Kasım 2008

Ö T E S İ

 

21.10.2019 



Pusula

 
Bayram Akcan

Bizim çocuklar (?)


Aslında “bizim çocuklar” kavramının mantığı çok eskidir fakat tabiri yenidir… Daha önceleri köleler vardı şimdi ise kölenin yerine “bizim çocuklar” var. “Bizim çocuklar” kelimesi kölelik kelimesinin sulandırılmış, modernize (!) edilmiş halidir. Bu yüz yılda eli bağlı, ayağı prangalı köle olamayacağı için, kölelik de şekil ve mânâ değiştirmiştir. Yani çağa ayak uydurmuştur. Herşey medenileşince köleler de bundan nasibini aldı ve onun yerine bizim çocuklar oldu…

Paul Henze, 12 Eylül darbesi yapıldığı gün, dönemin ABD Başkanı Jimy Carter’a giderek “our boys did it” yani ‘bizim çocuklar başardı’ demişti. Bizim çocuklar derken ihtilali gerçekleştiren Kenan Evren ve diğer kuvvet komutanlarını kastediyordu. Nasıl oluyordu da kahraman Türk ordusunun komutanları Amerika’nın bizim çocukları oluyordu?

BU ASRIN KÖLELİĞİ

“Bizim Çocuklar” tabirini son zamanlarda çok sıkça duymaya başladık. Söyleyen kişiye göre, mânâsı da değişiyor. Kimileri bizim arkadaşlar, dostlar mânâsında kullanırken, kimileri de bu kelimeye sinsice anlamlar yükleyerek, bizim adamlar, bizim ayakçılar, bizim köleler demek istiyor. Bizi ikinci durumdakiler ilgilendiriyor çünkü benim adamlarım mânâsını da kullananların sayısı bir hayli fazla. Bizim Çocuklar demek ne demektir, gelin bunu ikincilerin mantığıyla ele alalım…
Aslında “bizim çocuklar” kavramının mantığı çok eskidir fakat tabiri yenidir… Daha önceleri köleler vardı şimdi ise kölenin yerine “bizim çocuklar” var. “Bizim çocuklar” kelimesi kölelik kelimesinin sulandırılmış, modernize (!) edilmiş halidir. Bu yüz yılda eli bağlı, ayağı prangalı köle olamayacağı için, kölelik de şekil ve mânâ değiştirmiştir. Yani çağa ayak uydurmuştur. Herşey medenileşince köleler e bundan nasibini aldı ve onun yerine bizim çocuklar oldu…
Önceden kölelerin bedenine hükmedilir, ruhuna tesir edilemezdi. Kölenin sahibi köleyi istediği gibi çalıştırırdı fakat köle bundan hiç hoşnut olmazdı. Şimdiki kölelerin ruhuna hükmediyorsunuz… Ruhuna hükmedince de her şeyine hükmeder hale geliyorsunuz. Eli bağlı, ayağı prangalı eski kölelik şimdiki takım elbiseli, kravatlı kölelikten bin kere daha şerefli, bin kere daha onurludur. Ama gelin görün ki, ortalıkta birbiriyle kölelik ve efendilik yarışına girmiş o kadar çok adam var ki…

MUM DİBİNE IŞIK VERMİYOR

Meselenin iki tarafı var; bir ‘bizim çocuklar’ olanlar, bir de ‘bizim çocukları’ olanlar. Birincisi yani “bizim çocuklar” demek, bizim adamlarımız, bizim neferlerimiz, bizim erimiz demektir demiştik. Tapulu arazi gibi, tapusu elimizdeki adam (köle) demektir. İkincisi yani “bizim çocuklar” anlayışına sahip olmak demek, kendi beceriksizliklerini, başkasının zekâsını, ahlakını kullanarak kamufle etmek demektir. Kendinde olmayan meziyetleri başkasının sırtından elde etmeye çalışmaktır. Birincisinde olduğu gibi ikincisi de şahsiyetsizce, ahlaksızcadır. Bizim çocukların üzerinden menfaat sağlamak yerine çalışarak, didinerek, ortaya bir şeyler koyarak kazanç sağlamak en doğrusudur. Ki, büyük adamlık başkalarının sırtından geçinmeyip, kendi fikrinin adamı olmaktır.
İnsan, şahsiyetiyle birlikte vardır. Şahsiyet yalnızca insanlara has bir özellik olduğundan, şahsiyetimizi muhafaza etmeliyiz. Bizi başkalarının takdiri de, tenkidi de ilgilendirmemeli, kendi inancımızın, davamızın, fikrimizin adamı olmalıyız. Şahsiyet iddiasına sahip olmayan insanlar için bu önemli olmayabilir. Benim şahsiyet olma, bayrak adam olma idealim var diyorsanız, o zaman ne başkalarını bizim çocuklar olarak görmelisiniz, ne başkalarının bizim çocukları olmalısınız. Eğer siz gerçekten büyük adamsanız, sizin “bizim çocuklara” da ihtiyacınız olmaz.
Ne başkasının adamı olun, ne de birilerini köle edinmeye çalışın. Yalnız ve yalnız kendi inancınızın, davanızın, idealinizin adamı olun. Göreceksiniz, en doğru olanı da budur…


bayramakcan@mynet.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002