Kasım 2008

Ö T E S İ

 

21.10.2019 



Sağlık Meridyeni

 
Dr. İsmail Maraş

MALPRACTİS YASASI


Eğer yasa gerçekleşirse, bu sigorta şimdilik kamudan karşılanabilecek, ileride ise büyük bir ihtimalle kişilere yönelik ferdi özel sağlık sigortacılığına kaynak aktarmaya yönelecektir. Burada sorgulanması gereken bazı önemli hususlar şöyledir. Bu yasa gerçekleşirse, hastanelerde söz konusu hatalar son bulacak mıdır? Veya bir başka husus, hekimler mesleklerine, böyle bir yasa olmadığı için özen mi göstermiyor?

Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan malpractis yasa tasarısının tartışmaya açılması sebebiyle, malpractis (tıbbı kötü ve yanlış uygulama) konusunda düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz.
Sağlık Bakanlığı bu yasa tasarısını gündeme getirirken daha ilk paragrafında şöyle diyor:
“Sağlık sektörü ile ilgili şikâyetlerin büyük bir bölümü sağlık hizmetlerinde tıbbi yanlış uygulamalar konusunda yoğunlaşmaktadır”
Doğrudur, medya, her alanda olduğu gibi hekimlerin başarılarından çok yaptıkları bireysel hata veya yanlışlıkları haber yapmaktadır. Dolayısıyla burada, belki de iyi niyetle soruna bir çözüm bulmak amacıyla, getirilmek istenen yenilik, zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasıdır.
Eğer yasa gerçekleşirse, bu sigorta şimdilik kamudan karşılanabilecek, ileride ise büyük bir ihtimalle kişilere yönelik ferdi özel sağlık sigortacılığına kaynak aktarmaya yönelecektir.
Burada sorgulanması gereken bazı önemli hususlar şöyledir. Bu yasa gerçekleşirse, hastanelerde söz konusu hatalar son bulacak mıdır? Veya bir başka husus, hekimler mesleklerine, böyle bir yasa olmadığı için özen mi göstermiyor?
Ya da hekimlerin hata yapmalarının gerisindeki sebep veya sebepler hekimle ne kadar ilgilidir?
Meslektaşlar iyi bilir ki, özellikle hastanelerde hastaya belki binlerce farklı müdahale şekli olmaktadır. Yine iyi bilinir ki böylesi bir ortamda, hastaya yapılan muhtemel yanlışların % 95’i uzman olmayanlarca fark edilemez.
Böyle bir durumda, konunun uzmanı olmayan hasta veya hasta yakınları, yanlış tıbbi müdahale için hekime karşı hakkını arama hususunda en azından bilgi olarak yetersiz kalmayacak mıdır?
Yasa gerçekleştiğinde bir kardiyolog için veya bir beyin cerrahı için hastanelerin ödeyeceği zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası primi doktorun çalışma şartlarına göre, doktor başına en az kaç bin dolar olacaktır. Örneğin, ABD’de Prof Dr. Mehmet Öz’e bu tip fon için yıllık en az 100–150 bin dolar ödenmektedir. Bu kadar primi devlet ne zamana kadar ödeyecektir, ileride de kaç hekim kendi başına ödeyebilecektir? Ödeyemeyenler mecburen büyük hastanelerde çalışmaya yönlendirilmiş olmayacak mıdır? O zaman da hastane dışında hastaya müdahale etme konusunda hekimler, bir bakıma mecburen çekimser kalmayacak mıdır? Çünkü yapılan bir müdahale sonucu hasta veya yakını, “yanlış müdahale” yapıldı gerekçesiyle hekime dava açmış olsa. Söz konusu hekim sigorta kapsamında olmadığında bu davayı tazmin etmeye muktedir olmayacağı için o da hastane dışında hastaya müdahale etmek istemeyecek ve tıpkı ABD’de yaşandığı rivayet edildiği gibi herhangi acil bir durumda bile hastanın hastaneye götürülmesi mecburiyeti doğmayacak mıdır?
Her hasta nasıl farklı bir dünya ise, her hekimin hastaya uyguladığı yaklaşımlar da farklı olabilmektedir. Bu farklı yaklaşım hukuk veya diğer birçok meslekte de vardır. Bir konuda her mahkeme aynı kararı vermeyebilir. Hâkimler vicdanıyla baş başa değil midir? Burada da ön plana çıkan husus, hekimin mesleğine başlarken ettiği yemin, mesleğine olan saygıdır. Yani bir hekim bir hastaya müdahale ederken, hastayı kendi yakını, (örneğin kendi çocuğu, annesi, babası, eşi vb.) gibi düşündüğünde zaten hekimliğini maksimum dikkatte yapmayacak mıdır?
