Kasım 2008

Ö T E S İ

 

07.12.2019 



Serbest Atış

 
Tuncay Yıldız

SIFIRCILAR NASIL EĞİTİLECEK ?


MEB, liselerde sınıf geçmeyi zorlaştırıcı bir takım önlemler almaya karar verdi. Buna göre 2 dersten fazla zayıfı olan bir öğrenci sınıf geçemeyecek ve sınıf tekrarı yapacak.

Mevcut yönetmelikte doğrudan sınıf geçmek için gereken başarı ortalamasında sınıflar baz alınırken, taslaktaki düzenleme okul türlerine göre yapılıyor.
Yönetmeliğe göre, doğrudan sınıf geçmek için 9. sınıfta yıl sonu başarı ortalaması en az 2 olması gerekiyor. Diğer sınıflarda ise “alanı dışındaki derslerden başarısız olanlarda yıl sonu başarı ortalaması en az 2.00, alan derslerinden de başarısız olanların ayrıca bu derslere ait yıl sonu ağırlık ortalaması en az 2.50 olan öğrenciler” üst sınıfa devam edebiliyor.
Taslakta, ders yılı veya ortalama yükseltme sınavları sonunda bütün derslerden başarılı olan öğrencilerin doğrudan sınıf geçebileceği öngörülüyor.
Başarı ortalamasıyla doğrudan sınıf geçme sistemi de okul türlerine göre farklılaştırılıyor. Okul türleri “Fen ve sosyal bilimler liseleri”, “Yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan liseler”, ”Genel lise, spor lisesi ve mesleki-teknik liseler” olarak belirlendi.
Talim ve Terbiye Kurulu'nca bu lise türlerine göre belirlenecek dersler dışındaki derslerden başarısız olan öğrencilerin, doğrudan sınıf geçebilmek için sahip olmaları gereken başarı ortalamaları şöyle:
• Fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinde: 3.50
• Yabancı dil hazırlık sınıfı bulunan liselerde: 3.00
• Genel lise, spor lisesi ve mesleki-teknik liselerde: 2.50
Taslakta, ÖSS'ye hazırlanan lise son sınıf öğrencilerin ikinci dönem okula devamlılığını sağlamaya yönelik hükümler de yer aldı.
Bu kapsamda, “öğrenim hakkı” başlıklı yeni bir madde eklendi. Artık “özürleri nedeniyle okula devam edemeyen, okula devam ettikleri halde iki dönem notu alamayan öğrenciler ile ikinci dönem okula hiç devam etmeyen öğrenciler, o yıla ait öğrenim haklarını kullanmamış sayılacak.”
Mevcut yönetmeliğe göre, özre dayalı bir sebeple bir dersten yalnız bir dönem notu almış öğrencilerin bu notu, yıl sonu notu kabul ediliyor.
“Öğrenim hakkı” maddesi uyarınca, mezun olamayan son sınıf öğrencilerine, geçmişte sınıf tekrarı yaptılarsa 1, yapmadılarsa 2 öğretim yılı ek süre tanınacak. Bu durumdaki öğrenciler, başarısız oldukları derslerden sorumluluk sınavına girecekler. Sınavlar sonunda yine başarısız olurlarsa öğretim yılı sonunda okulla ilişikleri kesilecek.
ÖSS sınavlarında sıfır puan alan öğrencilerin sayıca fazlalığı bakanlığın bu tedbiri almasına sebep oldu.
2004 ÖSS sınavında otuz binden fazla öğrencinin sıfır puan alması bir yerlerde yanlışlar yapıldığını gösteriyor.
Eğitim sistemimiz ezbere dayanıyor. Ezber yeteneği olan bir öğrenci yazılı sınavından bir gün önce kitabı adeta yutuyor ve sınavdan en yüksek notu alabiliyor. Aynı öğrenci ezberin sökmediği ÖSS sınavında duvara çarpmış gibi oluyor ve tabiri caizse apışıp kalıyor.
Biz dershaneciler öğrencilerin okulda aldıkları takdir veya teşekkür belgelerine bakıp bu öğrenci üniversite sınavında başarılı olur söylemini kesinlikle yapmayız. Okuldan aldıkları takdir ve teşekkür belgelerine rağmen o öğrencinin ezberci bir mantalitesi olduğu ihtimalini her zaman aklımızın bir köşesinde saklarız.
