Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



Hedef

 
Ünal Bolat

Fotoğrafa bütün bakmak


Kenan Paşa’nın Türkiye’yi eyalete bölebilme tartışması gündeme bomba gibi düştü. Kimileri paşanın cezalandırılmasını istedi. Kimi siyasetçiler Paşa’nın aklından bile şüphe etti. Öte yandan ABD Dışişleri Bakanı söz konusu bölgeden önce “Kürdistan” diye söz etti. Ardından maksadının bölge coğrafyası olduğu yorumu yapıldı. Topçusu da popçusu da bu konuda inciler döktürdüler.

Zamanlaması Nevruz’a denk gelecek şekilde İmralı’da hükümeti kıldan tüyden işlere sevk ettiler.
Kalem erbabı, kimi bürokrat yönetici vb. çaresizlik duygusuyla Irak’ta yaşananlara seyirci kalmayı tercih ederken, bölgede kurulacak bir federasyonun kendi özgürlüklerine vesile olacağını zanneden bazıları ise zafer kazanacakları heyecanıyla yeni yapılanma rüyaları görmeye başladılar. Millî duyguları ağır basanlar ise kontrollü kontrolsüz bu gelişmelere tepki vermekten kendilerini alamıyor.
Oysa burada aşama aşama gelinen nokta gerçekte neyi işaret ediyordu?
Yeni kurulacak bir devlet heyecanıyla bu ham hayale inanların emellerine ulaşmalarına mı?
ABD’nin hedefi geçekte Irak’ın bölünmüşlüğü mü?
Türkiye’nin bu bölgedeki gelişmelere karşı reel politikası nedir? Ortaya sürülen uzaktan kumanda provokatif eylemlere jandarma usulü tepki göstermek mi?
Gelişmelere “dur bakali nolcak” usulü seyirci kalmak mı?
Bölgesel güç olamasa bile eksen güç olacak bir tavır takınabilecek politikalar üretmeye çalışmak mı?
Yoksa rüzgârın önünde gazel gibi yel ne taraftan eserse o tarafa savrulmak mı?
Oysa bu coğrafyada gerçekte neler oluyor? Kim neyin peşinde? Hangi satranç oyununda hangi hareket, kaçıncı hamle?
Bu konuya duygularıyla değil uzmanlıklarıyla, komplo teorileriyle değil stratejik perspektiflerle bakabilen uzmanlar, fotoğrafın tamamını hiç de bizim gördüğümüz daracık haliyle tarif etmiyorlardı.
Onlara göre fotoğrafın bütünü çok daha farklıydı.
Bu büyük fotoğrafa göre ABD’nin esas stratejisi Büyük Ortadoğu Projesi değil, “Büyük Orta Asya” projesiydi. BOP aslında BOAP’ın birinci etabıydı.
ABD’nin BOP projesi, birinci etapta Ortadoğu ve Kafkasların Orta Asya’ya ulaşılabilecek zemine göre dizayn edilmesidir.
Bu proje ilk defa ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Asya ve Güney Asya sorumlusu Richard Boucher’in 26 Nisan 2006 tarihli konuşmasında dile getirilmiştir.
Afganistan’ın Kabil şehrinde gerçekleştirilen konferansta Boucher’in yaptığı açıklama şöyleydi:
“Bir takım stratejik ve tarihi nedenlerle Orta Asya Bölgesi herkes için önemlidir. Sovyetler dağıldıktan sonra bu bölge ile ilgili çeşitli tanımlamalar yapıldı. Eski Sovyet ülkeleri, BDT ve Yeni Bağımsız Devletler gibi. Ama şimdi bu bölge için güney dostlarıyla birlikte durabileceği sağlam bir yer bulduk ve bu bölge kimsenin eskisi değil ve kimseye bağımlı olmayacaktır. Bölge, kendinden menkul, stratejik bir bölge olacaktır.”
Bu projeyle Orta Asya ülkeleri ile bütünleşmeye yönelen ABD aslında İran ve Rusya’yı da izole etmeye yönelik stratejik hamle yapmış olmaktadır. Diğer bir ifade ile ABD bu proje ile Türkistan denilen Ota Asya’yı Rusya, İran, Çin ekseninden çıkarmayı hedeflemektedir.
Aslında bu oyun, Orta Asya’da Çarlık Rusya döneminde İngiltere Kraliçesi Viktorya ile ortaklaşa giriştikleri oyundan 100 yıl sonra ABD tarafından oynanan ikinci oyundur. Oyunda ABD’nin varlığının uzun yıllar sürebileceği hesap edilmiş, senaryo ona göre hazırlanmıştır. Çünkü ABD, bu oyun sonunda dünya petrol ve doğalgaz rezervlerinin % 80’nine sahip olacaktır.
