Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Geniş Açı

 
Ali Arif Esatgil

Karikatürk


Türkiye ‘saç baş’ muhabbeti ile uğraşa dursun, Danimarka’da bir gazetede yayınlanan çirkin karikatür tüm dünyada Müslümanları ayağa kaldırdı. Eylemler, gösteriler, yakıp yıkmalar ve sağduyu çağrıları…Dikkat edilirse İslamiyet’e yönelik köklü projeler genelde Türkiye üzerinden yürütülüyor. O iğrenç karikatüre en az tepkinin Türkiye’de gösterilmesi ve ‘demokrasi cemaatleri’nin çıt çıkarmaması ise ne yazık ki, mayanın tuttuğunu gösteriyor…

Eski mahallemden Hacı Murat’ın büyük oğlunu televizyonculara cevap yetiştirmeye çalışırken görünce hayli heyecanlandım… Saçına sakalına aklar düşmüş… Demek 30 yıl önce kuzukulağı topladığımız, gölgesinde mevsimler değilse de çok vakitler dinlendiğimiz ‘O ağacın altı’na bitişik Subaşı Camisi’nin imamıymış… Oradaki çeşmeyi çok sonradan hatırladım… Şimdi talan edilmiş Çamlıca’nın o hali gözlerimin önüne gelince, daha neler neler takıldı belleğimin ağlarına… Aslında dünyanın ne denli küçüldüğünü, başka bir ifadeyle dünyanın başımıza çoraplar örmek için ne denli burnumuzun dibine kadar sokulduğunu hissettim… E, siz evham da diyebilirsiniz… Ben yine de Subaşı Cami vak’asına etliye sütlüye dokunmadan kuşbakışı bir göz atmak istiyorum…
Adı geçen camide kadınlı erkekli bir gurubun namaz kılması, memleketin gündemine bir anda düşüverdi. Başı açık, elleri belden bağlı hanımların künyesi ortaya saçılınca da insan ‘merak saikıyla’ da olsa kulak kabartıyor. İmamı, çocukluğumuz aynı semtte geçtiği için o yıllardan tanırım. Diğerlerine gelince…
En ünlüleri malum, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarından Cüneyt Zapsu’nun eşi Beyza Zapsu… Dolayısıyla onu eşinden dolayı tanıyoruz…
İlk şaşkınlığın ardından ortaya atılan ‘Melamilik’ kavramına ise kitaplardan aşinayız. Yanlız burada bir çelişkiye dikkat çekmek için, Şarkiyat biliminin usta kalemlerinden Abdulbaki Gölpınarlı’nın, ilk baskısı 1931’de yapılan ‘Melamilik ve Melamiler’ kitabına bir bakmak gerek. Kitabın tıpkıbasımına yapılan tanıtımda aynen şöyle deniliyor: ‘Melamilik, tasavvufa ve tarikata karşı, İslamiyet’in ilk dönemlerinde ortaya çıkan ve yüzyılımıza kadar devam eden bir reaksiyon… Sufilerin bir kısmının ‘en yüksek makam’ saydığı, bir tür gizli inanç sistemi… ‘( Pan Yayınları –Gri Yayın Dizisi Tıpkıbasım: Ekim 1992)
Evet, ‘Melamilik’ bir tür gizli inanç sistemi… Bu gizliliği deşifre etmelerini grubun paniğine mi yormalı, yoksa başka bir neden mi aramalı?
Kişisel hiçbir takıntım olamayan gruptakilerin ikinci savunmaları ise ‘Atatürkçü’ oldukları yolundaki açıklamalarıydı… Ki bu da artık bir ‘savunma’ refleksi’ni ortaya koymaktan, kendilerine sığınacak bir yer aramaktan başka bir şey ifade etmiyor olsa gerek… Ne gariptir ki, Bayan Zapsu da, grubun liderinin kızı da ABD ile pek içli dışlı bir görüntü veriyor. Örneğin şahsın kızı bir Amerikalı ile evli. Bayan Zapsu’ya gelince… Çamlıca Subaşı Camii’nde kadınlı erkekli namaz kılan gruptan imama gidip ‘Cuma’yı ben kıldırayım. Türkiye’de bir ilk olsun’ diyen Beyza Zapsu’nun Sağlık ve Eğitim Vakfı’na ait (SEV) olduğu öne sürülen Üsküdar Amerikan Koleji’nden mezun olduğu belirtiliyor. Kolejin adı geçtiğimiz aylarda yayınlanan MİT raporunda geçiyor. Raporda okul, Protestanlık propagandası yaptığı ileri sürülen Amerikan Bord Heyeti’nin misyoner faaliyetlerde bulunulduğu iddia edilen kuruluşu Sağlık ve Eğitim Vakfı (SEV)’nın sahibi olduğu okullardan biri olarak yer alıyor. Dünya Kiliseler Birliği’nin Türkiye’deki kolu olduğu ileri sürülen Amerikan Bord Heyeti, MİT raporuna göre Protestanlığı yaymak için SEV’i kullanıyor.(http://www.haber10.com)
