Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.11.2019 



Hedef

 
Ünal Bolat

Ve sen ey millet! “-Seyretmeye devam et…”


İnsanlık onur ve haysiyeti öylesine tefessüh etmiş durumda ki, günümüzde para için satamayacağı hiçbir kutsalının kalmayacağı bir tükenmişliğe doğru son sürat ilerliyor. Çok değil, bir nesil önceki insanın uğruna canını bile verdiği kutsal değerleri, bugün hem de üç kuruşa satıyorlar da bu hal onlara, ahırdaki ineğini satmak zorunda kalan köylünün yüreğindeki acı kadar zor gelmiyor. Peki günümüz insanı bu vurdumduymaz hale nasıl geldi?

Türk geleneğinde “Söz” vardı… “Namus” vardı… “Ar” vardı…
“Yiğitlik, mertlik” vardı.
Başka ne vardı?
“Ahde vefa” vardı…
“Emek ve alın teri” vardı… “Bilgelik” vardı… “Edep” vardı… “İlm” vardı…
Şimdi bir tek şey var:
“Para…”
Bugünün dünyasında, bu erdemlerin hepsini üst üste koysanız, hatta üzerine diğer bütün erdemleri ekleseniz, paranın yerine geçmiyor.
Diğer bir ifadeyle, bu erdemlerin hepsine sahip olsanız, paranız olmayınca hiçsiniz.
Veya bir hiç bile olsanız, paranız olduğunda hiçbirine ihtiyacınız kalmıyor.
[Para günümüzde her ayıb,ı her kusuru, hatta her türlü terbiyesizliği örtebiliyor. Günümüzde paranın örtemediği tek şey var, o da amiyane tabirle kıroluk. İnsan parayla bir tek kıroluktan kurtulamıyor.]
Çünkü insanlığın değer yargıları artık paraya endekslenmiş durumda. Nasrettin Hoca döneminde parayı veren düdüğü çalıyordu. Şimdi parayı verdiğinizde, bırakın düdük çalmayı, sadece somut değerleri değil, ar, namus, iffet, vicdan gibi soyut öğeleri de satın alabiliyorsunuz.
İnsanlık onur ve haysiyeti öylesine tefessüh etmiş durumda ki, günümüzde para için satamayacağı hiçbir kutsalının kalmayacağı bir tükenmişliğe doğru son sürat ilerliyor.
Çok değil, bir nesil önceki insanın uğruna canını bile verdiği kutsal değerleri, bugün hem de üç kuruşa satıyorlar da bu hal onlara, ahırdaki ineğini satmak zorunda kalan köylünün yüreğindeki acı kadar zor gelmiyor.
Peki günümüz insanı bu vurdumduymaz hale nasıl geldi?
Bugünkü hayatta, iki kutup vardır. Birisi her ne şartta olursa olsun, ne şekilde olursa olsun, nasıl olursa olsun kazanmak ve kazandığını, bir türlü arkasını getiremediğin medeniyet denen devasa değirmenin tüketim çarkında ezilmemek için harcamak… İkincisi… Yok olmak…
[Bu felsefi yoruma çok basit bir örnekle somutluk ve açıklık getirmek gerekirse, şehirde paran yoksa sen de yoksundur. Doğada ise doğanın bir parçasısındır ama o kadar. İfrata kaçan bu iki ucun arası, doğal hayatı reddetmeden, doğal hayattan kopmadan medeniyetin nimetlerinden ve teknolojinin imkânlarından yararlanmak olmalıdır.]
Böyle bir atmosferde, yukarıda sözünü ettiğimiz erdemler değer ifade edebilir mi? Elbette edemez. Dolayısıyla bugünün insanı, çok kaba fakat bir o kadar da gerçek olan bir diyalogu deyimleştirmiştir: “Akıl verme para ver!”
Paranın bu gücünü önceden görenler, dünyaya hâkim olanlardır. Dünyaya hâkim olanlar da paranın bu gücünü ellerinden bırakmamak için her türlü yola hiç acımadan tevessül etmişler ve etmektedirler.
Böyle bir dünyada ister istemez tek kriter zenginlik ve zenginliğe kısa yoldan ulaştıran şöhrete kavuşmak olmaktadır. İnsanlar bu acımasız tüketim dünyasında, her türlü manevi erdemi bir tarafa koyup, önce şöhrete, ardından bu tüketim çılgınlığının baş döndüren yaldızında dünyadan kam almak için, kendisinden istenilen her değerinden vazgeçebilmektedir.
Paranın cazibesine ram olup, bireysel değerlerini feda edenlerin yanında, ondan daha acı ve hatta aşağılık derecede olanı, toplum adına söz sahibi olup da, toplumun manevi itibarını, sosyo-ekonomik geleceğini, hatta üniter devlet yapısını ve toprak bütünlüğünü zedeleyecek söz, yazı ve hareketlerde bulunan satılık kalemler ve aydınların var olmasıdır. Bu ise bir ülke için en büyük şanssızlıktır.
Günümüzde, artık neredeyse satılmak üzere yalakalık yapan ve üç kuruşa kalemini kiraya veren gazeteci-yazar ve ihanet içindeki aydınlar, bugünün realitesi değildir. Bu saf millet dün de bu ihanete kurban olmuş, bugün de kurban olmakta, bu ülkenin parasını alıp da bu ülkeye küfredenleri, bu ülkeyi bölmek isteyenleri, bu devleti zorda bırakmak için bir araya gelenleri, kısaca yaladığı çanağa tükürenleri hâlâ beslemeye devam etmektedir.
Çünkü bu tür satılık kalem ve aydınların sırtlarında “satılık etiketi”, boyunlarında ise fiyatları asılı değildir. Ancak yazıp çizdiklerinden, nutuk ve konferanslarından, tutum ve davranışlarından sezinleyebilmektesiniz.
Günümüzde yaşananları bir de bu zaviyeden değerlendirin.
Bugünü, dünü, üç ay öncesini, üç yıl öncesini… Üçyüz yıl öncesini…
Bir geriye bakın, görün neler kaybettiğimizi… Bir de ileriye bakın…
Bu satılık aydınlar sebebiyle anlayın daha neleri kaybedeceğimizi…
Hem geriye nemiz kaldı ki… Bir avuç vatan toprağından gayrı…
Şimdi onu da çok görüyorlar bu millete…
Ve sen ey millet…
Dün seyrettirdikleri televole programlarında (ki onlar bile usanıp adını değiştirmek zorunda kaldılar da sen ) usanmadan magazin Türkiye’sini seyretmeye devam et…


unalbolat@netbulmail.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002