Türkiye bu bağlamda 5 Temmuz 2006’da “Türk Amerikan Stratejik Ortaklığı” belgesi imzalamıştır. Türkiye bu belge ile aynı zamanda ABD’nin Orta Asya, Afganistan ve Kafkaslarda enerji güvenliğine, istikrara, demokrasiye, refaha, Filistin-İsrail çatışmalarının durdurulmasına, bölgeye yönelik NATO ve NATO dönüşüm politikalarına katkıda bulunmayı da taahhüt etmiştir.
Lübnan’a asker gönderilmesi bu belgenin sonucudur.
Yeni oyun diye nitelendirilen bu stratejik çalkantı aslında yeni bir medeniyetler çatışmasının şekil değiştirmiş hali olup, bu çatışmada İslam dünyası arada kalmıştır.
Soğuk savaş öncesi coğrafyada Rus emperyalizmine karşı İslam’ı silah olarak kullanan ve coğrafyaya İslam ile sızmaya çalışan ABD, bu kez aynı coğrafyaya konuşlanmak için 11 Eylül saldırısı sonrasıyla “küresel tehdit” kavramı ortaya atmış ve bu terör kavramına “İslam”ı bir sıfatı olarak kullanmaktan çekinmemiştir.
ABD’ye yapılan ve hâlâ esrar perdesini koruyan 11 Eylül saldırısı, CNN televizyonundan yapılan haberde dünya kamuoyuna “İslami terör saldırısı” olarak duyurulurken ekrana “saldırıya sevinen Filistinliler” diye bir görüntünün gelmesi ve daha sonra bu görüntülerin aslında Körfez savaşı sonrası Kuveyt’te çekilmiş görüntüler olduğunun açığa çıkması manidardır.
Irak’ta Saddam Hüseyin’in Müslümanların en kutsal günü olan Bayram günü asılması da bu körüklemenin bir başka örneğidir. Irak’ta direnişe destek verdikleri iddiasıyla idama mahkûm edilen ikisi çocuklu üç Iraklı kadının idam edilme kararı da aynı kategoride ele alınmaktadır.
Tabii ki ortaya atılan bütün bu acımasızca fitneye, binlerce masum insanın bin bir türlü can vermesine vicdanların sızlamamasına sebep olan yegâne unsur, Orta Doğu’dan Kafkasya’ya, Balkanlar’dan Türkistan’ın doğusuna kadar enerji koridorunun bulunması ve bu koridorda yaşayan insanların ve devletlerin hemen tamamının Müslüman ülkelerden oluşmasıdır. Yani burada esas amaç enerji koridoruna hakim olmaktır. Burada “bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir” diyebilecek kadar insanlıktan uzak, gözünü hırs bürümüş bir zihniyetin, “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil” ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturunu öğütleyebilecek kadar “insan”a saygıya odaklanan bir zihniyete binbir türlü hile ve desise ile saldırısına ibretle ve kahırla şahit olunmaktadır.
ABD şu anda, Orta Asya’da denetimi ele alabilmek için Ortadoğu’da denetimi ele alma sürecini yürütmektedir. Çünkü ABD için tek gerçek olan şey giderek artan petrol bağımlılığıdır.
Dolayısıyla ABD, gerek Ortadoğu’da gerekse Orta Asya ve Kafkasya’da I. Dünya savaşı yıllarında elinde tuttuğu stratejik denetim nöbetini, Churchill’in İngiltere’sinden devralan süper güç görünümü sergilemektedir.
Özetle kendini dünyanın süper gücü olarak tanımlayan Amerika, süresi çok olmayan dar bir tarihi fırsatla karşı karşıya kalmanın telaşı içindedir.
Sonuçta önümüzdeki yirmibeş yıllık süreç, yenidünya düzeninde çok büyük değişimlere gebedir.
Türkiye fotoğrafın bütününü görmek ve buna göre bölgede stratejisini oluşturmak durumundadır. Ama Türkiye’deki yaşanan sıkıntıların ve kavram kargaşalarının sebebi, bu coğrafya ile ilgili net bir stratejisinin bulunmamasıdır. Türkiye esas ve büyük hatayı her şeye rağmen bekle gör politikası ve AB’ye ısrarla entegre olma sevdasıyla yapmaktadır. Oysa gelecek Orta Asya’dadır.


unalbolat@netbulmail.com

Bu yazı toplam 2565 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002