Kasım 2008

Ö T E S İ

 

14.12.2019 



Kuşbakışı

 
Şahin Zenginal

Ramazan mı şenlik mi?


Çok şükür yine mübarek Ramazan ayına kavuştuk. Doğruların yanlış, yanlışların doğru ve ilke kabul edildiği ülkemizde Ramazan’ı idrak ederek değil, maalesef son yıllarda olduğu gibi şenliklerle kutlayarak karşıladık. Özellikle son yıllarda Ramazan, mübarek ve kutlu bir ay olarak değil de sanki bir şenlik ayı imiş gibi kutlanıyor. Ne yazık ki, Ramazan bile eğlence ve festival havasına sokuldu.

Üstelik bunların din adına yapıldığının söylenmesi daha da acı. Önce iftar çadırlarıyla başladı. Niyet güzel görünüyordu. Yoksullar ve yolda kalanlar iftarını yapabileceklerdi. İftar çadırı gösteriş düşkünü belediyelere yetmemiş olacak ki, tamamen gösteriş için düzenlenen iftar yemekleri, yemek sonrası eğlenceler, tiyatrolar, şenlikler, konserler ve aklınıza gelebilecek bir sürü hokkabazlıklar. Bırakın bunların din adına yapılması, zaman zaman ahlâki sınırlar bile aşılıyor.
Düşünün ki, o kutsal mekân Sultanahmet Camii’nde ezan okunuyor, hemen yanı başında, caminin bitişiğinde çadırlar kurulmuş, eğlence gırla. Üstelik tam teravih namazı vaktinde, yani ibadet saatinde… O kutsal tarihi mekân panayır alanına çevrildi.
Allah aşkına söyleyin, bunun dinle, Ramazan’la ne alakası var? Kim bunun din için olduğunu söyleyebilir. İnsanları ibadetten alıkoyup eğlenceye götürmek, üstelik caminin yanı başında, üstelik Ramazan ayında! Neymiş efendim, Ramazan şenlikleri… Bırakın Allah aşkına… Ramazan böyle mi idrak edilir. Böyle kutlama olsa olsa kiraz festivalinde veya karpuz festivalinde olur. Bu eğlenceleri Ramazan ile özdeşleştirmek, Ramazan’a yapılacak ben büyük saygısızlıktır.
Bazıları da Osmanlı dönemindeki Ramazan eğlencelerinin örnek alındığını söyleyerek bu rezillikleri savunuyor. Birincisi Osmanlı dönemde bu eğlenceler teravih namazından sonra olurdu. Sultanahmet Meydanı’nda değil, başka mekânlarda yapılırdı. Ve en önemlisi de direkler arası eğlenceler Osmanlı’nın son dönemlerinde, yani çöküş döneminde başlamıştı ve küçük bir azınlık buna katılıyordu.
Kaldı ki, Osmanlı döneminde yapılmış olsa da olmasa da yanlış yanlıştır. Daha büyük yanlış ise Ramazan’da fakir fukaraya verilmesi gereken paraların bu eğlencelere aktarılmış olmasıdır. Eğlenceyi düzenleyen kimler, dini bütün insanların oylarıyla seçilmiş belediye başkanları. Adı sanı duyulmamış veya Ramazan ile oruçla ilgisi olmayan sanatçılara on milyarlarca lira parayla konser verdirmek, üstelik de bunu belediyenin kasasından ödemek dinin hangi kuralında yazıyor?
Bir kısım insanları camiden alıp konser meydanlarında doldurmak için milyarlar akıtmak, çadırlarda gösterişli iftarlar açmak, hangi din büyüğünden örnek alınarak yapılıyor?
Bu şenlikler ve eğlenceler için harcanan paralarla, kimseye haber vermeden, gösterişten uzak, incitmeden; fakirlere, yetimlere, öksüzlere, kimsesizlere birkaç aylık gıda yardımı yapılsa daha uygun olmaz mı? Demek ki olmuyormuş… Çünkü bu eğlenceler olmasa belediye başkanları kameraların önünde taburelere oturup iftar açarak nasıl şov yapacaklar? Şükür bu yıl en azından şimdilik konserler biraz azalmış gibi… Umarım tamamen biter de halk da kurtulur. Acaba bu şenlikleri düzenleyen belediye başkanları; sofrasına bir çorba bile koyamayan, pazarda topladıkları sebze meyve artıkları ile iftarını yapan gariban, yoksul, yetim, öksüz ve fakirlerin kursağına gitmesi gereken paralarla bu eğlenceleri düzenlediklerinin farkında mı? Çünkü bu para fakirlerin, garibanların hakkı. Analarının ak sütü gibi onlara helal. Çoğunluğu AKP’li olan bu belediye başkanlarına oy verenlere de bir sorum olacak? Bu şekilde Ramazan şenliklerini, Eyüp gibi, Sultanahmet gibi önemli mekânlarda CHP’li, DSP’li, ANAP’lı veya DYP’li belediye başkanları düzenlemiş olsa bu kadar hoşgörülü olur muydunuz? Yoksa din elden gidiyor diye Ramazan şenliklerinin yapıldığı mekânları mı basardınız?
Seçime kadar bir düşünün…


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 3213 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002