Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Zekice

 
Zeki Hacı ibrahimoğlu

Terörist başının yakalanışı


Terörist başı Öcalan 1999 yılı şubat ayında Kenya’da yakalandı. Terörist başının yakalandığı günü bahane ederek Türkiye’nin birçok yerinde ayaklanma eylemleri yapıldı. Terörist başı niçin yakalandı, neler yapmıştı, nerede ikamet ediyordu ve ikamet ettiği ülkeden Kenya’ya neden götürüldü? Terörist başı İmralı adasında TCK’nın hangi maddesinden yargılandı?

Bu soruların cevabını ve Türkiye üzerine oynanan oyunları yöneticilerimizin iyi bilmesi gerekmektedir.1984 yılında kanlı eylemlerine başlayan terörist başı Öcalan, komşumuz ve Müslüman bir ülke olan Suriye’de ikamet etmekteydi. Suriye devleti terörist başının kendisini ve örgütünü 15 sene himaye etmiştir.
1998 yılında Atilla Ateş Paşa’nın Suriye hududunda bir operasyon sonrası “Suriye terörist başını ülkesinden çıkarmaz, korumaya devam ederse savaş sebebi sayarız” beyanatı üzerine mecbur kalmış ve terörist başını Suriye’den çıkarmıştır. Burada düşündürücü bir durum söz konusunudur. Atilla Ateş Paşanın bu sözü PKK”nın eylemlere başladığı tarihlerde neden söylenmemiştir de aradan 14 sene geçtikten ve 30 bin insanımız şehit olduktan sonra söylenmiştir?
Terörist başının eylemlerinin Türkiye Cumhuriyeti Devletine maliyeti 100 milyar doların üzerindedir. Terörist başının eylemlerinden dolayı hakkında TCK’nın 125. maddesini ihlalden dava açılmış ve yapılan yargılama sonucunda mahkeme suçun sübuta erdiğine kanaat getirmiş ve terörist başını idam cezası ile cezalandırmıştır.
TCK’nın 125. maddesini bilmeyenlerin dikkatine sunmak istiyorum: “Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin hâkimiyeti altına koymaya veya devletin istiklalini tenkise veya birliğini bozmaya veya Devletin hâkimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf bir fiil işleyen kimse ölüm cezasıyla cezalandırılır.”
Terörist başına ölüm cezası verilmiş, karar kesinleşmiş ancak daha sonra ölüm cezası kaldırıldığı için ağırlaştırılmış müebbet cezası verilmiş ve İmralı adasındaki malikânesinde istirahat etmektedir. Güneydoğuyu veremedik ama İmralı adası sana kurban olsun dedik, Türkiye’nin en verimli adasını terörist başına tahsis ettik ve 700 Türk askeriyle de korumasını yapmaktayız.
Terörist başı İmralı’daki malikânesinden Kandil Dağı’na mesajlar gönderiyor, dünya kamuoyunu aydınlatıyor, Türkiye’de yeni parti kurulmasını emrediyor ve siyasi parti kuruluyor. Diyarbakır’da megafonla federasyon kurulması için imza toplanıyor. Diyarbakır Belediye Başkanı Amerika’ya gidiyor, orada Türkiye Cumhuriyeti aleyhine konuşmalar yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti’ni Amerikalılara şikâyet ediyor ve 15 gün Amerika”da gizli görüşmeler yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vilayetinin belediye başkanı değil de sanki başka bir devletin devlet başkanı gibi karşılanıyor. Türkiye’ye geldiğinde de kendisine hesap sorulmuyor.
Bütün bunlardan daha elim ve daha vahim olanı terörist başının 1999’da yakalanışını protesto etmek için Türkiye’nin birçok yerinde başkaldırı eylemleri yapılıyor. PKK bayraklarıyla yürüyüşler yapılıyor, polis arabaları taşlanıyor, terörist başına özgürlük naraları atılıyor, Roj TV kepenk kapatılması için çağrı yapıyor.
Hakkâri’de kepenkler kapatılıyor ama olay olmadı diye hiç kimse gözetime dahi alınmıyor. Gazetelerde “Olay çıkmadan kalabalık dağıldı” diye manşet atıyorlar. Bu başkaldırı hareketlerinin değerlendirilmesini yöneticilerimiz çok iyi yapmalıdırlar. AB için bu eylemlere göz yumuluyorsa bir gün gelir AB’ye giremediğimiz gibi Türk Milleti vatanına sahip çıkma zorunda kalabilir.

Bunun içinde muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur. Bu duygularla Uzman Jandarma Çavuş Murat İleri Gelen’in şehit olmadan önce annesine yazdığı şiiri takdirlerinize arz ediyorum.

ANNEME

Bir gün taşınacağım erler kolunda
Görev anında gurbet yolunda
Kapanmış yatarken bayrak altında
Karşına çıkarsam ağlama Anne

Ansızın bakarsın gelir bir haber
Oğlun görevde şehit olmuş derler
Bayraklar altında gelirsem eğer
Üstüme yığılıp ağlama Anne

Çiçeği burnunda 20 yaşında
Oturmuş beklerim silah başında
İsmimi okursan mezar taşında
Üstüme kapanıp ağlama Anne

Gurbette ağladım döktüm gözyaşı
Son durağım olursa mezartaşı
Sizlere söyleyince sağ olsun başın
Boynunu büküp de ağlama Annem


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002