Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Göğe Merdiven

 
Aybars Fırat

UZAK HEDEFLER


Bir yanda verilmesi gereken istiklal savaşı için sağcı, solcu, alevî, sünnî her türlü farklılığı bırakıp bir araya gelmeye, getirmeye çalışan, sesini duyurabilecek basın-yayın organı olmayan sessiz çoğunluk, bir yanda da elindeki gazete ve televizyonları AB, ABD şakşakcılığı yapmak için kullanan, milleti "tehlike yok boşuna telaşa kapılmayın, herşey güllük gülistanlık, söylentilere kulak asmayın, onlar komplo!" diye uyutan, hazırlattıkları dizi filmleri Rumca öğretmek için kullanan tekelci basın oğlanları.

Bir yanda “İstiklal Harbi öncesindeki şartları” yaşıyoruz diyen vatanseverler, öte yanda ise ellerini ovuşturarak yeni mandacılığa, yeni sömürge ülkeleri olmaya zemin hazırlayan işbirlikçiler. Arada ne olup bittiğini bilmeyen işsiz, aç, sefil, eğitimsiz, meselelerin arasında boğulmuş milyonlarca vatandaş. Bir yanda verilmesi gereken istiklal savaşı için sağcı, solcu, alevî, sünnî her türlü farklılığı bırakıp bir araya gelmeye, getirmeye çalışan, sesini duyurabilecek basın-yayın organı olmayan sessiz çoğunluk, bir yanda da elindeki gazete ve televizyonları AB, ABD şakşakcılığı yapmak için kullanan, milleti "tehlike yok boşuna telaşa kapılmayın, herşey güllük gülistanlık, söylentilere kulak asmayın, onlar komplo!" diye uyutan, hazırlattıkları dizi filmleri Rumca öğretmek için kullanan tekelci basın oğlanları. Ortada, kendisinde hiçbir gayret görülmeyen, okumayan, yazmayan, göz göre göre kaybolmakta olan hiç bir değerini, zenginliğini kayıt altına alma, koruma zahmetine girmeyen, ebedi uykusuna şimdiden girdiği söylenebilecek olan millet, uykudan uyandırılmayı bekliyor. Ortada sanki büyük bir felaket yokmuş gibi lider filan da gözükmüyor. Ne kurtuluş amaçlı kurulmuş derneklerin birleşmesi, ne de toprak satışına ve bütün diğer satış işlemlerine isyan ve dur diyen var. Devlet ise tam bir aymazlık içinde: Devlet eliyle Türkiye'deki eski rum eserlerinin envanterinin çıkartıldığını okuyoruz. Gün geçmiyor ki başka devletlerde hükümet yıkacak skandal seviyesindeki olayla, sıradan bir vaka gibi duyulmasın. Bu hengâmede millî kuvvetlerde müthiş bir gerileme, gayrı milli saflarda ise korkunç bir ilerleme var. Milli kuvvetlerin kıpırdaması için acaba daha hangi felaketlerin kapımızı çalması gerekiyor? Evet kurtuluş savaşı yıllarının şartlarına çok yakınız. Atanın emaneti vatanı, her türlü vasıtayla korumak için hemen harekete geçmemiz gereken çok hassas bir zamandayız. Ama söyleyin lütfen: Nasıl ve nerede, kiminle harekete geçeceğiz. Yakın hedefimiz nedir. Düşman kim, dost kim. Yolbaşçımız kim? Kime güveneceğiz? Etrafımızda yüzlerce samimi vatansever insan var, ama bunların biraraya gelebileceğini söylemek zor. Ekmek kavgasında olmayan herkes sen ben kavgasında. Parçalanmış hücrelerine kadar ayrıştırılmış bir millet hiç geliyorum diyen esarete karşı ayaklanabilir mi? Milletin adı Türk olunca bir umut vardır. Çünkü Türk Milleti tarih boyunca hür yaşamayı bilmiş ve bunu hak etmiş nadir milletlerdendir.
