Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Şiir

 
Orhan Seyfi Şirin

Hizbullah Medya ve Sanat


Hizbullah direnişi yalnızca Lübnan’ı değil, ABD’nin bölmeyi düşündüğü ülkelerin gergin coğrafyasını da rahatlattı. İsrail yenilmeye Mahkûm. Çünkü zulüm payidar olmaz. Bin yıl önce Türk devlet adamlarının tecrübelerinin ışığı ile yazılan “Kutadgu Bilig” kutlu bilgiler kitabı bunu anlatır. Sivil halkın ölümüyle savaş kazanılmaz.

Öldürülen çocukların vebalinin ve bu katliamı seyretmek zorunda kalan dünya insanlarının umumi vicdanı boş durmayacaktır. Hiç şüphesiz 11 Eylül’de ölenlerin de son savaşta ölen Müslümanların canı kadar azizdir. Fakat acaba Lübnan’daki savaşta ölen çocukların bunda ne suçu olabilir?
Araplar savaşmayı öğrendi mi? 1948’den beri İsrail yüz milyon araba karşı savaşları kazanıyor, Araplar yenildikçe tüm dünya tarafından alay konusu ediliyordu. Elli yıl sonra gördük ki Araplar canlarına dişlerine katarak çalışmışlar ve yurtlarını savunmayı öğrenmişler. Son savaşta Hizbullah İsrail’e kök söktürdü.
Araplar bu moralle elli yıl daha savaşır. Eşit olmayan kuvvetler arasında cereyan eden savaşta 119 İsrail askeri öldürülmesi İsrail’in yenilebilirliği konusunda direnişçilere umut verdi.
İsrail halkı, İsrail faşistlerinin esiri mi? Yahudi halkının büyük çoğunluğu barışçıl. İsrail’e gelip yerleşmişler ya da yerleştirilmişler ama çocuklarına ve torunlarını savaş ve katliamlarla sabıkalı bir ülkede yetiştirmekten rahatsızlar. Küçük bir azınlık ise 3000 bin yıl önce bu topraklardan sürülmenin intikamını almaya geldiklerini söylüyor ve yakıp yıkıyorlar. Kendi faşistlerinin tehdidi olmasa İsrail bugün boşalır ve Yahudi halkı daha huzurlu ülkelere göç eder. Kalanlar da Büyük İsrail ve Büyük Ortadoğu hayallerinden vazgeçip rahat ederler. İsrail halkı çoğunlukla iki pasaportlu ve bunun ne demek olduğunu Filistinliler ve Lübnanlılar başta olmak üzere İsrail’den çok çekmiş olanlar biliyor.
Hizbullah PKK’nin doğal düşmanı. Çünkü Ortadoğu haritasını değiştirmek isteyen saldırganlara karşı bölge ülkelerinin birleşik hareket etmesini istiyor ve Türkiye’nin kuruluş günlerindeki tavrı gibi bölge birliğini savunuyor. Hizbullah’ın askeri gücü caydırıcı. Hizbullah vaktiyla Beka vadisinde PKK ‘ya karşı da çatıştı. Bölücüler yayın organlarında ABD ve İsrail’i öve öve bitiremezken ve İsrail saldırılarını haklı buluyor. Böylece kimin maşası olduklarını da itiraf etmiş bulunuyorlar. Hizbullah emperyalistlere karşı bölge birliğini savunuyor. Yeterince kaynaşmış olan Türk halkını, teknik olarak bölebilecek bir sınır olmadığı halde bölücü saldırıların artması emperyalist saldırıdan başka bir şey değil. Hizbullah’ı her mezhepten Müslüman ve Lübnan’ın Hıristiyanları da destekliyor. Darısı Irak halkının başına. Zaten etnik ve mezhep ayrımlarının Müslümanlar’a zarar verip sömürücülerin işine geldiğini her akıl sahibi Müslüman biliyor.
İsrail de silahsızlandırılsın! Dünyanın gözleri önünde çocuk ve sivil katliamı yapan İsrail’in de silahsızlandırılması söz konusu olursa bölgeye huzur gelecektir. Bugün hayal gibi gelen böyle bir öneri yarınlarda değişmesi kaçınılmaz olan dünya dengeleri nedeniyle gündeme gelebilir.
Hizbullah’ın ilk hedefi, İsrail’in Suriye toprağı olan Şeeba çiftliklerinden ve Filistin topraklarından çekilmesi. İsrail’i emperyalizmin kukla devleti olarak kurulduğunu öne sürdükleri İsrail’i haritadan silmek nihai amaçları. Türkiye’de ve başka ülkelerde Hizbullah diye ortaya çıkan örgütlerle ilgisi yok. İnsansız uçaklara, füzelere, tanksavarlara, iletişim sistemlerine, füzelere sahip. Hizbullah kadınları Türk Kurtuluş Savaşı kadınlarını örnek alıyor ve daha çok cephe gerisinde cephane ve lojistik sağlıyor.
Arapların Milli Kahramanı ve Lübnan Kurtuluş Savaşı Önderi, Seyid Hasan Nasrallah Hizbullah lideri. 1960 Beyrut doğumlu. “Emel Hareketi’ni” yetersiz görüp 1985’te Hizbullah’ı kuranlar arasında yer aldı. 1992’de lider Abbas El Musavi öldürülünce Nasrallah lider oldu. Canlı yayındayken 18 yaşındaki oğlunun şehitlik haberi gelince “Beraber savaşıyoruz, beraber şehit düşüyoruz” şeklinde tevekkül gösterince Araplar’ın gözünde yüceldi. Müslümanlar’ın artan yardımlarıyla hastane vakıf ve okullar kurdu. Nasrullah Can Dündar’a verdiği röportajda Türkiye ile ortak çıkarlarının olduğunu vurguladı. Ortadoğu haritasını değiştirmek isteyenlerle savaştıklarını belirtti. Nasrullah PKK ‘nın ve bazı Kürt gruplarının ABD tercihlerini kötü diye yorumluyor. ABD’nin piyonu olmanın günün birinde harcanmak olduğunu, hatırlatıyor. Yüz bin kişiyi silah altına alabilecek askeri sistemleri, daha şimdiden bir milyona yakın gönüllüyü cepheye çekecek kudrette.
