Kasım 2008

Ö T E S İ

 

09.12.2019 



Kuşbakışı

 
Şahin Zenginal

İPLER KİMİN ELİNDE?


Söz gelişi, memurlara zam konusu… Normalde, Maliye Bakanlığı bütçesini hazırlar, Bakanlar Kurulu’na sunar. Bakanlar Kurulu’nda görüşülüp karara bağlandıktan sonra TBMM’ye gönderilir. Meclis kabul eder ve yürürlüğe girer. Ama bizde böyle olmuyor.Maliye Bakanlığı önce IMF’ye gönderiyor. IMF’nin istediği düzeltmeler yapıldıktan ve onayı alındıktan sonra Bakanlar Kurulu’nda ve Meclis’te görüşülüyor. İp kimin elinde acaba?

Çok anlatılan bir fıkradır. Cahilin biri, yüksek yerden torpiliyle bir köye hoca olarak atanmış. Atanmış atanacağına da ne yapacağını bilmiyor. Çaresizlik içinde, bir o yana bir bu yana debelenip duruyor. Sonunda köyden gözüne birini kestirmiş ve durumunu anlatmış. O kişi de hocadan cahil, ama bizimki farkında değil. Sonunda anlaşmışlar.

Hoca, vaaz için kürsüye çıktığında ayağına bir ip bağlayacak, ipin bir ucu da en ön safta yerini alacak olan köylünün elinde olacak. Vakit gelmiş, bizim hoca kürsüye çıkmış. Tam bismillah deyip vaaza başlayacak ip çekilmiş. Hoca acaba hata mı ettim diye durmuş. Tekrar söze başlayacak olmuş, köylü yine ipi çekmiş. Hoca değişik bir konuya girmek istemiş, köylü yine ipi çekmiş.

Bu arada cemaatin de sabrı tükenmiş; “Hocam ne anlatacaksan başla artık” diye homurdanmalar yükselmiş. Hocanın da sabrı tükenmiş; “Konuşmasına öyle bir konuşacağım ki, ama ipin ucunu birinin eline verdik, rahat bırakmıyor ki….”

Son zamanlarda Türkiye’nin durumunu düşündükçe hep bu fıkra aklıma geliyor. Türkiye’de Meclis var, yürütme organı olarak Başbakan’ın başkanlığındaki Bakanlar Kurulu ile Cumhurbaşkanı ve yargı organları var. Buna rağmen bazen Türkiye’yi kimin yönettiği konusunda şüphelerimiz oluyor.

Söz gelişi, memurlara zam konusu… Normalde, Maliye Bakanlığı bütçesini hazırlar, Bakanlar Kurulu’na sunar. Bakanlar Kurulu’nda görüşülüp karara bağlandıktan sonra TBMM’ye gönderilir. Meclis kabul eder ve yürürlüğe girer. Ama bizde böyle olmuyor.

Maliye Bakanlığı önce IMF’ye gönderiyor. IMF’nin istediği düzeltmeler yapıldıktan ve onayı alındıktan sonra Bakanlar Kurulu’nda ve Meclis’te görüşülüyor. İp kimin elinde acaba?

Veya hükümet bir kanun taslağı hazırladı. Örneğin son çıkan Türk Ceza Kanunu… Kanun daha komisyonlarda bile görüşülmeden AB yetkililerine gönderiliyor. AB’nin onayı alınıyor, ondan sonra Meclis gündemine geliyor. AB’nin istemediği hiçbir düzenleme taslağa girmiyor, girse de hemen çıkarılıyor. Zina ile ilgili düzenlemede olduğu gibi…

Daha da acısı milletlerarası antlaşmalar, TBMM’de kabul edilen kanunların da üstünde tutuluyor. 7 Mayıs 2004’te Meclis’te kabul edilen ve 21 Mayıs 2004’te de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa değişikliği ile, Anayasamızın 90. maddesine şu fıkra eklendi: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.”

Daha açık ifadeyle, sen hangi kanunu çıkarırsan çıkar, antlaşmalarımıza aykırıysa, bizim istemediğimiz türdense hiçbir hüküm ifade etmez… Nerede yasama özgürlüğü?

Peki sorarım size ip kimin elinde?

Yargıda da durumun çok farklı olduğunu düşünmeyin. DEP davasındaki gelişmeleri hepimiz gördük. AİHM kabul etmediği için DEP’liler yeniden yargılanıp beraat ettirilmediler mi?

Benim en çok garibime giden ise hükümetin tutumu… IMF, Türkiye’de sık sık yaptığı teftişler ve gözden geçirme toplantıları ile ekonomimizi istediği gibi evirip çeviriyor. Her istediğini yaptırıyor. IMF’nin her istediğini yapan hükümet de, pek olmuyor ama kazara başarılı bir iş olsa hemen sahipleniyor. Söz gelimi enflasyon biraz durulur gibi oldu ya… “Enflasyonu düşürdük” diye kendilerini öve öve yere göğe sığdıramıyorlar. Kötü giden işler için de IMF’yi suçluyor.

Tembel ve başarısız öğrenciler gibi… İyi not alınca “Ben aldım” derler, kötü not olunca “Öğretmen verdi” deyip işin içinden çıkarlar.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002