Kasım 2008

Ö T E S İ

 

06.12.2019 



Gezi

 
Banu Erkmen

Bir Pazar Sabahı, İstanbulda Boğaz Turu..... (I)


Artık yılın güneşli olabilecek son güzel günlerini yaşıyoruz. Sizler için bu ay bir boğaz turu yapacağım. Masal şehir İstanbul’un yayıldığı iki kıta arasında gidip geleceğiz.

Boğaz turu yapmak için en rahat ve ekonomik seçenek kesinlikle şehir hatları vapurlarıdır. Başlangıç iskelesi Eminönü’ndedir. Kış mevsiminde günde bir kere saat 10.30’da, yazları ise buna ilave olarak öğlen 13.30’da birer vapur kalkmaktadır. Bunun yanı sıra daha ufak özel teknelerle yapılan turlardan mümkünse uzak durun. Hem fazla gürültülü hem de büyük bir karmaşa olacaktır geziniz. Yazın turist grupları ile ağzına kadar dolu olduğu için benim size tavsiyem turistlerin yavaş yavaş çekilmeye başladığı bugünlerde böyle bir tur yapmanız.
Eminönü’nden hareket eden vapurumuz sıra ile boğazın iki kenarına yerleşmiş birbirinden güzel semtlerin ufak iskelelerine uğrayacak. Ağır ağır Galata Köprüsü’nü arkamızda bırakarak birinci köprüye doğru ilerliyoruz Sol yanımızda İstanbul’un en eski ticari kolonileri olan Cenevizlilerin yerleşimi Galata ve kulesi, onun eteklerine doğru uzanan Karaköy rıhtımı, sağ yanımızda ise dünyanın en güzel manzaralarından biri olan; sırasıyla Sarayburnu’nun yeşillikleri üzerinde uzanan Topkapı sarayının binaları, Ayasofya ve Sultanahmet Camisi’nin eşsiz 6 minaresi var. Vapurumuz sola doğru dümen kırdığında yeni restore edilmiş olan Kız Kulesi’ni göreceğiz. MÖ. 4. yy. da Komutan Chares’ın karısı için anıt mezar olarak yapılan kule daha çok gümrük işlemleri için kullanılmıştır. Ama en yaygın bilinen efsanesi aşka yasaklı güzel rahibe Leandros ile sevgilisi Hero’nun kulede buluştuğu ve fırtınalı bir gecede sevgilisine ulaşmak istiyen zavallı Hero’nun Kız Kulesi’ne doğru yüzerken çıkan fırtınada dalgalar arasında boğulduğu trajik hikâyedir. Üsküdar kıyılarından ilerleyerek Boğaziçi Köprüsü’nün iki ayağına kurulmuş İstanbul’un iki güzel semtini göreceğiz. Asya tarafında Bizans döneminde İstavroz bahçeleri olarak bilinen, Abdülaziz döneminde yapılmış ve Sultan II. Abdülhamid’in son altı yılını yaşadığı, hayata gözlerini yumduğu Beylerbeyi Sarayı karşılarken, Avrupa tarafında Ortaköy ve zarif görünümlü İstanbul camilerinden biri olan Ortaköy Camisi yer almakta. Rıhtımdan sonra sırası ile Nusretiye Camisi (1826) gümrük binalarının hemen ardından Mimar Sinan Üniversitesi, Dolmabahçe Camisi ve son dönem Osmanlı saraylarından Dolmabahçe Sarayı, DGM binaları, bugün dünyanın en ünlü otellerinden olan Çırağan Sarayı binaları, Galatasaray Üniversitesi, İstanbulun en eski liselerinden olan Kabataş Erkek Lisesi ve Abdülaziz’in bazı tarihçilere göre bileklerini makasla keserek intihar ettiği Feriye Sarayı’nın binaları yer alır. Tophane’den başlayan karayolu üzerinde Amerikan pazarı olarak bilinen Tophane çeşmesinin hemen arkasında onlarca küçük nargileci ile dolu kafelerin bulunduğu yer son yıllarda epeyce popüler olmuş özellikle yaz akşamları için hoş bir seçenektir. Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki ağaçlı yol ve Yıldız Korusu en zevkli yürüyüş yollarından biridir. Sonunda ise pazar günlerinin vazgeçilmez duraklarından olan küçük takı tezgâhları, kahveleri ve kumpircileri ile dolu Ortaköy meydanına ulaşılır.Üsküdar’dan devam ederken sağ yanımızda pek çok TV dizisine platoluk yapan küçük sevimli Kuzguncuk var. Türk milletinin hoşgörüsünün ve bütün dinlerin birliğini görebileceğiniz bir semt burası; yan yana bir Musevi mezarlığı iki Rum ortodoks kilisesi ve bir cami yer almaktadır. Özellikle Musevi vatandaşlarımız için Kudüs ile yanyana denmekte ve önemi bu şekilde anlatılmaktadır. Üsküdar’dan Kadıköy’e uzanan ve Kız Kulesi’ne kadar devam eden yol ise Salacak’tır. Ve gün batımında yürüyüş yapmak için son derece zevkli bir yoldur.
Biz vapurumuz ile deniz yolundan devam edelim. Ortaköy’den sonra sahil yoluna uzanmış boğaz mahalleleri Kuruçeşme, Arnavutköy ve Bebek’i göreceğiz. Artık yavaş yavaş boğazın muhteşem ahşap malikâneleri gözlerimizin önüne seriliyor. Bu binalar dünyanın en pahalı emlâkleri arasındadır. Hem tarihî değerleri vardır, hem de işçilikleri birer sanat eseridir. Bu sırada yalıların yanısıra bir süre güzel kafe balık restoranı bulunuyor. Özellikle de Bebek’te meşhur badem ezmecisi, boğazda özel yapılan dondurma ve waffle yiyebilirsiniz. Boğazın Avrupa tarafı daha hareketli, küçük dükkânlar, gece kulüpleri, eğlence yerleri ve restoranlar ile cıvıl cıvılken, Anadolu tarafı daha kendi halinde, sakin ve Türk mahallelerinin eski bozulmamış kendi havasındadır. Hareketi ve eğlenceyi batıda bulurken doğu tarafı size huzurlu bir atmosfer sunar. Doğuda Beylerbeyi’ni geçtikten sonra Çengelköy gelir. Lezzetine doyulamayan, bugün yalnız adı kalan salatalığı ile tanınan semtte Çınaraltı meydanında çay içmek, tepelerinden boğazı seyretmek pek çok şaire ve yazara ilham vermiştir. Çengelköy’ü hemen geçince bütün görkemiyle, Atatürk’ün de okumuş olduğu Kuleli Askeri Lisesi gelir; yolumuza devam ediyoruz.
Artık yavaş yavaş ikinci boğaz köprüsüne doğru geldik; karşılıklı iki hisar inşa edilmiş buraya. Rumeli Hisarı ve ona kıyasla daha küçük olan Anadolu Hisarı. 4 ay gibi kısa bir sürede İstanbul’un fethinden hemen önce inşa edilen Rumeli Hisarı boğazın en dar yerinde ve son derece stratejik bir noktadadır. Bizans imparatoru yapılmaması için çok diller dökmüş ama Fatih Sultan Mehmet “Benim kılıcımın hükmettiği yerlere sizin imparatorluğunuzun hayalleri bile ulaşamaz!..” diyerek inşasına devam etmiştir. Bugün pek çok konsere ve organizasyona ev sahipliği yapan Hisar’ın hemen arkasında ise Boğaziçi Üniversitesi uzanmaktadır. Tam karşısındaki Anadolu Hisarı ise 1394 yılında Göksu deresinin döküldüğü yere boğaz geçişlerini kontrol etmek için İstanbul’u ilk kuşatan Sultan II. Beyazıt tarafından yaptırılmıştır. Daha küçük ve mütevazı görünümlü olan kalenin bulunduğu semt aynı adla anılmaktadır.
Boğaz yazısının ve gezisinin ilk bölümünün sonuna geldik. Buradaki semtlerin hepsi tek başına birer yazı konusu ama öncelikle genel görünümünden bir tad almak için vapurumuzun penceresinden çayımızı yudumlayarak seyrediyoruz İstanbul’un bütün yüzyıllarına ev sahipliği yapan martıların eşliğinde. Turumuzun devamında Kavaklar’a kadar gideceğiz. Baharda boğazın rengi olan erguvanlar açarken bu mevsimde sararmaya başlamış yaprakların binbir tonunun saçıldığı korular, sahillerdeki rengârenk tarihî yalılar, denizin iyot kokusu burnumuza çarparken İstanbul’da yapılacak en keyifli turlardan biri Boğaz turu.


