Kasım 2008

Ö T E S İ

 

10.12.2019 



Sağlık Meridyeni

 
Dr. İsmail Maraş

Hekimlere Mecburi Hizmet Sağlığa Çözüm mü?


Türkiye'de ilk kez 1981 yılında uygulanmaya başlanan ve 2003'e kadar süren mecburi hizmet uygulaması, bu tarihte yürürlüğe giren ve temininde güçlük çekilen yerlerde sağlık personelinin sözleşmeli olarak istihdamına imkan veren yasayla kaldırılmıştı. Bunun yerine özendirilerek gönüllü çalıştırma esasına dayanan yasa yürürlüğe konmuştu.

Sevgili okuyucular, iki yıl önce sözleşmeli personel uygulamasıyla kaldırılan mecburi hizmet, bu kez sadece doktorlar için getiriliyor.
Türkiye'de ilk kez 1981 yılında uygulanmaya başlanan ve 2003'e kadar süren mecburi hizmet uygulaması, bu tarihte yürürlüğe giren ve temininde güçlük çekilen yerlerde sağlık personelinin sözleşmeli olarak istihdamına imkan veren yasayla kaldırılmıştı.
Bunun yerine özendirilerek gönüllü çalıştırma esasına dayanan yasa yürürlüğe konmuştu. Ama iki yıl boyunca bu uygulamadan da özellikle doktor istihdamında arzu edilen sonuç alınamadı.
Şimdi özellikle yeni mezun pratisyen ve uzman doktorlarımız önceki gibi adı mecburi hizmet olmasa da, ''özendirilmiş ve kolaylaştırılmış devlet hizmeti'' denilen ve 200 ile 500 gün arasında sürecek olan mecburiyetle karşı karşıya.
Buraya kadar okuduklarımız medyadan öğrenebileceğimiz bilgiler. Ama isterseniz konuyu birkaç soruyla özet olarak irdelemeye çalışalım.
Birincisi, devlet yıllar önce uyguladığı halde istediği neticeyi alamadığı ve vazgeçtiği bir yöntemi iki yıl aradan sonra niçin tekrar uygulamaya çalışıyor?
İkincisi, yıllar önce tutmayan bu yöntem bundan sonra tutacak mı?
Üçüncüsü, bu yöntem yine tutmazsa Sağlık Bakanlığı’nın bir başka B planı var mı?
İşte bu noktada, sağlık konusunda gerek devletin, gerek sağlık personelinin gerekse sağlık hizmeti bekleyenlerin çaresizliğini acı da olsa görmemiz gerekiyor.
Önce konunun sosyolojik boyutuna bakalım. Devlet, sosyal devletin gereğini yerine getirerek ülkenin her tarafına sağlık hizmetini götürmek zorunda. Ama aynı devlet, özellikte Doğu ve Güneydoğu bölgesi başta olmak üzere ülkenin diğer bölgelerinde de arzu edilen seviyede sağlık hizmetinin yıllar süren ihmalinin faturasını en ucuza ödemenin derdinde. Burada yine gözlerden kaçmaması gereken çok önemli bir husus, bütün iyi niyetli gayretlere rağmen bu bölgede bazı şer odaklarının bölgeye hizmet verilmesine engel olmaya yönelik faaliyetlerini sürdürmekte oluşları.
Bu sebeple hangi meslekte olursa olsun oraya gidecek olanların diğer bölgelere tayin olacak meslektaşlarına göre ister istemez endişe taşıyor oluşları.
Devletin mecburi hizmete yönelmesinin en önemli gerekçelerinden biri aslında bu endişe sebebiyle o bölgelere gidilmek istenmemesidir.
Bu sorun da az sorun değildir. Aslında Sağlık Bakanlığının yapması gereken en köklü tedbir şudur: Bu sıkıntı nasıl ki bir günden bir güne oluşmamışsa, bir günden bir güne de çözülemez. Hele yıllarca denendiği halde çare olmamış yöntemle asla çözülemez.
Buraya yapılacak en köklü çözüm hizmette mahrum kalmış bölgelerin insanından, bu bölgelere mahsus lise eğitiminde belirli bir başarıyı sağlamış öğrencilere, belirli alanlarda kontenjandan belirli eğitim hakkı tanınmalarıdır. Dolayısıyla söz konusu bölgenin çocukları üniversitelerimizden aldıkları eğitim sonucu, yetişmiş eleman olarak bölgesinde hizmet yapmakta zorlanmamış olacaktır. Hem de bölge her alanda elemandan mahrum kalmamış olacaktır.
Günübirlik çözüm için yapılabilecek en uygun teklif ise, mecburi hizmete yönlendirilen personele öngörülen dolgun ücrete ilaveten, özellikle mecburi hizmet gören pratisyen hekimlerden TUS sınavlarına hazırlananlar ayrıca ek puanla desteklenmeleridir. Çünkü bu hekimler bulundukları mahrumiyet bölgesinde doktor azlığı sebebiyle diğer bölgelerdeki meslektaşlarına oranla daha fazla zaman harcamak zorunda kalıyorlar.
Sağlıktaki esas sıkıntılardan biri de, tıp fakültelerinde verilen sağlık eğitiminin teorik ağırlıklı olması sebebiyle sahadaki pratik uygulamaya geçmede zorluk taşıyor olması.
Bir diğer açıdan ise mezun olan öğrencilerin tıp fakültelerinde adeta beş yıldızlı hastanelerde, her türlü tıbbi donanım içersinde hizmet verecekmiş gibi eğitim almasına rağmen tayin olduğu mahrumiyet bölgesindeki sağlık ocağında bu imkanların yeterince bulunmamasıdır. Bir diğer husus da Sağlık Müdürlüklerinin, ülkenin her tarafını aynı standartta değerlendirip, mevzuatları tüm hekimlere ve sağlık ocaklarına aynı tarzda uygulamaya kalkması. Bu tür uygulamalar, yeni mezun olmuş hekimlerin hem sağlık il ve ilçe müdürlüklerine karşı mahcup olmasına hem de maiyetinde önceden bu konularda belirli deneyim kazanmış personele karşı inisiyatif sağlayamama endişesine sebep olmaktadır.
Hekimler bu ve benzeri sıkıntıları göz önüne alıp, bir de mahrumiyet bölgesinde ekstra sıkıntıları hesap ettiğinde gerektiğinde istifa etmeyi bile göze almaktadır.
Bütün bu sıkıntılara ilaveten hekimliğin temelinde yatan esas mesele mesleği sevmektir.
Sayıları az olsa bile, mesleği sadece para kazanmak, itibar elde etmek vb. gibi amaçlara göre seçenlerin, mecburi hizmeti zül saymalarını yadırgamamak lazım.
Sonuç olarak, sağlık sisteminin ülke sathına yayılmasındaki sıkıntıların asıl sebepleri sosyolojik, psikolojik, coğrafik, ulaşım vb. her yönüyle detaylı olarak değerlendirilmeden sonuçları tahlil edilmeden, bu konuda gerekli ar-ge çalışması yapılmadan, konuyla ilgili kafa yoranların fikirlerine gerek duymadan, sadece emrivaki türü uygulamalarla, sağlık sisteminde sağlıklı sonuçlar elde edilemez.
Sağlıklı günler dileğiyle.


www.marasakupunktur.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002