Kasım 2008

Ö T E S İ

 

16.12.2019 



Evrak-ı Perişandan

 
Doç. Dr. Fethi Gedikli

“Türk dünyasının fedakâr cefakeşi”: Dr. Bahtiyar İsmailli Türkcanlı


Türk milleti kendine hizmet eden evlatlarını, dostlarını hiç bir zaman unutmamalı, onların hatıralarını ebediyete kadar kalbinin en müstesna köşesinde saklamalıdır. Bugün ben böyle bir aziz dostu hürmetle selamlamak arzusundayım.

Bahtiyar Bey, 3 Ağustos 1920 günü Bakü’de doğdu. Orta mektebi bitirdikten sonra Leningrad devlet üniversitesinin tarih-filoloji fakültesine girdi. İkinci Dünya harbi yıllarında Ağdam’ın Ahmedağalı köy mektebinde muallim, daha sonra aynı mektepte müdürlük yaptı. 1945’te girdiği Azerbaycan tıp enstitüsünü bitirdikten sonra Gusar kazasında başhekim, ardından sağlık bakanlığında bulaşıcı hastalıklar idaresinde müdür yardımcısı ve başhekim olarak çalıştı.
Bahtiyar Beyin babası 1918 yılında Azerbaycan’ın bir çok şehrini ve bu arada Bakü’yü Ermeni işgalcilerin pençesinden kurtaran Kafkas İslam Ordusu başkumandanı Nuri Paşanın emrinde zabit, yani subay olarak hizmet etmiş bulunan Memmed Tağı’dır. Bahtiyar Beyin soyadı İsmayilov iken, daha ilk mektepte hocası ve geleceğin profesörü olan Aliyar Karabağlı ona ‘bizim soy adlarımız Rus diline ait ekler olan –ov, -yev ile bitmemelidir, senin soyadın İsmailli olsun’ demesi üzerine İsmailli olmuştur. Bahtiyar İsmailli yazılarında Türkcanlı mahlasını kullanmaktadır.
Türkcanlı isminin ilgi çekici bir hikâyesi vardır: Bahtiyar Beyin tacir olan babası bir gün Batum’un bir sokağında at arabasıyla giderken gözü, üstü başı eski püskü ve ayağı aksamakta olan bir adama ilişir. Ona yardım etmek maksadıyla ‘dur’ diye hitap eder, fakat aksak adam durmaz. Memmed Tağı’nın ısrarı ve niçin durmadığını sorması üzerine adam, ‘kusura bakma, ben sizin arabacınızın Rus olduğunu görünce sizi de Rus zannettim, o yüzden durmadım’, der. Bunun üzerine tanışırlar, aksak adam bir Türk zabitidir ve yaralıdır. Memmed Tağızade zabiti alır, Tiflis’te tedavi ettirir ve sonra yaşadığı yer olan Şeki’ye götürür. Osman Efendi adındaki bu Türk zabiti Şeki’de yerleşir, orada evlenir. Bir oğlu ve kızı olur. Osman Efendi, Osmanlı zabiti olması hasebiyle etrafından çok büyük hürmet görür. Çevresine topladığı gençlere silah kullanmayı öğretir. Nuri Paşa, Şeki’ye geldiğinde onun emrinde savaşır. Memmed Tağı’nın Osman Efendiyle olan yakınlığı ve dostluğu çevresinde onun Türkcanlı diye anılmasına sebep olur. İşte Bahtiyar Bey, bir gün Şamahı’da bulunurken oradaki ihtiyarlardan babasının Türkcanlı diye tanındığını öğrenmiş ve bunun üzerine yazılarında bu mahlası kullanmaya başlamıştır.
Bahtiyar İsmailli’nin Azerbaycan basınında, 1918 tarihinde Azerbaycan’da Ermeni Taşnaklarının türettikleri soykırım, bu kırımın tamamlanmasını engelleyen halaskâr (kurtarıcı) Osmanlı Türkleri hakkında yazdığı makaleler, kendisiyle yapılan sohbetler ve hakkında yazılmış bir çok yazılar neşredilmiştir.
Zarife Beşirkızı onu “Türkçülüğün fedaisi”, Aynur Emirhankızı “ömrünü Türk askerine abide koyulmasına hasreden şahıs” diye tanıtmışlardır. Kendisine hediye edilen bazı kitapların ithaflarında müellifler onu aşağıdaki suretlerde tarif etmişlerdir. ‘Halk şairi’ Kabil “Yahşı adamların hasretinde” adlı kitabının ithafında onu “Türkün teessübkeşi” yani fanatiği, Azize Caferzade “Celaliye” kitabını imzalarken “Türk dünyasının fedakâr cefakeşi”, büyük şair Abdullah Şaik’in oğlu, akademik Kemal Talibzade “Seçilmiş Eserleri”ni takdim ederken “Türkçülüğün mübariz tebligatçısı” olarak nitelemişlerdir. Prof. Nureddin Rıza onu “kocaman Türkolog” olarak adlandırmıştır.
Bahtiyar Bey Ermeni terörü ve saldırganlığına karşı bir başına mücadele etmektedir. Bakü’de 158 Nolu Mektepte bu hususta özel bir bölüm kurmuş ve çocuklara Ermenilerin Türkiye’de olsun, Azerbaycan’da olsun umum Türklere karşı işledikleri cinayetleri öğrenecekleri bir merkez teşkil etmiştir.
Bugün de mücadelesine yılmadan ve büyük inançla devam eden Bahtiyar İsmailli Türkcanlı’ya Türkiye’nin Bakü Büyükelçiliği 15 Eylül 2004 günü bir şükran pilaketi takdim etmiştir. Bahtiyar Bey 84 yıllık hayatında bir çok acılar görmüş, bir çok badireye göğüs germiş, bir çok engellerle karşılaşmıştır.Eşini on iki sene evvel öte dünyaya yolcu eden Bahtiyar Bey, çok sevdiği oğlu Fuad’ın (31.01.1961-28.11.2002) acısına da ‘dözmek’ zorunda kalmıştır. Bahtiyar Bey, oğlunun mezar taşına kendi yazdığı şu şiirciği hakk ettirerek teselli aramıştır:

