Kasım 2008

Ö T E S İ

 

21.10.2019 



Geniş Açı

 
Ali Arif Esatgil

Ruh bölünmesi


Şimdi kimileri kızacak fakat, Türk’ün ruh kumaşı böylesine acınası bir doğranma ile heder edilmiştir. Vatan diyorsun, adamın aklına Marmaris sahilleri geliyor… Bayrak diyorsun, kutu kutu biralarla tribünleri doldurmak… Görev diyorsun, oğlunun nafakası en âli uğraş olup çıkıveriyor… Sizi bilmem amma, ben gözü dikip, Ta ki abi ne diyecek onu bekliyorum. Gidiş gidiş değil yani…

Kapakta şiirimizin ustalarında İsmet Özel’in iki dizesiyle merhaba dedim sizlere… Hepimiz bir şekilde ‘beyazlar’a ve ‘yerliler’e karşı kabahatliyizdir. Bu durumda, “yerin kalmadı herhalde, kapağı Ufuk Ötesi’ne attın” diyenler olabilir… Peşinen söyleyeyim, postu sermiş falan değilim… Mahkemenin kadıya mülk olmadığı malûmunuzdur. Gelin, ‘geçici bir ikamet’ olarak koyalım adını… Bir soluklanma ânı… Bu vesileyle herkese merhaba…
‘Beyaz’ ve ‘yerli’ demişken, yakın zamanda zuhur eden ‘zenci’ tartışmasını teğet geçmek olmaz herhalde? Türkiye’de adına siyaset denilen çetrefilli oyun, zaman zaman böylesi ‘kahır dolu çıkışlar’ı kaçınılmaz kılar. Bu bir anlamda verilen sözü yerine getirememenin de tescilidir. Siyasetçi der, yapar… Der, unutur… Der, dediğini yer… Sayın sayabildiğiniz kadar. Halk da dinler, yer… Dinler, söver, dinler, yutkunur… Bilir ki, o da en az seçtikleri kadar suçludur. Daha fazla eşelemenin, lafı evirip çevirmenin bir mânâsı yoktur…
****
Siyasetçi değilim… Seçmenliğimin ‘Ali Dibo’ düzeneği ile ilintisi yoktur. Oy verdiğim parti sütten çıkmış ak kaşık mıdır, hâşâ! Oy vermediğim parti pir-ü pak mıdır, elbette değil… Öyleyse, sorun bir sistem sorunudur. Gelip de ‘götürmeyen’ yoksa orada duracaksınız! Çarkın dönüşünü, dişlilerin kimi ezerek enerji oluşturduğunu düşüneceksiniz… Bu ‘götürme’ işine bir milat aramaya kalkışmayın. Düzenin kurup da unuttuğu, onlarca müessese sayabilirim size… Trilyonların ceplere aktarıldığı onlarca kurum. Varlıkları sadece ve sadece türedi zenginler peydah etmek olan kurumlar… Mantık şudur: Al ve sus… Sonra git - siyasetin doğası gereği - partililerine yalandan ağla… “Ben istedim de, olmadı da…” Zaten partililer de bir kenarından bal küpüne yapışmıştır. Çok haylazlık eden çıkarsa ‘bir grup marjinal’ der sırtından atarsın… Günlük siyaset böyle de, genel politikalar çok mu farklı yani… Daha dün okumadık mı, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin çetelerin eline düştüğünü? ‘Taaki’ acar bir meslektaşımız, Genelkurmay’ın muhtıra vereceği kokusunu almasaydı, ruhumuz mu duyacaktı olup biteni (!)
Ben bu yaşadıklarımıza bir ‘ruh bölünmesi’ diyeceğim izninizle… Başbakan Erdoğan’ın Arap Zirvesi’ndeki aile fotoğrafında yüz hatlarını inceleyin siz de bana hak vereceksiniz. Tamam, Erdoğan orada ‘medeniyetler ittifakı’nın erdemlerinden dem vurdu. Teröristin dini, imanı olmayacağını söyledi. Ancak, “Hangi medeniyetlerin ittifakı?” sorusu, sanırım önündeki Kaddafi’den bakışlarını kaçırırken onun da aklına geldi. Zirveye 8 İslam ülkesi liderinin katılmaması da bu soruyu pekiştirmiyor mu? Tersinden okuyun soruyu… Aynı Erdoğan, AB aile fotoğrafına dâhil olduğunda, o iğrenç karikatürlerin müsebbibi, Danimarka’nın başbakanı için neler düşündü dersiniz?
Asıl can alıcı soru şudur: Biz niye iki arada, bir deredeyiz! Olay bu mudur yani! Herkese mavi boncuk… Bize kala kala doğu-batı arasında ‘çöpçatanlık’ görevi mi kalmıştır?
Şimdi kimileri kızacak fakat, Türk’ün ruh kumaşı böylesine acınası bir doğranma ile heder edilmiştir. Vatan diyorsun, adamın aklına Marmaris sahilleri geliyor… Bayrak diyorsun, kutu kutu biralarla tribünleri doldurmak… Görev diyorsun, oğlunun nafakası en âli uğraş olup çıkıveriyor…
Sizi bilmem amma, ben gözü dikip, Ta ki abi ne diyecek onu bekliyorum. Gidiş gidiş değil yani… Şaka bir yana değerli okuyucular, bu cânım ülkeye yazık, hem de çok yazık oluyor. Millî hedefleri ortadan kaldırılmış, millî sırları bile sokağa düşmüş bir ülke düşünebilir misiniz?
Allah bizi bu vebali çekenlerden etmesin…


aliarifesatgil@hotmail.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002