Lübnan Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Muhammed Nurettin Başbakan Erdoğan’a mektup yazdı. İşte Mektubun özeti: “Türkiye, Müslümanlarla çatışsın istemeyiz. İsrail-Amerikan tuzağına düşmeyin, Lübnan'a asker göndermeyin “Hani şu” askerinizden başka paraya çevirecek neyiniz var?” diye sorup dalga geçen ve Türkiye'nin içerisine 'uzantıları' ile postu sermiş olan uluslararası tefeci Soros, haklı mı çıkacak?..
Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk'ün yürüttüğü mücadele de Türkiye, emperyalist güçlere karşı koymada mazlum halklara örnek olmuştur.
Bu bölge halkı Hizbullah sayesinde sadece kendilerini savunmakla kalmamış, dahası topraklarını işgalden kurtararak bu devletin kuruluş tarihi olan uğursuz 1948'den beri ilk kez İsrail'i, asker” hezimete uğratmıştır. Hizbullah'ın silahtan arındırılması, Lübnan'ın korunmasız bir halde bırakılması anlamına gelir.
TBMM'nin 1 Mart 2003 tarihinde reddetmesi sonucu oluşan takdir duygularını çok iyi hatırlarsınız. Biz, Arap kamuoyunun size yönelik bakış açısını değiştirmesini ve Türkiye-Arap ilişkilerinin gerginlik, kuşku ve çatışma dolu eski günlerine dönmesini arzulamıyoruz.
Türkiye'nin üzerinde tarih” sorumluluklar bulunmaktadır. Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk'ün yürüttüğü mücadele sırasında Türkiye, emperyalist güçlere karşı koymada mazlum halklara örnek olmuştur. Türkiye'nin, İsrail'deki 'Neo-Nazilerin' ve Beyaz Saray'dakilerin projeleri yanında değil de Filistin'de, Lübnan'da, Kıbrıs'ta ve her yerde haklının yanında yer almasını diliyoruz.
Sayın Başbakan, mektubuma son verirken sert bir üslup kullandıysam eğer beni mazur görünüz. Zira bu ifadeler, bir dostun kalbinden bir başka bir dostun kalbine, bir akıldan başka bir akla samimi ifadelerdir. Yolumuz ortak, tek ve uzundur.
'Bu şarkı burada bitmez.' Lübnan’dan gelen mektup böyle bitiyor.
İngiltere’den İsrail’e medyatik destek:
İsrail’in tam bir vahşet olan bombalamasının ardından binaların altından çıkan ve daha 1 ayını doldurmamış çocukların görüntüleri, İngiltere’deki “olmayan terör saldırısı” ile gölgelendi. Güya 10 uçak birden patlatılacakmış. Fakat ortada delil yok. Maksat insanlığın Lübnan’da kanayan vicdanını aldatmak. Bu haberlere İngiliz halkı bile inanmadı. Bir yanda gerçekten saldırılırken vahşet yapılırken susup, diğer yanda hayali saldırı masallarıyla insanlıktan bahsetmek saldırganların çirkin yüzlerini gösterdi.
Dünyanın her yanında olduğu gibi çoğunluğu Müslüman göstericeler Washington’da 10 bin, San Fransisko’da 5 bin kişi ile İsrail’i ve ABD’yi protesto etti.
Günümüzde medyayı yöneten güçlerle, sömürü savaşını sürdüren, silahları yapan ve kullanan güçler aynı. Size gelen haber çoğu zaman sizin aldığınız haber değil, size ulaştırılmak istenen haber. İnsan ister istemez medya aracılığı ile bir haber aldığı zaman “bunu bana niye ulaştırdılar” diyor.
Reklâm, propaganda, habercilik zaten birbirine girmiş de edebiyat ve diğer sanat dalları da büyük ölçüde bu sömürgen güçlere yataklık yapar halde değil mi?
Dünya sinema endüstrisi Büyük İskender’in filmini yapıyor. Anadolu, İran ve Ön Asya’yı fethe çıkan Büyük İskender filmini yapmanın tam zamanı(!) Filme şöyle bir göz gezdirdim. Uzun kirpikler takılmış, kadın gibi makyaj yapmış homoseksüel olduğu vurgulanan İskender savaşçıları ve İskender’le anlatılmak istenen ne olabilir? Tesadüfen yaprak kımıldamayan dünyada hiçbir film tesadüfen yapılmaz. Filmlerde önerme olur. Büyük İskender filminin önermesi şöyle olabilir mi acaba? Homoseksüel olman asker olmana engel değildir. Hemen ABD askerlik şubesine yazıl ve Ön Asya’nın yeniden fethedilmesi seferlerine katıl!
İşte size küresel sermaye, savaş ve sanat ilişkisiyle ilgili bir yazı.
Medeniyetler çatışması diye süslenen başlık yalandır. Güçlünün zayıfı, zenginin fakiri öldürmesi, katletmesinin adıdır medeniyetler çatışması veya aynı gözlükten bakan bazı aklıevvellerin medeniyetler bilmem nesi dediği şey.
Sanatçının tavrı ne olmalıdır? Çoğunluk görmezden geliyor.
Yeni yazılarımızda bu konuları işleyeceğiz.
Allah’a emanet olunuz!


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam 3155 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002