Ben bugün milletimizin dikkatini bir başka noktaya çekmek istiyorum: Yakın tehlikeler ve ayak oyunlarını konuşmaktan, uzak hedef ve politikaları, milletimizin yüzlerce, binlerce yıllık geleceğini konuşmaya, dünyayı ve âlemleri konuşmaya fırsat bulamıyoruz ki bu çok sakat bir durumdur. Bugünün yanında geleceği düşünmek, hayal kurmak ve bu hayallerimizi gerçekleştirmek için çalışmalıyız. Bugünün meselesini çözerken yarın için çalışmaz isek ne bugünümüz, ne de geleceğimiz olur. Bugünün gençleri geleceğin yöneticileridir. "Türkiye bu durumda iken Doğu Türkistan'dan, Kerkük'ten, Batı Trakya'dan bahsediyorsunuz, memleket elden gitmiş siz önce Anadoluya bakın!" diyenler yanlış düşünüyorlar. Bugün, hem Türkiye'yi, hem Turan'ı konuşmaz isek yanlış yaparız. Beyinlerimizin kapasitesi küçüldükçe hürriyetimizin sınırları da küçülecektir. Kim okumaktan, yazmaktan, eğitimsizlikten, sahipsizlikten değerlerimize sahip çıkmaktan bahsederse, kim günlük meselelerin yanında milletimizin geleceğinden bahsederse milletimizi geleceğe taşıyabilir. Ancak çok ileriye bakanlar yakını da görebilir. Günümüzde Türkçe´nin dünyanın en büyük dili olduğunu söylemeyen, Türklerin dünyanın en eski ve kültürlü milletlerinden biri olduğunu haykırmayan, kendine ve milletine sonsuz güven duymayan liderler var! Türk Devletleri Birliğini, Turan'ı ağzına almayan siyasetçilerimiz var. Asıl mesele bu. Okumayan, yazmayan, sanatla ilgisi bulunmayan bir takım adamlar asıl meselemiz. Belki bütün bunların mesele olmadığını, mutlaka bir kurtuluş yolu olduğunu söyleyebilecek, kendisine ve milletine güvenen, bu güveni, bilgisiyle çevresine de aşılayabilen insanlarımız var ve susuyorlar. Birgün gelecek olan sıralarını bekliyorlar. Ancak fazla beklemesinler, o sıra, -Allah korusun- gelmeyebilir. Bir an önce harekete geçsinler. Şu an içinde boğulmuş, yarını kurtarma telaşındaki beyinciklerden ne kendilerine, ne de bu millete bir fayda gelecektir. Dünyaya nizam vermeyi düşünemeyen beyinler kendilerine de nizam veremez. Öte yandan kendini bilgilenmeye, öğrenmeye, sürekli yenilemeye alıştırmamış, disipline edememiş, çalışmayı ibadet kabul etmeyen bir insan nasıl olur da geleceğini görebilir. Bırakın milletimizin geleceğine, kendi yarınlarına bile güç yetiremezler. Bunun için geleceğe dair düşünceleri olan, Irak´tan İran´dan Turan´dan, Doğu Türkistan´dan bahseden insanları arıyoruz. Derin tarihe bakıp uzak geleceği anlatabilen, birleştirici, bütünleştirici, bütünleştirici, teşkilatçılık yeteneğine sahip adamlar. Sadece kendi yaptıklarını değil, kendilerinden başka güzel insanların yaptıkları güzel işleri, en küçük bir şahsî endişe duymadan, etrafına örnek göstererek anlatabilen yürekli adamlar. Adam gibi adamlar arıyoruz. Onlar adam gibi bir mücadele verecek ve bu milleti yeniden düzlüğe çıkaracaktır. Dünyayı içinde bulunduğu pislikten ancak Türk milleti kurtarabilir. Türk milletinin birlik ve beraberliği ise dünyanın da kurtuluşu olacaktır. O günü gören, Türk birliğine inanan, âleme nizamla meşgul adamlar, dünyayı Türk teknolojisiyle donatmayı, çevreyi, uzayı düşünen beyinler, eğittiği çocukların her birini, işlenmemiş bir pırlanta olarak gören eğitimciler, hücre yenilemeyle, kansere çare ile uğraşan doktorlar, yüzlerce yıl sonrası için milletlerinin ve başka milletlerin durumunu düşünen, buna beynini patlatan adamlar. Sizleri selamlıyorum. Gençlerin hedefsizliği konusunda üzülenler, önce yaşlılara (kendilerine) bakıp, onların hangi hedefler için çalıştığına bir göz atmalıdır. Uzak hedefleri olmayanların yakın hedefleri de yoktur.


aybarsfirat@yahoo.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002