Kasım 2008

Ö T E S İ

 

18.11.2019 



Ünlem !

 
Asuman Özdemir

IŞIKLI DEĞİŞİM


Şimdi ben önümüzdeki Ramazan evde bir iftar versem, bütün bu ruhani liderleri (!) çağırsam, sitenin girişine de “Dinler Arası Hoşgörü Çamlıca Buluşması” diye bir pankart assam, komşum Emine Hanım da acaba konuşmacı olarak katılır mı? Sonra ben TMSF’nin elindeki mal varlığına göz dikerek “Bankam ve medyam olsun, bir de boğazda yalım olsun istiyorum” desem acaba bu istemimi bütün ulusal basın yazar mı?

Bir resim var gözümün önünde. TİKAD üyeleri ve Emine Erdoğan. Kuruluşundan beri yakından takip ediyorum. Sessizce ama derinden yol alan bir dernek. Açılımı Tüm İş Kadınları Derneği.
Bu dernek diğer kadın derneklerinden çok ama çok farklı. Bir defa bu derneğin kadına yardım etmesi, kadının toplum içindeki statüsünü yükseltmesi veya eğitimi vb. gibi dertleri yok. Buraya üye olabilmek için bir defa zengin olmak şart. İkincisi ise eşten veya babadan kurulu sağlam bir ticarethaneniz olacak. Modacı Dilek Hanifi gibi kendi kurduğunuz, tanınmış bir şirket de olabilir. Yeter ki ünlü ve zengin olsun.
Ayrıca bu hanımların ortak bir yönleri daha var. Çoğunluğunun eşleri yahut kardeşleri TÜSİAD veya MÜSİAD üyesi. Başta kurucu üye Hülya Avşar ve Gülben Ergen gibi sanatçılar olmak üzere, Güneydoğulu, Doğulu, gayri Müslim iş kadınları da derneğin bütün faaliyetlerinde üye olarak boy gösteriyorlar.
Şimdi, Emine Erdoğan’ın himayesinde gözüken, hiçbir davet ve organizasyonu Emine Erdoğan’sız yapmayan, Ömer Sabancı ile başbakanın en papaz olduğu zamanda dernek II. Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan’ın da bulunduğu TİKAD organizasyonlarına hiç imtina etmeden först leydimizin de katıldığı bu dernek ne iş yapar?
Hükümetle iş birliği içinde (!) olmanın dışında hiçbir iş yapmaz ama; önce dernek başkanı Nilüfer Bulut’un geçmişine bir göz atalım. Ank Ajans Reklâm Tanıtım Araştırma ve Turizm San Tic. Ltd. Şti’nin sahibi. RTE İstanbul belediye başkanı seçildiği andan itibaren yapılan organizasyonların hemen hepsinin ihalesini alan ve bu dönemde Emine Hanım ile yakın ilişki kuran çoook girişimci bir işkadınımız. Hükümetle yakın işbirliği içinde olmanın dayanılmaz gururu ile amaçlarının “bir an önce bir banka ve medya sahibi olmak” olduğunu her yerde ifade eden Bulut’un dernek çatısı altında yaptığı ilk icraatı ise “Dinler Arası Hoşgörü” başlığında bir iftar vermek oldu. Bütün ruhani liderlerin katıldığı iftarda Emine Erdoğan bir de konuşma yaptı.
Kadına yönelik hiçbir programı olmayan ama “banka ve medya sahibi” olabilme amacı olan dernek, ilk icraatında “din” diyor. Din mi diyor dini mi kullanıyor orası takdirlerinizindir. Ama o davete katılan ruhani liderlerin hükümetle olan ilişkisi ve yakınlığı biz Türklerden çok iyidir. Bakın bunu da biz iyi biliriz. Biraz zorca bir işiniz mi var? Fener yahut Kumkapı’daki papazlardan biri yakın dostunuzsa işi bitti sayınız. Yasaların izin vermemesine, mahkemelerin ret kararına rağmen hükümetin Fenerbahçe’deki araziyi Asompsiyon rahiplerine bağışlaması gibi… Papazlar, ileride kendi alacakları toplumda infial yaratmasın diye kendi mezhepleri dışındaki bu rahiplere yardımcı olmak için lobi yaptılar. Evvel Allah Edelman da desteğini hiç esirgemedi. Lobi denilince internetten derneğin ilkelerini okumanızı tavsiye ederim.
