Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Ünlem !

 
Asuman Özdemir

Fark edilmek ve takdir…


İş ahlâkı ve nezaketi bir arada götüren kadınlarımız ise fark edilir ve onlar asla takdir beklemezler. Ne takdir bekleyecek ne de takdiri dinleyerek kaybedecek zaman israfına tahammülleri yoktur. Herkes onları kendi aralarında hoş sohbetlerini yaparak, sağ kulaklarını çınlatarak, kız çocuklarının büyünce onlara benzemesini dileyerek takdir ederler.

Kadınlar günü bahanesi ile ulusal gazetelerimizden birinin kadın köşe yazarı “Kadın Olmanın Faydalarını” yazdı. Ben okurken hicap ettim. “Bu ne ya?” diye feryad ettim. Ertesi gün aynı gazetenin ünlü erkek köşe yazarı, hem tüm kadınlar hem de erkekler adına cevabını iki gün arka arkaya hanımı kınayarak yazdı. Tabiri caiz ise hanımın ağzının payını verdi. “Biz kadınlar istediğimiz erkekle yatarız” diye başlayan maddeler silsilesini bir araya getirdiğimiz zaman dünyanın en gelişmiş toplumunda bile kadına iyi gözle bakılmaz. Zaten ilk madde ile hanım yazarımız kendi kalesine gol atarak baştan kaybedip, nahoş bir şekilde kulaklarının çınlamasına sebep verdi. Yazısında hanım yazarımız dileklerini alt alta sıralarken de bir taraftan kadınların adına konuştuğunu iddia ederek, örtülü olarak aklı sıra onların önderliğini yaptığını iddia ediyordu. Türk kadının ne böyle bir kadın yazar öndere ihtiyacı var ne de böylesi dilekleri. Hanımefendi dileklerini beyan ettiği yazısını yazarken “biz” değil “ben” şahıs zamirini kullansa çok daha iyi ederdi. Büyük küçük, erkek kadın her kim olursa olsun yaptığı işle fark edilmek ve takdir edilmek ister. Fark edilmek, farklı olmak demekse bu hanıma uyar. Ama arkası olan “takdir” gelmez. En nihayetinde deneceği “farklı bir yazarsınız ama Türk kadını adına konuşamazsınız.” Yahut da konuşacağı kesim bizim akşamdan sabaha şikâyet ettiğimiz kesimdir. Onun bu yazısı; Televole programlarında her akşam değişik bir sevgili ile gördüğümüz sosyetemizin (!)genç hanımlarına uyar. Kendinden çok küçük gençleri sevgili yapan hanım sanatçılara da uyar. Her akşam barda gönlüm hovarda deyip gecenin fenerini sabaha karşı söndüren hanımlara da uyar mı? Uyar! “Şekercim artık iş görüşmeleri büyük otellerin barlarında viski içerek yapılıyor. Anlaşmaları böyle bağlıyoruz” diyen bazı iş hanımlarımıza da uyar. Bunlar zaten çoğunlukla basının bir kolu olan reklâm ajanslarının yönetici taifesi ya da acemi yeni sahipleridir. Ve bunlara birkaç küçük grup daha dâhil ettiğimiz zaman ortaya küçük bir azınlık çıkar. Bu azınlık “farklı olanlardır.” Hangimiz onları bugüne kadar takdir ettik? Demek ki; ulusal basınımızda yazan bu bayan köşe yazarımızın yazısı baştan aşağı yanlış… Tüm kadınlarımızı bağlayan, “biz” diye başlayan yazılar yazması gaflet ve cehalettir. O yazıda “farklı olan” kendi ve saydığımız birkaç grup vardır. İş ahlâkı ve nezaketi bir arada götüren kadınlarımız ise fark edilir ve onlar asla takdir beklemezler. Ne takdir bekleyecek ne de takdiri dinleyerek kaybedecek zaman israfına tahammülleri yoktur. Herkes onları kendi aralarında hoş sohbetlerini yaparak, sağ kulaklarını çınlatarak, kız çocuklarının büyünce onlara benzemesini dileyerek takdir ederler. Etrafımız da böylesi güzel kadın o kadar çok ki… Ama beyler gözlerini Televole programlarından alabilse, gazeteyi ilk ele aldığında sayfa başı güzellerine bakmadan haberleri okumayı bilse, hiç biri birbirine sormazdı; -“E nerdeee o kadınlar?” diye… Hanımlar, o zarif arkadaşlarını nasıl bulabiliyorsa ve arkadaş olarak yıllarca kalmayı başarabiliyorlarsa, siz de aramayı ve de bulmayı deneyiniz lütfen! Sakın internette, arkadaş hattında ya da muhabbet kanalında aramaya kalkmayın. Yeni bir zaman kaybından başka bir şey kazanmazsınız!


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 3202 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002