Kasım 2008

Ö T E S İ

 

09.12.2019 



Azerbaycan Haber

 
Orhan Hasanoğlu

MASUM ARAS SUÇSUZLUĞUNU HAYKIRIYOR


Aras’ın mutlu olduğu günlerden biriydi. Uzun yıllardır etrafında yaşayan insanların ona olan dargınlığının bittiğini hissedebiliyordu sanki. Mevsimin en soğuk dönemi olmasına rağmen soğuk sularına atlıyordu hasret gibi acı hisleri olan insanlar. Yıllardır üzerinde askeri üniforma olmayan kimseyi yakınında göremeyen Aras da bu duruma çok sevinmekteydi. Kendisine “demir parmaklar aşılmaz” diyenlere sanki, “bu dikenli telleri ben yapmadım” demeğe çalışıyordu hüzünlü nağmesiyle. Yakılan direklerin sıcaklığında bu günü kutlamaya çalışanlar gibi o da ısınabiliyor, sıcaklığı kalbinde hissedebilmekteydi. Bu ayrılığın kalplerinde, yaşamlarının her alanında izi bulunan iki CAN birleşmekte ve buna bütün dünyada yaşayan Azerbaycan Türkleri sevinmekteydi.

Aras’ın mutlu olduğu günlerden biriydi. Uzun yıllardır etrafında yaşayan insanların ona olan dargınlığının bittiğini hissedebiliyordu sanki. Mevsimin en soğuk dönemi olmasına rağmen soğuk sularına atlıyordu hasret gibi acı hisleri olan insanlar. Yıllardır üzerinde askeri üniforma olmayan kimseyi yakınında göremeyen Aras da bu duruma çok sevinmekteydi. Kendisine “demir parmaklar aşılmaz” diyenlere sanki, “bu dikenli telleri ben yapmadım” demeğe çalışıyordu hüzünlü nağmesiyle. Yakılan direklerin sıcaklığında bu günü kutlamaya çalışanlar gibi o da ısınabiliyor, sıcaklığı kalbinde hissedebilmekteydi.
Bu ayrılığın kalplerinde, yaşamlarının her alanında izi bulunan iki CAN birleşmekte ve buna bütün dünyada yaşayan Azerbaycan Türkleri sevinmekteydi. Yılların ayrılığını yaşamak ve bu gün birleşmenin mutluluğu sadece göz yaşlarıyla dinlenebilirdi. İşte sevinç göz yaşları hüzünle akıyor. Fizik olarak birbirlerine dokunamıyorlardı ama uzaktan uzağa olsa da sarılıyorlardı birbirlerine. Güzel şairimiz Bahtiyar Vahapzade “Bir elin ruhunu, dilini ancak, kâğıtlar üstünde bölmek asandır” mısrasını yazmıştı. Kimileri nehrin bu yüzünden öteki yüzüne seslenerek akrabalarını arıyor, kimileri sıcak ateşle soğuk sulardan ıslanmış elbiselerini kurutmaya çalışıyordu.
Tarih Azerbaycan’a bu demirlerle örülmüş sınırı aşmaya öncülük edecek önderi ve zamanı bahşetmişti. Azerbaycan’ın Güneyinde Fars “serbazlarına”(askerlerine), Kuzeyindeyse Rus “gardiyanlarına”, aldırmayan,özgürlüğe niyetlenen, bağımsızlığa soyunan Milli Uyanış Harekatı’nın önde gelenleri emeklerinin ilk tadını zevkle çıkararak halkı halkla kavuşturmanın sevincini yaşıyorlardı. Yıllardır olduğu gibi şimdilik ruhen, gönülce beraberlerdi ama artık önlerinde ne asker, ne de dikenli teller vardı. Birbirlerine dokunamıyorlardı, daha köprü salınmamıştı (yapılmamıştı), yalnız yılların ayrılığına rağmen gönül köprüleri hiç hasar görmemişti. Köprüyü uçurmaya çalışanları, milleti bölmek, parçalamak isteyenleri yenmiş, birleşmeye doğru heyecanla ulaşıyorlardı.
Vatan mücadelesi, özgürlüğün zorlu yolu, azatlığa koşarken karşılaşılan engeller, bu engelleri maalesef kanlarıyla, canlarıyla ödeyen halkımızın evlâtları çok ağır mücadelelerle vardılar bu noktaya. O gün 31 Aralıkta hemrey olan (dayanışan) bütün halk birleşebildi ve o günden bu güne Dünya Azerbaycanlılarının Hemreylik (dayanışma) günü, resmî devlet bayramı olarak kutlanmakta. Bizler de bu güzel günü kendi adımıza kutlarız.
O beraberliğe bir bütün olmaya şimdi ne kadar ihtiyacımız var. Yeniden birleşmeli, düşman ayakları altında ezilmekte olan atalarımızın mezarlarını, toprağımızı, esirlerimizi kurtarmak, her gün biraz daha büyüyen ülkemize sahip çıkmamız gerekmekte. Ama ne yazık ki, başta bir takım sorumsuz ve sorumluluğu kendisinde hissetmeyen “politikacılar” yüce milletimizin onlardan beklediği hassasiyeti yerine getirmeyerek iktidar-muhalefet savaşı vermekteler. Oysa Aras bile bir daha birleşmek, onları bir bütün görmek isterken, bizim seçtiklerimiz neyin peşinde veya bu yüce milletin gücünden haberdar mı?
Ağlama Aras ağlama! Atatürk’ün de dediği gibi “Bu millet, bağımsızlığından yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.”


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002