Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



Köşe Taşı

 
Prof Dr. Ali Osman Özcan

Atlatıcılar


Yaşamın her alanında atlatılanların yakınmalarından geçilmiyor. Atlatılan atlatılana. Güvensizlik orduları çevremizde kol geziyor sanki. Şikâyet eden edene. Haksızlığa uğrayan uğrayana. Herkes atlatma stratejileri üniversitesinden diploma almış gibi davranmakta. Davranışların sosyal ilişki stratejisi olarak uygulama biçimlerinden biri de atlatma konusunda bilgi türünü eyleme geçirmektir.

Maşallah bireysel düzlemden toplumsal ve evrensel düzlemlere kadar atlatıcı bilgi, beceri ve davranışlar, her yeri işgal etmiş gibi. Şikâyetler, yakınmalar ve sızlanmaların konusu hep aynı, birbirini atlatmaya çalışma davranışları salgın bir hastalık olarak sürekli yayılmakta.
Görev ve sorumluluklarına omuz silkenler, ahlak alanına nasıl katkı yapabilir? Toplumsal yaşamla ilgili ortamlarda atlatılanlar hep “sütten ağzım yandı, şimdi ayranı üfleyerek içiyorum” türküsünü söylemeye başlamış. Gerçeklikle yüzleşme yerine işi sürüncemede bırakma davranışı, bilinçlere çivi ile çakılmış sanki. Toplumsal ilişkilerinde kişilerin kendilerini başkalarına sunuş yolu olarak atlatma davranışı uyumlu ve dengeli ilişki kurma yollarından bir sapma olarak tanımlanabilir. Hukuk, din, ahlâk ve geleneğe ait değerlerin çiğnenmesi olarak atlatıcı davranışlar, başkalarının umutlarını ve cesaretlerini tüketici sonuçlara yol açarlar.
Başkalarını aldatma kastıyla söylenen söze yalan denir. Atlatıcılık yalancılığın somutlaşmış halidir. Kişinin kimlik ve kişiliğinin sağlam olmadığının tipik göstergesidir. Kişinin görünürdeki haliyle derinlerde bulunan kişilik özellikleri arasında bir farklılık olduğuna işaret eder. Kişisel kimliğini sunmada çabuk değişebilir bir özellik vardır. Atlatıcılık karşılıklı ve toplumsal yararları kendi lehine kullanma taktiği ve stratejisidir. Toplumsal ilişkilere dürüstlükle katılmamayı gösterir. Yani sözü başka, niyeti başka biridir. Karşısındaki kişi veya kişilerin beklenti ve umutlarını tüketmeye onları zorlamaktır. Atlatıcılık bilinci, kibar, nazik, zarif ve benzeri davranışlardan ikiyüzlü bir şekilde çıkarı için yararlanmayı hedefleyen bir bilinçtir. Dışı başka, içi başka olanların bilincidir.
Rekabet toplumunda atlatıcılık yüceltilir gibidir. Karşılıklı saygı ve güvenin kötüye kullanılması yönündeki davranışlar teşvik ediliş gibi bir toplumsal ortam oluşmuştur.
Atlatıcılar topluma ruhen değil de bedenen katılanların kullandığı yöntemi kullanırlar. O anı kurtarma bilinci ağır basar. Toplumsal iletişim ve etkileşimlerinde o anda benliklerini yeniden kapsayıcı biçimde yaşamlarına katamazlar. Bir davranış kalıbı olarak atlatıcılık davranışı, tekrarlanma özelliğine de sahiptir. Yani atlatıcılar, davranışlarını hep aynı şekilde sürdürme eğilimindedirler. Verdikleri sözlerde asla durmaz, vaadlerini hep unutuverirler. Kısaca atlatıcıların benliği, belli bir model örneğinin tekrarlanması olarak her zaman karşılaştığımız ve karşılaşacağımız bir benlik olarak düşünülmelidir. Davranışlar hep aynı seyri takip eder. Verdiği söze sadık kalmayıp buluşma veya randevu yerine ya hiç gitmemek ya da vakti geçtikten sonra giderek karşısındaki ile yüzleşmekten, ilişki kurmaktan kaçınıp daha sonra da özür üstüne özür dilemek… Mazeret üstüne mazeret üretmek… İşi hep sürüncemede bırakıp gerçekle yüzleşmeye hiç yanaşmamak. Hep minderin dışında güreşmek. Hep dışarıdan gazel okumak, elini taşın altına hiç sokmamak…
