Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Tutanak

 
Hüseyin Özbek

Ermeni Sorununda Üçüncü Dalga


19. yüzyıldan günümüze, Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyeti’ ne devredilen Ermeni sorununda üçüncü aşamayı yaşıyoruz. Taşnak çetelerinin silaha sarılmasından önce 19. yüzyılın başından itibaren emperyalist devletlerin misyonerlik çalışmalarıyla Osmanlı uyruğu Ermenilerin düşünsel, duyusal, siyasal kopuşları başlar. Aslî unsur olan Türklerden çok daha iyi koşullarda yaşayan Ermeni toplumu, bu uzun çalışmalar sonucu ayrılıkçı temelde siyasal örgütlenme süreciyle birlikte silahlanmaya başlar.

19. yüzyılın sonlarındaki yerel ayaklanma denemelerinden sonra, 1.Dünya Savaşı sürecinde, Rus cephesindeki Osmanlı ordusunu arkadan vuracak ölçüde örgütlenmiştir.
Doğu ordusunun cephe gerisini güvenceye almak ve ayaklanmayı bastırmak için bildiğimiz Tehcir Kararı alınır. Ayaklanmaya katılan ve destekleyen Ermeniler yine Osmanlı toprağı olan başka yörelere zorunlu göçe tabi tutulurlar.
30 Ekim 1918 Mondros ateşkesiyle Osmanlı Devleti yenilgiyi kabul eder. Ordusu silah bırakır. Bundan sonrasında hepimizin bildiği gelişmeler olur. Tehcire tabi tutulanların önemli bir kısmı geri dönerler.
İlk dalgada 1915-1922 yılları arası Ermeni Taşnak terör örgütü militanları Osmanlı devlet adamlarına yönelik suikastlar gerçekleştirirler. Bu suikastlar zincirinde İtthat ve Terakki iktidarının başbakanlarından Sait Halim Paşa ve Talat Paşa Roma ve Berlin’de katledilirler. Yine Bahriye Nazırı Cemal Paşa Tiflis’te öldürülür. İttihatçılardan Dr. Bahaettin Şakir, Polis Müdürü Azmi Bey ve diğerleri bu ilk dalganın kurbanlarıdır.
Bu ilk dalganın kurbanlarının kanı Kurtuluş Savaşı yıllarının daha büyük tehlikeleri ve tozu dumanı arasında kaynar gider. Suikastçılardan çoğu yakalanmaz, yakalananlar da adil olmayan yargılamalar sonucu serbest kalır. Suikastçıların cezalandırılması yerine Türklerin yargılanmasına ve mahkûmiyetine vesile olur. Suikastçılar birer milli kahraman olur ve Ermenistan’da heykelleri dikilir.
İkinci dalga 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra başlar. 1974 – 1983 arası kırka yakın Türk diplomatı dünyanın çeşitli ülkelerinde katledilir. İkinci dalgada yine suikastçıların bulunması, yargılanması yerine Türk tarihinin yargılanması ve mahkûmiyeti stratejisi uygulanır. Suikastlar zincirinin sorumlularının ortaya çıkarılması, cezalandırılması, yeni suikastların engellenmesi yerine bambaşka bir yöntem izlenir:
Her suikasttan sonra Ermeni tezlerinin haklılığı Türklerin ve Türkiye’nin haksızlığı teması işlenir. Soykırım savlarının çok trajik, teatral sunumları sonucu katiller kahraman, katledilen Türk diplomatları ise cezayı fazlasıyla hak etmiş lanetli bir geçmişin fatura ödemesi gereken simgeleri olarak dünya kamuoyuna algılatılır.
Üçüncü dalga halen yaşamakta olduğumuz süreçtir. 16 devletin meclisinden geçerek Ermeni soykırımının (!) yasalaştığı son süreç olarak da niteleyebiliriz. Diğer süreçlerden farklı boyutlarına kısaca değinelim:
Türk kamuoyu bu güne kadar Ermeni savlarına ve emperyalist kaynaklı uluslar arası kampanyaya karşı tek yürek, tek vücut oldu. İktidar ve muhalefet partileri, basın, üniversiteler, aydınlar, toplumun örgütlü güçleri, sendikalar bu kampanyaların içselleşmesini engelledi.
Üçüncü dalga Türk milletinde, kamuoyunda gedik açmaya yöneliktir. Basındaki Ermeni iddialarını destekleyen kampanyanın istikrarlı bir biçimde (!) sürmesi, bazı üniversitelerimizin Ermeni Konferansı için bilimsel alanda göstermedikleri bir gayretin içinde olması, kerameti kendilerinden menkul aydınlarımızın aynı doğrultuda yarışmaları, Erivan-İstanbul arasında gide gele ince yol etmeleri hep bu üçüncü dalganın bütünleyici parçalarıdır.
Kısacası üçüncü dalga Türk milletinin bilincine yöneliktir. Millî bilinci, Ermeni savlarını red refleksini çökertmek, toplumu bir teslimiyet psikozu içinde Ermeni tezleri dahil emperyalizmin her istemini kabule hazır, direnme gücü ve özgüveni tümüyle çökmüş bir sürüye dönüştürme kampanyası bütün hızıyla sürüyor.
Bizden söylemesi: Üçüncü dalgaya dikkat...


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002