“Şenbe günü sübhi tezden,
Seni ecel apardı.
Seven ata üreyimde
Nale feryad kopardı.

Zabit baban şerefine,
Türkler hürmet etdiler.
Ay-yıldızlı bayrak ile
Naşın üstün örtdüler.

Ederdik ziyaret seninle birge,
Acıdere’deki Türk mezarını.
Fuad yokluğuna dözebilmedim,
Sağ iken kazdırdım öz mezarımı.
Menim aziz oğlum, sevimli balam,
Son arzum budur ki yanında olam.”
Bahtiyar Bey’e uzun ve sağlıklı bir ömür arzularken, makalelerinden başka, zaman zaman Türklerin kahramanlıkları hakkındaki duygularını mısralara döktüğünü; Atatürk ve “Zafer bayramı” şerefine 30 Ağustos 2001 günü yazdığı aşağıdaki şiirinin dikkat çekici olduğunu belirtmek isteriz. İnşallah bir gün Bahtiyar Beyin yazdıklarının tümünü bir araya toplayıp bir kitap halinde çok sevdiği Türk milletine hediye etme mutluluğuna erişiriz.

“YAŞASIN TÜRKİYE! VAR OLSUN TÜRKLER!

Osmanlı Türkünün büyük er oğlu,
Gaziler gazisi, hünerver oğlu.
Sen Türkün atası, şanlı komutan,
Milletçin yarandın Cenab-ı Hakdan.
Vatanı felaket gözleyen zaman,
Millet seni seçdi, seçdi hamıdan.
“Ölüme!” emrettin askere heman,
Mahvettin düşmanı, vermeden aman.
Maksadın, meramın değmedi taşa,
Zaferle savaşı yetirdin başa.
Paşalar paşası Mustafa Kemal,
Kazandığın ad-san helaldir helal.
Kurtardın vatanı Anadolu’nu,
Millete gösterdin Hakkın yolunu.
Mukaddes bir bayrak timsalında sen,
“Atatürk” adına yükseltilmişsen.
Yadda, dillerdesen, vatanla koşa,
Tarihler boyunca adınla yaşa.
Türkiyen fahrımız, ümidgâhımız,
Askerin kahraman halaskârımız.
“Otuz Ağustos yirmi ikinci yıl”
Milletin yadından hiç çıkan değil!
“O gün” Mehmetçiğin “hücum sesidir”,
Türkün silahının galebesidir.
Yetmiş dokuz sene arkada kalmış,
“Zafer bayramı” tek ada ucalmış.
Bugün de edilir “Zafer bayramı”,
“Kutl’olsun” zikreder sevenler hamı.
Türkler gardaşımız, meslekdaşımız,
Her işde birlikde emekdaşımız.
Kimin damarında Türk kanı vardır,
Bu bayram gününden, o, bahtiyardır.
Azer Türklerinden “Alkış, tebrikler!”
Yaşasın Türkiye! Var olsun Türkler!”


fethigedikli@ixir.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002