Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Zekice

 
Zeki Hacı ibrahimoğlu

Orhan Pamuk Davası


Orhan Pamuk Frankfurt kitap fuarında düzenlediği basın toplantısında “Türkiye’de 1 milyon Ermeni, 30 bin Kürt öldürüldü.” sözlerinin arkasında olduğunu söyledi. Kayserili bir vatansever kardeşimiz de bu sözlerin Türk milletine hakaret olduğunu ileri sürüp böyle bir şeyin mümkün olmadığını beyan ederek Kayseri C.Savcılığına şikâyette bulunmuş, Kayseri Cumhuriyet Savcılığının hazırladığı yetkisizlik kararında suç tarihi 09.03.2005 olarak gösterilmiştir.

18.03.2005 tarihinde Kayseri Cumhuriyet savcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı İstanbul Cumhuriyet Savcılığına göndermiştir.
Bu karar üzerine dosya İstanbul Cumhuriyet Savcılığına gelmiş, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 04.04.2005 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı yetkili Şişli Cumhuriyet Savcılığına göndermiştir.
Şişli Cumhuriyet Savcılığı şüphelinin adresini tespit ettikten sonra kendisini yetkili Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden TCK’nin 160/2.maddesi gereği dava açmak için izin istemiştir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ‘Anılan suçtan dolayı tatbikat yapılmasının izne tabi olmadığı cihetle gereğinin Cumhuriyet Başsavcılığınca takdir ve tayin edilmesini rica ederim yazısı ile dosyayı geri göndermiştir.
Buradaki önemli çelişki Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü arasında yaşanmıştır. Şöyle ki, Sayın Savcı fezlekesini hazırlarken dosyayı iyi incelemiş ve eski kanunun yani TCK’nin 159/1. maddesi sanığın lehine olduğu için bu kanunun uygulanması gerektiğinden TCK’nin 160/2. maddesi gereği izin istemek zorunda olduğunu bilmektedir.
Ancak Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü sanığın lehine olan maddeyi değerlendirmeden yeni TCK’nin 301. maddesine göre “İzin istemeye gerek yok” diyerek dosyayı geri çevirmiştir.
Dosya Şişli Cumhuriyet Savcılığına gönderildikten sonra Sayın Savcı TCK’nun 159/1. maddesine göre izin istediği halde şüpheli hakkında Yeni TCK’nun 301/1. maddesinden sanık hakkında 30.06.2005. tarihinde bir iddianame düzenlenmiş ancak bu iddianame bölümü 05.09.2005 olarak kalemle düzeltilmiş ve Sayın Savcı tarafından paraf edilmiştir. Bu değişikliğe neden ihtiyaç duyulmuştur?
İddianamenin kabul tarihi de 07.07.2005’dir.Yani Savcılık tarafından yapılan düzeltme iddianamenin mahkemece kabul tarihinden 2 ay 2 gün sonra yapılmıştır.
Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davanın tensibi 08.07.2005 günü yapılmıştır. Bu tensip zaptına göre sanığın, davanın özelliği gereği CMK 199.maddesi uyarınca ‘Bağlı olduğu emniyete zorla getirilmesi için yazı yazılmasına’ denmiş ve duruşma tarihi 16.12.2005 saat:11.00 olarak tespit edilmiştir.
Bu tespitten sonra yani bir buçuk ay sonra duruşma Savcısı hangi sebep ve saikle bilinmez sanığın zorla getirilmesi kararının TCK’nun 159/1, 160/2 maddelerine girebileceğinde şüpheli hakkında verilen ihzar’ın bu sebeple geri alınmasını talep etmiştir. Davanın iddianamesi TCK’nun 301. maddesine göre hazırlanmış olmasına rağmen hemen hatırlatalım Sayın Savcı bu hassasiyeti başka dosyalarda da gösterebilmiş midir?
Şayet eylemde TCK’nun 159. maddesinin uygulanma ihtimali varsa tensip yapılmadan dosya iddianameyi hazırlayan savcıya neden iade edilmiştir?
Sayın Mahkeme Yargıcı bu talep üzerine iddianamedeki sevk maddesine göre ihzar’ın geri alınmasına ve şüpheliye davetiye çıkartılmasına karar vermiştir. Hâlbuki iddianamedeki sevk maddesi TCK’nun 159/1. maddesi değildir.
