Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Sağlık Meridyeni

 
Dr. İsmail Maraş

Tansiyonun, tansiyonuna bakmak


Son bir yıldır yazılı ve görsel basında tansiyonla ilgili ortalama 12/7 bazen 12/8 gibi bir tanımlama var. Bu yaklaşımın bilimselliği her platformda tartışılabilir. Örneğin kişinin 15 yaşındaki, 20 yaşındaki, hatta 30- 40- 50- 60- 70- 80 yaşındaki tansiyonu hep 12/7 olabilir mi? Bir kimsenin tansiyonu istisnalar hariç uzun süre 12/7 civarında olursa boynun kortex dediğimiz kısımları (ince kıvrımlar) yeterli kan alabilir mi?

Böyle bir kimsede parkinson, Alzheimer, güçsüzlük, göz, kulak vs rahatsızlıkları artmaz mı?
Oysa yaş gruplarına göre ortalama her 100 kişide normal tansiyon aşağıdaki tablodaki gibi değişiklik gösterebilmelidir.
Çünkü her insanın fiziksel durumu, boyu, kilosu, yaşayışı, yediği içtiği, sigara tüketimi, alkol kullanımı, ekonomik sıkıntısı, bulunduğu çevre, yaşadığı olaylar vb. gibi özel durumları vardır ve bunlar farklılıklara sebep olabilmektedir.

GRUP 100 kişide % ORANI NORMAL TANSİYONU
1. grup 20 kişi 12 /7
2. grup 20 kişi 13 / 8
3. grup 20 kişi 14 / 9
4. grup 20 kişi 15/ 9.5
5. grup 20 kişi 16 / 10
Toplam 100 kişi Toplam 100 kişi

Yukarıdaki tablo illa ki böyle olmalı veya olacak anlamına gelmemeli. Bu tablo bir fikir vermeye yöneliktir.
Burada anlatılmak istenen husus şu ki, bir kimsenin normalde 12/7 olan tansiyonu 20 yıl boyunca kademeli bir şekilde belirli yıllarda yarım derece yarım derece artabilir. Bu artış şahsa bir şey yapmaz. Aksine şahsın vücudunun kendi kendine tansiyon ayarlaması sayılmalıdır.
Çünkü şahsın durumu yere ve zamana göre değişiklik arz edebileceği gibi, ayrıca yaşı ilerledikçe vücuda kan pompalama işlemi daha tazyik gerektirecektir.
Dolayısıyla her insanın tansiyonu kendine özgü yükseklikte olabilecektir. Tansiyonun normal olup olmadığını değerlendirirken tek tip, (adeta konfeksiyon tipi) yaklaşım sunulmamalıdır.
Son yıllarda bazı meslektaşlar ve dolayısıyla da vatandaşlar arasında tansiyonun 14 üzerinde olması yüksek tansiyon olarak kabul edilir oldu. Oysa on sene öncesinde bu oran daha aşağılarda 12 olarak değerlendiriliyordu. O zaman önce mi yanılıyorduk, şimdi mi yanılgıdayız?
Oysa doğru olanı, hangi dönemde olursa olsun herkesin tansiyonunu kendi fiziki ve ruhi durumuna göre değerlendirmektir.
Her insanı tek tip sayıp tansiyona bir sınır koymak ve tansiyon ölçümünü bu standarda göre yapıp neticesinde hastaya yaklaşımda bulunmak vahim yanlışlıklara sebep olabilir.
İnsanın gençliğiyle yaşlılık durumu bir olmadığı gibi, gençlikte vücuttaki bağ dokusu, damar sertlikleri, kılcal damarların durumu yaşlılıktaki gibi değildir.
Nüfusun yüzde 30’u tansiyon hastası diye söyleniyor. İyi güzel de bu oranın, tansiyonunun yükselmesinin sebebi nedir?
Sebebi yüzde 90 açıklanamıyor. Aslında sıkıntı belirliliğin açıklanamamasında değil. Belirliliği yüzde 30’lara kadar düşürdüğünüzde o zaman her kesime farklı ilaç faklı tedavi sunmak gerekecek. Oysa mevcut tedavi yöntemi bu değişikliğe cevap verecek esnekliğe sahip değil. Sıkıntı burada.
Bir diğer hassas durum da şudur. Açıklanamadığı halde her yüksek tansiyon teşhisi konulan hastaya, tansiyonu aşağı çekme tedavisi uygulanırsa hastaya ileriye dönük büyük yanlışlık yapılabilir.
Yapılması gereken şudur. Bu hastanın tansiyonu niçin yükselmiş veya yükselmiş mi? Bu tansiyon seviyesi, o kişinin vücudu tarafından kendi kendine mi ayarlanmış? Yoksa kontrol edilemeyen bir yükselme mi? Bu yükseklik hastayı rahatsız ediyor mu? Yoksa hasta halinden memnun mu? Bunların belirli bir süre takip edilmesi gerekiyor.
Tansiyonu standart kabul edilen tansiyon seviyesinin üzerinde çıkan bir hastanın, ciddi bir takip yapılmadan tansiyonunu düşürmek, doğru bir yaklaşım mıdır?
Düşük tansiyona bağlı, bunama, Alzheimer, kulak rahatsızlıkları, denge bozuklukları, hormon bozuklukları artarsa ne yapacağız?
Dolayısıyla tansiyon konusu, bir tansiyon seviyesi standardı belirleyip, üstünde olanları aşağı çekmek gibi değerlendirilemez.
Kişinin tansiyonu mevcut duruma, heyecana, içinde bulunduğu şarta bağlı olarak yükselip, bir müddet sonra vücut tarafından kendi kendine ayarlanabildiği gibi, uzun dönemde de vücut tarafından kendine uygun seviyeye getirilebilmektedir.
Asıl yapılması gereken, belirli bir seviyeden sonraki tansiyonun bir rahatsızlık sebebiyle mi yükseldiği, yoksa vücut tarafından mı ayarlandığının tespitidir.
İşte esas araştırılması ve üzerinde durulması gereken konu budur.
Sağlıklı günler dileğiyle.


www.marasakupunktur.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002