Yapılan 3 deneme sınavı şapkanın düşmesi için yeterlidir. Bu rakamlar tabiî ki her zaman gerçeği tam anlamıyla göstermez ama öğrencinin hangi anlamda bir öğrenme taktiği var bunu yüzde 90 oranında doğru ifade eder.
Okulda takdir belgesi aldığı halde bu performansı deneme sınavlarında gösteremeyen bir öğrenci büyük ihtimalle ezber yapıyor demektir. Bu öğrenciler yoğun bir rehberlik programıyla ezberleyerek değil mantığını kavrayarak öğrenmeleri yönünde telkinlere her zaman ihtiyaç duyarlar.
Liselerde lise ikinci sınıfta öğrenciler sayısal, eşit ağırlık,sözel veya dil bölümlerine tercih yaparlar. Aslında bu yönlenme tamamen öğrencinin lise birinci sınıftaki sayısal, sözel derslerdeki notlarına göre yapılması gereken bir operasyon olmalıdır.
Maalesef bu yönlendirme operasyonu öğrencinin notlarına göre değil tamamen onun veya ailesinin tercihi ile yapılmaktadır.Yani öğrencinin hiç eğilimi olmadığı halde değişik sebeplerle istemediği bir bölüme gitmesi yaygın bir olaydır. İstemediği bölümden üniversite sınavına giren bir öğrenciden başarı beklemek pek akıl kârı olmasa gerek. Bu tür öğrenciler sınav sonucunda sıfırcılar grubuna aday bir potansiyel zümredir.
Öğrenci neden istemediği bir bölüme gider?
Sayısal zekaya sahip bir öğrenci eşit ağırlık veya sözel bölümlere geçmeyi pek düşünmez ama eşit ağırlık veya sözel zekaya sahip bir öğrenci eğilimi olmamasına rağmen sayısal bölüme girmeyi düşünebilmektedir.
Sayısal puanla öğrenci alan bölümler eşit ağırlık ve sözel bölümlere göre daha fazladır. Öğrenci sırf kazanma ihtimalini artırmak için sayısal bölüme geçebilmektedir.
Sayısal bölümleri bitiren bir öğrenci iş bulma konusunda daha avantajlıdır.Öğrenci üniversite sonrasını düşünerek yeteneği olmadığı halde böyle bir eğilimde bulunabilmektedir.
Öğrenci lise 1. sınıfta aldığı takdir veya teşekkür belgesine aldanıp her bölümde başarılı olabileceğini zannedebilmektedir. Eğilimine dikkat etmeden yanlış gruba girebilmektedir.
Aile baskısı veya arkadaş grubuna takılıp istemediği bölümlerde eğitim alan öğrenciler de az değildir.
Ezberleyerek öğrenmeye çalışan öğrenci gruplarına değinmiştim.Bu öğrenciler sıfır puan alan öğrencilerin büyük çoğunluğunu oluşturmaktadır.
Bu sebepler istemediği bölümden üniversite sınavına giren bir öğrencinin sıfır puan almasına sebep olabilmektedir.
MEB liselerdeki bölüm tercihlerinin önemini prosfesyonel anlamda öğrenciye anlatmalıdır.Okullardaki rehberlik öğretmenlerin telkinleri ve toplu konferanslar yoluyla bu bilinçlendirme yapılabilir.
Hepsinden önemlisi bu tercih yasal bazı prosedüre bağlanarak sadece öğrencinin değil rehberlik öğretmeninin raporu göz önünde bulundurularak da yapılmalıdır.
Liselerde ezbere pirim verilmemeli. Öğrencilerin anlatılan konuları iliklerine kadar hissetmeleri, yaşamaları yani mantığını kavrayarak öğrenmeleri sağlanmalıdır. Laboratuvarlar işlevini yerine getirmelidir okullarda.
Etkili olabilecek bir noktada üniversite sınavında lise 1-2 ve 3’ün hepsini soru sorulmalıdır.Lise3’üncü sınıf resmiyette olmasına rağmen pratikte fotokopilerle geçiştirilen bir sınıf olmuştur.
Eğitim sistemimizde yapılması gereken çok iş var. Hayırlısı!


mr.fizik67@mynet.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002