Kasım 2008

Ö T E S İ

 

10.12.2019 



Köşe Taşı

 
Prof Dr. Ali Osman Özcan

Toplumsal Niyetler Nereye Doğru?


Toplumsal ihtiyaçların gürültü ve patırtısından niyetlerin çığlığı duyulmuyor. İhtiyaçlar ön planda. Niyetler ve istekler kapı dışarı edilmiş. Niyetleri ve istekleri olmayan hayalî bir insan belki düşünebilir. Fakat bilinci varsa, niyet ve istekleri de olacaktır. Bir şeyin yapılmasına veya yapılmamasına göre, bilincin yönelmesi değişir. Bu değişime niyetlilik durumundaki değişme yol açar. Eylem ve etkinlikler, ahlâkî sorumlulukların yerine getirilişindeki niyete göre değişir.

Bu sebeple “ameller niyete göredir” sözü, davranış ve tutumları yönlendiren niyetlere gönderme yapmaktadır. Evrende niyet özelliği ile davranan tek canlı insanoğludur. İnsanı sadece ihtiyaçlarının kölesi olarak görmek, onu hayvanlar düzeyinde görmektir. Bilim adına niyeti inkâr etmek hangi niyetledir? Bir niyet ve kasta dayanmayan eylem ve etkinlikler, önemsiz eylem ve etkinliklerdir. Çünkü niyet, bir şeyi yapmadan önce isteyip düşünmeyi, onu adlandırmayı içerir. Yapılacak eylem ve etkinliğin önceden adını belirleme özelliği insana ait bir özelliktir.
Niyet, bir eylem ve etkinliğin adını koyduktan sonra, onun yapılıp yapılmayacağına dair, kişinin kendi kendisiyle yaptığı bir sözleşmedir. Bu sözleşmeye uyup uymama durumuna göre, kişinin kendisi ve başkalarıyla olan ilişkileri, onun davranış ve tutumlarındaki dürüstlük ve tutarlılık niteliklerini ortaya koyar. İnsanların kendilerini veya başkalarını alkışladığı veya lânetlediği durumlar, niyetlerin gerçekleştiği veya gerçekleşmediği durumlarla ilgilidir. Bu yüzden niyetler, bilinçlilik durumlarında etkilidirler.
Niyetlerle ihtiyaçlar arasında keskin ayırım çizgileri olmadığından, bunların birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Kişi, niyeti olan birisidir. Niyetlenmek, niyet edilene doğru bilinci yöneltmektir. Niyetle ilgili olarak delilleri, kanıtları, bilgi ve belgeleri eksik olan söylemlerle insan davranışlarını açıklamaya çalışmak, cehaletin sergilenmesidir. İmgesel ve simgesel tasarımlardaki niyetler, düşüncemizin içinde davranışları yönlendiren çelik çekirdeklerdir. Niyetler, bilinç bağlamı içinde bir değer kazanırlar. Bu yönleriyle hukuk, din, ahlâk, gelenek ve görenek, töre ve ananelerdeki değer yargılarıyla ilişkilendirilirler.
Niyetlerimize göre bazı şeyler bizim için önem taşırken, bazıları dikkate bile alınmaz. Niyetler, iç dünyamızdaki anlam çekirdeğinin çiçekleridir. Yerine getirilme veya getirilememe koşulları dikkate alınarak davranış ve tutumlarda, atılacak adımlarda ayarlamalar da yapılır. Niyetli içeriklerin durumuna göre, davranışlar zihnen iç dünyaya veya dış dünyaya yönelik olarak engelleri aşacak şekilde düzenlenir.
Niyetler, gerçekleşme veya gerçekleşmeme sebeplerine göre davranışlara sebep bulmada yönlendirici bir görev üstlenir. Niyetler, murada ermedikçe gerçekleşmiş sayılmazlar. Çünkü murada ermenin, amaca ulaşmanın başlangıç noktası niyettir. Beklentiler, umutlar, inançlar, ülküler, korkuların ve öfkelerin ve benzeri yaşantıların arkasında daima niyetler vardır.
“Her işin başı niyettir” deyimi, işlerin yapılması için önceden ve öncelikle niyetlilik davranışına gönderme yapmaktadır. Murat edilenler için görev ve sorumluluk almayı kabul etmeye karar verirken, bilinçte de yeni düzenlemeler yapılır. Niyet, davranışı yönlendirici ve amaca ulaştırıcı enerjiyi sağlamaya yönelik yaygın bir irade olarak tanımlanabilir. Niyet edilişinden sonra niyete süreklilik kazandırmak için azim ve kararlılık denilen davranış ve tutumlar gereklidir.
Yaşamda kül olmuş niyetlerin üzüntülerini bilmeyen var mıdır? Niyetlerin gözyaşlarıyla kahırlanmayanlara ne denir? Viraneliklerde ömür sürmeye mahkum edilmiş niyetlerin kaderlerine acınmaz mı? Niyetler çatallaşınca, davranışlar tutarsızlaşmaz mı? Haddini aşan niyetleri olanlara heveskâr, maymun iştahlı, hayalperest denmez mi?