Demek ki, bir şeyi almanın, lobi yapmanın yolu artık nereden geçiyormuş? Kiliselerden ve Lobici Derneklerden……..
Şimdi ben önümüzdeki Ramazan evde bir iftar versem, bütün bu ruhani liderleri (!) çağırsam, sitenin girişine de “Dinler Arası Hoşgörü Çamlıca Buluşması” diye bir pankart assam, komşum Emine Hanım da acaba konuşmacı olarak katılır mı?
Sonra ben TMSF’nin elindeki mal varlığına göz dikerek “Bankam ve medyam olsun, bir de boğazda yalım olsun istiyorum” desem acaba bu istemimi bütün ulusal basın yazar mı?
Veyahut:
“Dünya Türk Kadınları Derneği” diye bir dernek kursam, mensubu olduğu partinin hiçbir uluslar arası organizasyonuna katılmayan Emine Hanım bir tek beni ve derneğimi uluslar arası toplantılarda yanında götürür mü?
Lobi mi yapmak lâzım? Burada bu iş de siz sevgili okurlara düşüyor. Artık benden esirgemezsiniz lobi faaliyetlerinizi!!! Neyse devam edelim;
AB meftûnu bu derneğin “Önceliklerimizin Işığında Küresel Değişim” adı ile düzenledikleri panelde Bulut’un dedikleri ile Anadolu’yu dört koldan saran misyonerlerin dedikleri arasında ne fark var ki? Dolaşın biraz etrafta üç aşağı beş yukarı aynı lâflardır misyonerlerin dedikleri ile misyon teşkilâtlarının duvarlarında yazanlar. “Değişim” (!) ve “Işık” (!)
"Bugün dünyada iki kutup sürekli çatışma halindedir. Birinci kutupta sahip olduğu kültürel, etnik, dinî ve millî değerlerini kaybedeceği endişesiyle kendilerini dünyaya kapatanlar, diğer yanda ise medeniyetlerin gelişmesine imkân tanıyan ve insan tabiatının değişmez bir yapıtaşı olan 'değişim'i savunanlar... Bu tablo insanlık için yeni bir tablo değildir. Binlerce yıldır sürekli tekrar eden bir sahnedir. Değişimi reddetmek veya yok saymakla bu sürecin durdurulamayacağı âşikârdır. Bu yüzden değişimi iyi okumalı, iyi anlamalı ve yeni stratejiler geliştirerek küresel değişimle birlikte şekillenen gelecekte yerimizi almalıyız." diyor Nilüfer Bulut. Başta Papalar, papazlar olmak üzere misyonerler ise şöyle diyorlar:
"Bugün dünyada iki kutup sürekli çatışma halindedir. Birinci kutupta sahip olduğu kültürel, etnik, dinî ve millî değerlerini kaybedeceğiyle korkutularak kendilerini dünyaya kapatan İslamiyet, öte yanda ise medeniyetlerin gelişmesine olanak tanıyan ve insanın var oluşunun değişmez bir yapıtaşı olan “Hıristiyanlık”... Bu tablo insanlık için yeni bir tablo değildir. Binlerce yıldır sürekli tekrar eden bir sahnedir. Müslümanlarca Hıristiyanlığı reddetmek yahut yok saymak bu süreci durdurmayacaktır. Bu yüzden İncili iyi okumalı, iyi anlamalı ve yeni stratejiler geliştirerek küresel değişimle birlikte şekillenen dünyayı İsa’nın ışığı altında toplamalıyız.”
“Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” mı yoksa AB ve İncil mi?
Banka, medya, AB, İngilizce, İncil, Lobi, Değişim, garip bir denklem mi yoksa bir zincirin halkaları mı?
Başta Emine Hanım olmak üzere TİKAD’ın çok üyesinin bu mânâlı “ışıklı değişimin” bilerek âleti olmadıklarından eminim amma;
Türkiye ve İslam’a yer vermeyen AB’ye illâki katılmak istiyorsanız DEĞİŞİİİNNN…..




ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002