Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Sağlık Meridyeni

 
Dr. İsmail Maraş

SSK HASTANELERİ SAĞLIK BAKANLIĞINA DEVREDİLMELİ Mİ?


Sahada Sağlık Ocağında ve Devlet hastanelerinde görev yapmış bir hekim olarak konuya baktığımızda şunu gördüm: Kurumların ayrı olması, sağlık hizmetini de aksatıyor. Bir SSK hastanesinden diğer vatandaşlar hizmet alamazken, bir Sağlık ocağından da SSK’lılar hizmet alamıyor.

SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devredilmesi konusu, her ne kadar sendikalar tarafından tepkiyle karşılansa da sağlık hizmeti vermek açısından düşünülmüş çok olumlu bir karardır.
Sahada Sağlık Ocağında ve Devlet hastanelerinde görev yapmış bir hekim olarak konuya baktığımızda şunu gördüm:
Kurumların ayrı olması, sağlık hizmetini de aksatıyor. Bir SSK hastanesinden diğer vatandaşlar hizmet alamazken, bir Sağlık ocağından da SSK’lılar hizmet alamıyor. Örneğin benim görev yaptığım sağlık ocağında, ben hastam olmadığı zamanlarda boş otururken, ilçede çalışan SSK’lı işçiler, sağlık hizmeti alabilmek için SSK dispanseri olan başka bir ilçeye gitmek zorunda kalıyorlardı. Gerçi ben, ta o zamanlar bu birleştirilme uygulamasını kendi inisiyatifimle yapmış, bir hekim olarak inisiyatif kullanıp SSK’lı işçilerimize de ücret almaksızın sağlık hizmeti vermiştim.
Bugün için de olması gereken bence budur. Bütün sağlık kurum ve kuruluşları ortak bir karar alıp, her hastaya her sağlık biriminin hizmet vermesini sağlamalıdır.
Bu konuya sendikal açıdan bakmak, konunun başka boyuta çekilmesini sağlar. O ise tartışmaya her zaman açık bir konudur.
SSK hastanelerin işçi priminden kesilip yapılmış olması, Sağlık Bakanlığına devredildiğinde prim ödemeyenlerin de oradan faydalanacak olması ve bunun bir haksızlık gibi gösterilmesi tamamen duygusal bir yaklaşımdır.
Çünkü bu uygulama olduğunda SSK’lı işçiler de diğer hastanelerden hizmet göreceklerdir. Eğer bu uygulama, SSK’nın mal varlığına ve gelirine el konulmak için yapılıyor denilirse, o zaman diyenlere de şu soru sorulur: Madem böyle bir gelir var idiyse, siz yıllardan beri bu gelirler ile ne hizmet yaptınız?
Örneğin 24 yıldır İstanbul’a SSK hastanesi yapılmamış. Buna ne diyeceksiniz?
Bunun için niye yürüyüş yapmadınız? Nerdeydiniz 24 yıldır? Aile hekimliği sistemi 1980’li yılların ortalarından itibaren gündeme gelmişti. Sonra 1992 - 1993 yıllarında bu konuda görüş belirtecek uzman arandığında, SSK’dan yetişmiş eleman niye çıkmadı?
Örneğin SSK Amerika, Almanya, İngiltere, Hindistan, Çin, Rusya her neyse dış ülkelerden birine veya birkaçına eleman gönderip, oradaki sağlık sistemi nasıldır, programlar ne haldedir diyerek dört yıl beş yıl inceletip sonra da “Eksiğimiz şu, fazlamız şu” diyerek ortaya bir değerlendirme koyabilmiş midir? Kamuoyuyla böyle bir bilgi paylaşılabilmiş midir?
Çünkü o zaman sağlık kadrosunun dünyaları değişecek, vizyonları gelişecekti değil mi? O zaman sistem istenildiği gibi kolay maniple edilemeyecekti? İşte itirazların temelinde yatan ana sebep de budur…Kontrolün şahısların inisiyatifinden çıkacak ve kurumsallaşacak oluşudur…
Hükümetin bu girişimi başarılı olur veya olamaz o ayrı bir konu. Ama şunu söyleyebilirim, bu hareket memlekette, zamandan, ilaçtan, personelden tasarruf ve hastalara bakma yönünden çok olumlu bir adımdır.
Dolayısıyla bu girişimi ben hükümetin yaptığı belki de en önemli bir icraat olarak görüyorum.
Şu anda 27 yıllık hekimim. Hangi hastam olursa olsun, on kişiden en az yedi sekizi, “Ben SSK’dan bir hizmet alamadım. Hep özelden alıyorum. Ya da Devlet hastanesi veya Üniversite hastanesinden hizmet alıyorum. Ben o primleri, başka bir kuruluşa bu şekilde ödeseydim çok daha fazla hizmet alırdım. Ne doğru dürüst muayene olabiliyorum ne tahlil olabiliyorum. Ne hastalandığım anda gidebiliyorum.” diyor.
Realite budur. Dolayısıyla sen ben kavgasını bir yana bırakıp, ülkenin bütün imkânlarını, ülkenin bütün insanlarına sunmaya yönelik çalışmalara destek olmak lâzımdır. Böyle bir kararı kim alırsa alsın desteklemek ülkeye olan sevginin gereğidir. Böyle bir projeye karşı çıkmak ise, kişisel çıkarları ve menfaatleri akla getirir.


www.marasakupunktur.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002