Şurası da iyi bilinmektedir ki, hekimdeki gayreti ve iyi niyeti gören hiç bir hasta yakını, yanlış uygulama diye hekimden davacı olmamıştır…
Bu yasa tasarısında çok önemli bir gerçek göz ardı ediliyor ve hekimlerin vicdani kanaatleri bir tarafa bırakılıp adeta robot gibi algılanıyor. Güven duygusu yok farz ediliyor. İnsan doktoruna güven duymazsa, onun tedavisine güven duyar mı? Güvenmediğiniz bir servise cihazınızı bile teslim edemezken güvenmediğiniz bir hekime, “canınızı” nasıl emanet edebilirsiniz ki?
Söz konusu sigorta, hasta açısından bakıldığında güvenilmeyen bir hekime tedavi olma güvenini ne kadar verir? Diğer yandan örneğin yüz reçete yazılıyorsa bunun en az 60 – 70’i tartışılabilir. Hatta hatalı ilaçlar bile yazılmaktadır. Şahıs yarın çıkıp “Doktor bana ilaç yazdı karaciğerimi bozdu, ilaç verdi kanser oldum, ilaç verdi dengem bozuldu vb.” derse bunun çözümünü kim bulacaktır?
Bu yasa çıkarsa en çok kimlerin işine yarayacaktır? Bir kısım sigorta şirketleri ve sigorta fonuyla ilgisi olan kişi kurum ve kuruluşların bu yasadan beklentisi nedir?
Konunun mesleki olarak içinde olmayan hasta hakları savunucuları konunun ne kadar farkındadır? Bu sistemin uygulandığı ülkelerde, şimdiye kadar kaç büyük tazminat davası açılmıştır? Açılan tazminat davalarından kaçı kazanılmıştır? Ne kadar tazminat ödenmiştir? Yoksa sigorta fonuna ödenen meblağlara göre, sigortadan alınan tazminatlar devede kulak mıdır?
Örneğin bir sigorta fonunda 20 milyon dolar fon birikmişse bunun hiç olmazsa beş milyon dolar kadarı tazminat olarak geri ödenmiş midir?
Hem sigorta şirketlerinin sağlıktaki amacı gerçekten hastaya sigorta hizmeti sunmak ise niçin aynı samimiyetle bir kanserli hastayı da, bir romatoid artritli hastayı da da, bir Behçetli, bir MS’li, bir felçli, mide ülserli vb. hastayı da sigorta kapsamına almaz?
Eğer gerçekten sağlığa ve hekime destek düşünülüyorsa söz konusu fonlar niçin hekimlerin bilgi birikim ve tecrübelerini artırmaya yönelik, seminer, toplantı, kurs vb. düzenlemeye yönlendirilmez de, sigorta şirketlerine yönlendirilir?
Bugün ilaç firmalarının düzenlediği seminerler haricinde kaç hekim tıbbi bilgisine yeni bilgi katabileceği bir seminer vb. ortamı bulabilmektedir? İlaç firmalarının düzenlediği seminer gerçekte kimin yararınadır? Asıl bunların sorgulanması gerekmez mi?
Bu tasarı yasalaştığında, Anadolu’nun birçok mahrumiyet bölgesinde insanlar hekim bulduğu halde tedavi olamaz hale gelmeyecek midir? Çünkü hekimlerin hastaya bireysel müdahalesi sınırlanmış olmayacak mıdır? Hastalar hastane ortamına taşınmak zorunda kalıp bu da sağlığı iyice çıkmaza sokmayacak mıdır?
Bugün ülkemizde sağlığın onca sorunu varken, hekimlerin hastaya müdahalesinde doğacak hataları için zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortasının peşine düşmek ne derece elzemdir?
Dünyada Sağlığın çözümüne artı hiçbir şey katmayan bu sistem acaba ülkemize ne katacaktır? Aksine bu sistemin doktorun hastaya müdahalede elini kolunu bağlayan bir yaklaşımı da beraberinde getirmeyeceğini kim garanti edebilir?
Sağlık, söz konusu sigorta primi ödeyemeyecek olan hekimlerin bir süre sonra hekimlik yapamayacağı bir çıkmaza sürüklenmeyecek midir?


www.marasakupunktur.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002