İşin en garip tarafı Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dışişleri Genel Müdürlüğünün Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan faks emriyle istediği yazı örneğinde saklıdır. Faksın başlığında “Çok İvedi” yazmakta ve Dış İşleri Bakanlığı’nın 08.09.2005 tarihli yazısına 09.09.2005 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığından cevap istenmiş; Yeni TCK’nun 301/1. maddesi uyarınca 6 ay ile 3 yıl arasında hapis cezası istemiyle 30 Haziran 2005 tarihinde Kamu Davası açıldığı, Şişli 2.Asliye Ceza Mahkemesinde 16 Aralık 2005 tarihinde duruşmasının yapılacağı yolundaki haberlerle ilgili olarak muhtelif çevrelerin sorularına muhatap kalındığı ifade edilerek adı geçen hakkında açılan davanın içeriği safha ve sonuçları hakkında bilgi talep edilmektedir.
‘Anılan hususta bir inceleme tutanağı hazırlanarak Bakanlığımıza iletilmesini rica ederim.’ şeklinde bir yazı yazılmıştır. Bu yazı üzerine Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı mahkemeden dosyayı incelemek ve iade edilmek üzere gönderilmesini istemiştir. Dosyayı isteme tarihi 12.09.2005’dir.
Dış İşleri Bakanlığı hangi sıfat ve saik ile bu dosya hakkında bilgi istemiştir, dayanağı hangi kanundur? Muhtelif çevrelerin sorularına muhatap olduğu belirtilmiştir. Bu çevreler hangi çevrelerdir, iç çevreler mi yoksa dış çevreler mi? Açıklanması gerekmektedir.
Yargı bağımsızlığına çok açık bir şekilde müdahale edilmiştir. Türk Kamuoyu bu konuda açıklama beklemektedir.
Duruşma gününden bir gün önce dosya izin için tekrar Adalet Bakanlığı’na gönderilmiştir. Sanığın zorla getirilmesini itirazla kaldıran Sayın Savcı bu durumun TCK’nun 159/1 maddesi gereği izin alınması talebiyle dosyayı niçin Adalet Bakanlığı’na gönderme talebinde bulunmuştur? Dava Yeni TCK’nın 301/1. maddesine muhalefetten açılmıştır. Eğer bu doğru ise izin istemeye gerek yoktur. Sayın Savcı TCK’nun 159/1. maddesinin uygulanacağı ihtimaline binaen zorla getirme talebinin kaldırılmasını isterken neden yeniden bu sebeple izin isteme ihtiyacı duymuştur?
Yine bu eylem ile ilgili olarak Konya Cumhuriyet Savcılığı’na yapılan şikâyete binaen Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkisizlik kararı vermesi üzerine dosya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da ilgili dosyayı daha önceki gibi yetkili Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na birleştirilmek üzere göndermesi gerekirken yetkisiz olarak takipsizlik kararı vermiştir.
Kaldı ki artık sanık hakkında bir dava açılmıştır. Mahkeme her ne surette olursa olsun davaya bakacak ve yargıç bizzat kendisi suçun oluşup oluşmadığına karar verecektir. Bu karara da herkesin saygı duyması gerekmektedir. Ancak o zaman yargının bağımsızlığından söz edilebilir. Nitekim mahkeme sanığın ‘Suçun unsurları oluşmadığından’ beraatına karar vermiştir.
Bu karara taraf olanların temyiz hakları vardır. Ancak zannederim dava temyiz edilmediği için kesinleşmiştir. Çünkü davaya müdahale talebinde bulunanların talepleri kabul edilmemiştir.
Bu davaya Dışişleri Bakanlığı’nın karışması yargıya müdahaledir. Hukuk herkese lazımdır. Hukuk kişiye göre değil HAKKA göre düzenlenirse Adalet gerçekleşir.
Son söz; Bu davanın sanığı Hollanda’da kitaplarını imzalarken basın mensuplarına “Türk halkının milliyetçilik duygularının çoğaldığını, Türkiye’de aşırı milliyetçilik ve İslamcılığın artması halinde yurt dışına kaçacağını” itiraf eden PAMUK, Ermeni katliamı tartışmasının da Türkiye’de hâlâ siyasi bir tabu olduğunu yineledi.
Pamuk Efendiye tavsiyemiz: Türkiye’de Türk Milliyetçiliği ve İslamcılık çoğalacaktır… Türkiye’den kaçmasına gerek yok, şimdiden beğendiği ülkeye gitme hazırlığını yapsın.Yoksa kaçmaya imkan bulamayabilir.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 4017 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002