Olay yakın tarihte geçtiği için birkaç tanıdık sima daha çıkıyor karşımıza… Adnan Odabaş ve Türkan Saylan bu simalardan ikisi. Adnan Odabaş, yaz boyunca tonlarca kitabı şehir şehir gezip bedava dağıtan ve misyonerliğin ülkemizde kat ettiği merhaleye dikkat çeken bir gazeteci. Üsküdar Gazetesi’nin sahibi…
‘‘Odabaş, Sağlık Eğitim Vakfı’nın (SEV) aleyhine açtığı 30 bin yeni liralık tazminat davasından Milli İstihbarat Teşkilatı raporu sayesinde kurtuldu. Üsküdar 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Odabaş’ın SEV’in ‘misyonerlik yaptığı’ yönündeki iddialarını MİT’e sordu. Kurum gazetecinin iddialarını doğrulayınca mahkeme tazminat talebini reddetti. Adnan Odabaş, SEV’in Çağdaş Eğitim Vakfı ve başkanlığını Türkan Saylan’ın yaptığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile işbirliği içinde olduğunu savunmuştu. Gazetenin haberinde, SEV’in Dünya Kiliseler Birliği’ne bağlı Amerikan Board’la ilişkili olduğu, aynı binada çalıştıkları, bünyesindeki Protestan kilisesi ile 1830’dan bu yana Türkiye’de faaliyet gösterdiği, emrindeki Biblehouse şirketi ile misyonerlik faaliyeti yaptıkları ve okul mezunu 12 bin kişinin vakfın kayıtlı üyesi olduğu iddialarında bulunulmuştu. (http://www.bayzan.net)
Adnan Odabaş’ın gazetesindeki yabancı vakıfların özellikle Bağlarbaşı civarında yoğun bir şekilde gayrimenkul alımı yaptıkları da çarşaf çarşaf yayınlandı.
Bunu niye mi yazıyorum, birincisi ulusal medya işin üstüne ‘gönderilmeden’ kimse bu ülkede bazı şeylerin cereyan ettiğine inanmak istemiyor. İkincisi, Türkiye’de bir takım kavramlar öylesine iç içe geçmiş durumda ki, bir olayı çözmeye çalıştığınızda ipin ucu hiç umulmadık noktalara kadar gidebiliyor.
Bir bakıyorsunuz, ‘irticaya’ karşı söylemleri ile tanınan bir ‘prof’ ile ABD’nin ‘Ilımlı İslam’ına zemin hazırlayan bir başka kişi bir noktada buluşuyor. Ardından o kişilerden birinin eşi, ‘din profesyonelleri’ ile kol kola arz-ı endam ediyor. Bir başkası onlarla karşı karşıya geliyor… Ortak noktaları nedir o halde?
En azından şimdilik görünen ortak nokta, belli bir ekonomik güce erişmiş ve inanç altyapısı ne olursa olsun, ‘Batılı’ hayat tarzını benimsemiş insanların bu ‘ucube’ olguda bir araya gelmeleridir…
Türkiye ‘saç baş’ muhabbeti ile uğraşa dursun, Danimarka’da bir gazetede yayınlanan çirkin karikatür tüm dünyada Müslümanları ayağa kaldırdı. Eylemler, gösteriler, yakıp yıkmalar ve sağduyu çağrıları…
Dikkat edilirse İslamiyet’e yönelik köklü projeler genelde Türkiye üzerinden yürütülüyor. O iğrenç karikatüre en az tepkinin Türkiye’de gösterilmesi ve ‘demokrasi cemaatleri’nin çıt çıkarmaması ise ne yazık ki, mayanın tuttuğunu gösteriyor… Bunun sağduyuyla, itidalle bir ilgisi de yok.
Ve Türk yine uyutuluyor… Ortada bir ‘Karikatürk’ utancı, o bize biz ona bakarak zaman geçiriyoruz…


aliarifesatgil@hotmail.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002