ufuk@ufukotesi.com

Bu yazı toplam defa okunmuştur.

Ufuk Ötesi Gazetesi'nde yayınlanan yazı, haber ve fotoğraflar kaynak gösterilerek iktibas edilebilir.

UFUK ÖTESİ.COM

BU YAZIYI TAVSİYE EDİN

Adınız  Soyadınız

E-posta adresiniz
Arkadaşınızın e-posta adresi

 

Yazdır  - Sayfanın Başına Dön 

 

 Sayı :79

 KÜNYE
 
 ARŞİV
 
 ABONELİK
 
 REKLAM
 
 
  YAZARLAR
 Ali Arif Esatgil
Bayrak gibi yaşamak...
 Alptekin Cevherli
En zor yazım…
 Doç. Dr. Fethi Gedikli
Şimşek gibi çakıp geçen ülkücü
 Dr. Yusuf Gedikli
Sevgili Kemalciğim, candaşım, kardaşım, arkadaşım…
 Kemal Çapraz
Son söz...
 Olcay Yazıcı
Asil Neslin Son Temsilcisi: Kemâl Çapraz
 Bayram Akcan
“BOZKURT” Kemal ÇAPRAZ
 Aydil Erol
Bu çapraz, kimin çaprazı?!!
 Şahin Zenginal
Sensiz hayat zor olacak
 Ünal  Bolat
Sevdiğini Türk için seven Alperen
 Hayri Ataş
“YA BÖYLE ÖLÜM DEĞİL Mİ ERKEN”
 Mehmet Türker
Türk Dünyasının dervişi
 Mehmet Nuri Yardım
Kemal Çapraz diye bir kahraman
 Prof Dr. Ali Osman Özcan
Ufuk Ötesinde Çapraz Ateş
 Orhan Seyfi Şirin
Çapraz doğuştan ‘Reis’ti
 Rasim Ekşi
Kardeşim Kemal’in Vasiyeti
 Dr. Orhan  Gedikli
Sevgili Kemal Kardeşimin Ardından
 Özdemir Özsoy
Seni unutamayız
 Dr. Ünal Metin
“Ufuk Ötesi” yaşıyor
 Süleyman Özkonuk
Öteki Ufuk
 Zeki Hacı ibrahimoğlu
30 yıllık dostumdu
 Aybars Fırat
Kastamonu Beyefendisi
 Coşkun Çokyiğit
Kemal Çapraz “Tek Ağaç”lardandı
 Baki Günay
Kırım Meclisinde Kemal Çapraz sesleri
 Cem  Sökmen
Metropoldeki dâvâ adamı: Kemal Çapraz
 Ahmet Tüzün
İz Bırakan
 Hüseyin Özbek
Kemal Bey
 Asuman Özdemir
Sermayeye kurban gittin…
           
       
 
   

Karahan 2002