Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



Geniş Açı

 
Ali Arif Esatgil

BOP’un nurtopu vahşeti oldu


Öyle ya da böyle, Büyük Ortadoğu Projesi’nin bugün itibariyle nurtopu gibi vahşeti var önümüzde. Yeni vahşetlere ne zaman girişilir, Suriye midir ilk hedef yoksa İran mı orası bilinmez. Cetvelle çizilmiş sınırların, kanla düzeltilmeye çalışıldığı coğrafyayı iyi tanıyanlar, nihai hedefin Türkiye olduğunu ısrarla belirtiyorlar. İşin doğası da bu teoriyi doğruluyor. Ağzımızla kuş tutsak, çatal solda, bıçak sağda kuşu iki hamlede midemize de indirsek nafile...

Hayır ve dahi asla... Vahşet ile nurtopu kelimeleri bir cehaletin ürünü olarak yan yana getirilmemiştir... Doğum sancıları çeken ‘ılıman İslam’ın Irak’tan sonraki en esaslı operasyonu, bu başlığa yataklık etmiştir. Bombalanan bir köy... Beton yığınları altında kalan siviller... Ve 37 bebek cesedi. Çoğu kadın siviller... Kadın demişken, ülkemizin en tanınmış feminist gazeteci-yazarı Duygu Asena’yı da garip bir tesadüftür ki, Kana katliamının olduğu gün yitirdik. Güneri Civaoğlu ile birlikte, İsrail ordusunun derin birikimli, entelektüel generalleri hakkında hazırladığı röportaj halen hafızalardadır. Eminim yaşasaydı, Lübnan’da katledilen hemcinsleri için de kalem oynatacak, İsrail için bir iki kelam edecekti...


BOP gerçekten zor bir doğum. Rice, “Acil bir ateşkes çağrısı için erken” lafları ederken, biz Ortadoğu’nun krallarına, prenslerine, sultanlarına dikkat kesildik. İlk açıklama kimden gelecek? Petrol zengini bu liderlerden biri hamle yapıp “Çocuğa mavi boncuklu bir maşallah benden” der, diye bekliyorduk. Öbürü altta kalmamak için Çırağan’ı kiralayıp, 500 seçkin konuğu ağırlayacağı organizasyon yaptırabilirdi. Paris’ten zıbın, Brüksel’den çikolata siparişleri birbirini kovalayabilirdi.. Olmadı. Birleşmiş Milletler bile yavan bir ifadeyle ‘üzüntü’ duyduğunu açıkladı. Lübnan Başbakanı, Karaşahin Rice ile görüşmeyeceğini söyledi. Bir iki cılız ses, savaş suçu işlendiğini vs. mırıldandı...


Öyle ya da böyle, Büyük Ortadoğu Projesi’nin bugün itibariyle nurtopu gibi vahşeti var önümüzde. Yeni vahşetlere ne zaman girişilir, Suriye midir ilk hedef yoksa İran mı orası bilinmez. Cetvelle çizilmiş sınırların, kanla düzeltilmeye çalışıldığı coğrafyayı iyi tanıyanlar, nihai hedefin Türkiye olduğunu ısrarla belirtiyorlar. İşin doğası da bu teoriyi doğruluyor. Ağzımızla kuş tutsak, çatal solda, bıçak sağda kuşu iki hamlede midemize de indirsek nafile... Biz belli ki ‘ayrı dünyaların’ insanıyız.  Bir yerde mutlaka açık veriyoruz. Olmuyor dostlar, bizden Batı’nın standartlarına uygun insan tipi çıkmıyor işte.  E, bizden olmayınca Araplar’dan hiç mi hiç olmaz... Dolayısıyla körpecik bebelerin ‘BOP uğruna’ kurban edilmesi, çok garipsenecek bir durum değil (!) Hem bu yapılanların dünyanın selameti, insanlığın huzuru için olduğu düşünülürse, borçlu bile düşeriz.


Yarın öbür gün Pentagon bir tebligat çıkarıp, “BOP uğruna her evden bir kurban” derse şaşırmayacağız. Kolay değil demokrasiye (!) kavuşmak. Batı standartlarında bir yaşama ulaşmak fatura istiyor, bedel istiyor. Irak ve Lübnan bu bedeli karınca kararınca ödüyor.


Onlar bedel ödüyor, biz ‘medeniyetler ittifakı’ diye yırtınıyoruz. Kıçı kırık bir bölücü terör örgütünü, Lübnan halkının benimsediği ve tüm etnik-dinsel grupların arkasında durduğu Hizbullah ile aynı kefeye koyuyoruz. “İsrail eğer Lübnan’ı vuruyorsa, ben de Kandil dağını vururum” diyoruz. El insaf... İzandan, mantıktan bu kadar mı uzak olur insan. Kendi ayağına böyle ateş açar mı? Konu Türkiye ise olur. Oluyor da.


Ne desek boş... Her şey dünyanın gözü önünde oluyor. Herkes her şeyi biliyor...


Ya oturup sıranın bize gelmesini bekleyeceğiz, ya da bu oyunun bozulması için el ele vereceğiz...


aliarifesatgil@hotmail.com

Bu yazı toplam 3006 defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002