Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Ölçü

 
Cem Sökmen

Topluma örnek 3–5 bin kişi...


Topluma örnek gösterilen çok kıymetli (!) 5 bin kişimiz ‘tatil’ yapmıyor, kendi öğretisini sergilemeye devam ediyor. Medya da üzerine düşeni yapıyor. Bunun en son örneği olarak, sadece olayın kahramanlarını ilgilendirmesi gereken bir çarpık ilişkiler yumağı, maalesef ortalama satışı 400 bin’in üzerinde olan bir gazetenin son on günde üç defa sürmanşetine girebilmiştir. Bu haberler sırasıyla “Yasak aşk ortaklığı bozdu”, “1 erkek, 3 kadın” ve “İlgi yoksa ihanet var” başlıklarıyla verildi. Biz burada haber mantığının ve haber değerinin zerresini göremedik.

Apaçık görülen bir şey varsa o da bir “süper dejenerelik” örneğinin hiçbir eleştiri getirilmeden yansıtılmasındaki pervasızlıktı.

Elit zannedilen cahiller

Bize örnek gösterilen hayatların iç yüzünü Wright Mills şöyle açıklıyor: “Gereksiz tüketim, aşırı israf yanında, evlerde, uygun semtlerde otururlar. Oturdukları evler, devam ettikleri dernek ve kulüpler başlıca ayrıcalıklı özellikleri teşkil eder. Devam ettikleri okullar özeldir. Sayfiyeler ve dinlenme yerleri ayrıdır. Seçkin aileler arasında evlilik yaparlar. Böylece iktidar yapısı bu üst sınıfın eline geçer. Yönetimi ellerinde bulundururlar. Akrabalık ilişkileri güçlüdür. Birlikte yerler, birlikte içerler, yönetimi aralarında paylaşırlar, sosyeteyi de ellerinde tutarlar. Ortak av partileri, tenis oyunları yanında Çin lokantalarında yer ve içerler. Kışı İsviçre’de, yazı İspanya’da geçirirler. Yat sefaları, viski, şampanya, astragan kürkleriyle bu yükselen sınıf kendi kendini yetiştirmiş kimseler olarak değil, düzene kendini uydurmuş, (kullanılsın diye) kendini düzene sunmuş kimselerdir.”
Peki neden bütün bir toplum olarak bunu teşhis edemiyoruz? Çünkü temel değerlerimizi korku konusu haline getirdik ve ortak şuurumuzu aşındırdık. Böylece meydana gelen boşluğa, kitle kültürü rahatça aktı.

İlaçları kitle kültürü

Prof. Dr. Orhan Türkdoğan kitle kültürü hakkında şunları söylüyor: Kitle kültürü öğretir, eğitmez. Manevi değerlerin seri halinde imalatıyla, kopyalarla, zevk ve değerlerden yoksun ürünlerle ve ferdiyete karşı ilgisizliğiyle, o bizleri kişiliksizleşmeye götürür. Temel kültürden farklı olarak kitle kültürü yeknesaklığa eğilimiyle insan hürriyetini daraltır. Çünkü hürriyet yeknesaklığa karşı koymak demektir. Kitle kültürünün belirleyici özelliği manipülasyondur. Bu kültür eğitimle kazanılmış bir kültür değildir. Kitleleşmenin veya kitle yaşantısının mekanik bir aracıdır. Kitle kültürü, bayağı seviyede mit veya jargonlarla belirlendiği takdirde “para aşkı teorisini” gündeme getirmek suretiyle “kişinin ne olduğunu değil ne yaptığını” ele alan yeni bir oluşumdur. Böyle bir ortamda yaşayan kişiler bağımsız ve özgür değillerdir. Kendi seslerini dinleyecekleri yerde kitlelerin peşine takılırlar. Bu yüzden yaratıcılıkları yoktur, bir takım ozalitler, streotipler ve ideolojiler peşinde koşarlar. Her taklit bizi aslından uzaklaştırır. Kitle kültürü bu anlamda kitleleri büyüleyen yeni odak noktaları yaratır ve fertleri peşinden sürükler. Günümüzde okumayan, hatta felsefi anlamda düşünmeyen insan türü giderek ön saflara geçmektedir. Batılı bir şairini de belirttiği gibi, “en derini düşünen, en derini sever” tarzında “derisinin içinde ruhi derinliğini gözleyen” insan tipi yerini günümüzde, kitle iletişim araçlarının oluşturduğu yalınkat, vülgarize olmuş para-gözlü bir yığın kültürüne terk etmiştir...”
Bu kaostan ancak, Türkiye’nin terkibini arama cehdini gösteren, kimlik ifadelerinin arkasına sığınmadan orijinal bir düşünce alanı inşa etme niyetini taşıyan “samimi”lerin birlikteliğiyle çıkabiliriz...


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002