir dileğimiz olacak. Başkaları onları hangi ortama çekmeye çalışırsa çalışsın, daima ayakları yere sağlam basmalı. Doğruyu görüp göstermeli, gerçeği dile getirmekten çekinmemeli.
Biliyoruz, yine de şu başıbozuk düzeni sürdürmek için türlü tertipler peşinde olanlar var. Bunlar gözümüzden kaçmıyor, adamların ruhunu okuyabiliyoruz artık. Niyetlerini de zaten gizlemiyorlar.
Dürüst, samimi bir çalışma yapılırsa mutlaka bir gelişme olur! Artık bazı gerçekler gözden kaçırılamıyor; bütün çıplaklığıyla ortada duruyor.
Önce kendiniz inanacaksınız. Sonra da seçmenin yanına, ayağına gidip onu inandıracaksınız.
Bakalım bu sefer de bizi yanıltmak, yolumuzu şaşırtmak için ne senaryolar çıkacak ortaya?..
Hak yolunda hizmete soyunanlara “Uğur ola!” diyoruz.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 2196 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002