Dilimizde dilek-şart kipiyle dile getirilen fiil cümlelerinde hep bir niyet kokusu sezilmez mi? Örneğin, “Ah, şu işim bir olsa… Bütün kötüler ölse” türünden şartlı dilekler vurgulandığı görülür. İşaret ve şahıs zamirlerinin sonuna eklenen niyet sözcüğü, kişiler arası ilişki evreninde niyetlerin geniş bir açı içinde yapılaştığını gösterir. Söz gelişi; benim niyetim, senin niyetin, onun niyeti, bizim niyetimiz, sizin niyetiniz, onların niyeti derken şahıs zamirleriyle niyet görünüşlerinin ilişkisi yapılaştırılmış olur. Bunun niyeti, şunun niyeti, onun niyeti, bunların niyeti, şunların niyeti, onların niyeti derken de işaret zamirleriyle ilişkiler ortaya konur.
Niyet sözcüğünün başına getirilen sıfatlar ise, niyet için belirtici, niteleyici bir boyuta taşınır. Söz gelimi; iyi niyet, hüsnüniyet, suiniyet, kötü niyet, gizli niyet, bozuk niyet, art niyet, ortak niyet, halis niyet, böyle niyet, şöyle niyet, öyle niyet ve benzeri pek çok niyet türünün içeriğine gönderme yapıldığı görülebilir. Niyetsizlik, kişiliğin bütünlüğünü bozucudur.
Ameller niyetlere göre olduğundan, niyete uygun olarak yapılan bir eylem ve etkinlikte “kaza sonucu, bilmeden, yanlışlıkla kazara, kazaen” sözcükleri kullanılarak eylem ve etkinliğin sonucundaki olumsuz durumların telâfisi yoluna gidilir.
Toplumsal niyetler, toplumsal ihtiyaçlardan farklı bir alanda yer alırlar. Kişisel niyetlerin toplamı toplumsal niyetleri oluşturmaz. Toplumsal niyetler, kişisel niyetler toplamından bambaşka bir yapıda ortaya çıkar.
Toplumsal niyetleri yok sayıp sadece toplumsal ihtiyaçlara vurgu yapmak, milleti aldatma yönteminden başka bir şey değildir. Fakat bilim adına yapılan şey, toplumu toplumsal ihtiyaçlardan ibaret bir kalabalık sayma yanlışıdır. Toplumun niyetleri olmayınca, ihtiyaçları karşılansa da çöküşe doğru inişe geçmekten kurtulamaz. Toplumun ortak niyet ve hedefleri gelecek için topluma ihtiyaç duyacağı enerji ve gücü verir. Toplumsal davranışları hedefe doğru yönlendirir.
Öyle bir kamuoyu oluşturulmaktadır ki, milletin gelecekle ve hatta ebedîlik anlayışıyla bütün bağları koparılmaktadır. Türk milletinin gelecek için oluşturacağı niyetler kötümserlik denizinde boğulmak istenmektedir. Gelecek için beklentisi, umudu, özlemi, ülküsü, hayali, ütopyası olmayan bir insan tipi yetiştirmek için her türlü psikolojik savaş yöntemleri fısıltı gazetesi de dahil olmak üzere sözlü ve görsel medyada uygulanmaktadır. Milletin kutsal saydığı her şey tüketim toplumu adına tüketilmek için pazarlarda satılığa çıkarılmış gibidir. Yaşamlarını sofra ile tuvalet arasında geçirmekle övünen insanlar medyada örnek diye sunulmaktadır. İnsanlık adına bir şeyler yapma niyetinde olanlar, niyetsizler tarafından rahatsız edilmektedir.Atalarının mübarek ve kutsal dediğine saldıran ve hayır onlar bilmiyor diyen bir eğitimden başka ne beklenir?..İnsanı hayvan düzeyinde gören biyolojik, ideolojik yaklaşımlardan fayda beklemek ne acı…Şeref ve haysiyet sözcüklerinden habersiz olanların mutluluğu,ancak hayvanların mutluluğu olabilir.
Milletimizin biz niyetliliğine öyle ihtiyacı var ki. Ötekinin, öteki olanın niyetleri bize bizim niyetimizmiş gibi satılmaktadır. Ötekinin niyetlerini almak istemeyenler, her türlü aşağılayıcı, alay edici, hakaret sözcükleriyle damgalanmaktadırlar. Aydınlar, bilim adamları ve üst yöneticiler arasında bizniyetliliği, yabancı niyetliliği ile yer değiştirmiştir. Milletimizin bizniyetliliğine, tutum ve davranışlarına sürekli saldırılar vardır. Aynı ve benzer niyetlilikler, farklı niyetlilikler içinde yok edilmeye, bölücülük niyetliliğinin sofrasına aş olarak sunulmaya çalışılmaktadır. Bizniyetliliği, bizden görünen öteki niyetliler tarafından en ileri teknolojik silâhlarla bombardıman edilmektedir. İyi niyetlerimiz, kötü niyetlilerin saldırısından mağdur ve muğber olmuştur. Toplumsal niyetlerimizi ebedîlik aşkından koparmak isteyenlerin aldatıcı niyetlerinin kurbanı olmayacak kadar akıllıca davranma zamanı gelmiştir. Adam olmaya niyetimiz var mı? Önce onu bilelim…


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002