Özel veya kamusal alandaki toplumsal ortamlarda anlaşılabilen davranış ve rol beklentilerini hep baştan savarak çalışmak. Yakın ilişkilerin ayrıcalıklı ilişkiler gerektirdiğini hiç umursamamak ve onları kötüye kullanmaktan çekinmemek, sıkılmamak. Başkaları ile kurduğu benlik diyalogunda daima geçiştirme yöntemini uygulamak. Benliğini hep diğerlerinden kaçış, kurtuluş çabası olarak ayarlamaya ve düzenlemeye çalışmak. Bütün bu özellikler atlatıcılık huyu olanların çok iyi bildikleri konulardır. Toplumsal kimliğine güvenemeyen atlatıcı kişi, sürekli güvensizlik duygusuyla baş etme çabası yüzünden silik bir kişiliğe sahip bir bireydir. Atlatıcı toplumsal yaşantı ve duyarlık ilkesini de zedelemektedir. Toplumsal güven duygusunu sömüren, kemiren veya tüketen biridir. Tembelce çalışma uzmanıdırlar.
Atlatma davranışı, belli yer, zaman ve durumda yapılması gerekenleri belirsiz bir yer, zaman ve ortama tehir edip unutturmaya da yönelik olabilir. Bu yönüyle bir tür güven duygusu hırsızlığıdır. Aslında herhangi bir şekilde iletişimsizliğe veya ilişkiyi koparmaya davetiye çıkarmaktır. Hatta bazıları benliklerini ve düşünce yapılarını modalara göre düzenlemeye çalışırlar. Bunun içine aydınlar, bürokratlar, yöneticiler de girebilir. O zaman toplumsal ilişki ve duyarlıkta hasarlar ortaya çıkar. Atlatıcılık, aslında kişisel bağları bir süre askıya almayı göze alabilmeyi de gerektirir. Yerine göre karşı tarafın hakkı olan mal, hizmet, görev ve sorumluluk işlerini geciktirmeyi de kapsar ki, bunun örnekleri her gün toplumsal ortamlarda yaşanmaktadır. Asıl gündemde olması gereken konu yerine, gündem dışı alanları öne çıkararak davranışlarını geçerli ve kabul edilebilir hale getirmeye çalışanları herkes bilir.
Başı başka, ayağı başka yere gidenleri herkes bilir. Müşterileri, seyircileri, hakemleri, hâkimleri, hekimleri, yöneticileri, sevgileri ve benzerleri atlatanlar, rekabet toplumunda iyi bir ortam bulurlar. Tembeller bile herkese akıl öğretmeye kalkabilirler. Sorumsuzluğun avukatlığına soyunanların umutları bekletme ve erteletme ustalıklarına ne demeli?..
Atlatıcılık denilen bu belâyı atlatma, savma ve savuşturmak için toplumsal duyarlığı olanlara büyük görevler düşmektedir. Başkalarını etkilemek isteyenlerin atlatmalarına da dikkat. Atlatıcılığın dürüstlüğü sürgüne gönderme peşinde olduğu haberi de alınmıştır. Herkesin dürüstlük için yardıma koşması gerekmektedir.
Herkes atlatıcıların her dediğine inanmamalı ve dürüstlüğün yanında olmalıdır. Dürüstlük atlatıldığı an hepimiz yok oluruz. Yalanın esareti altında, onun zulmüne baş eğmek zorunda kalırız. Atlatıcılığın hükümdarlığına son verme, herkesin ve hepimizin görevidir.
Kitle iletişim araçlarındaki siyasal propagandalardan, günlük iletişim ve etkileşimde, yaşanan tüm ilişkilerde atlatıcıları atlatma becerisine sahip olan bilgili, kimlikli ve kişilikli insanlara ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız. Haydi görev başına…


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002